karikat21.jpg

Uluslararası – bölgesel olaylar ve Araplar

İşte Filistin, Araplar tarafından desteklenen düşmanın bıçağı ile lime lime doğranıyor. İşte Arap Baharı ve petrol fiyatlarını düşürerek servetlerini yağmalamak için planlanarak, Kaşıkçı'nın öldürülmesine varan olaylar zinciri. İşte, Arapların çoğunluğunun hiçbir söz hakkı bulunmaksızın kendi kaderlerinin nasıl çizildiğini ekranlardan izlerken, ilmek ilmek işlenen "yüzyılın anlaşması".

20 Aralık 2018 Perşembe

İNTİZAR - Kalbi, vicdanı ve yaralarıyla vatanına ait olanlar, herkesin şerefini koruyan özgür ve aziz bir vatana inananların kontrolü dışındaki araçlarla topraklarında ve ülkenin dört bir yanında halkın yanı başında yaşanan bir savaşı izlerken, sadece acı hissedebilir.

İşte Filistin, Araplar tarafından desteklenen ve finanse edilen düşmanın bıçağı ile lime lime doğranıyor. İşte Arap Baharı ve Arapların bölgesel rolünü sona erdirmek ve petrol fiyatlarını düşürerek servetlerini yağmalamak için hassas bir şekilde planlanarak, Kaşıkçı'nın öldürülmesine varan olaylar zinciri. İşte, Arapların çoğunluğunun hiçbir söz hakkı bulunmaksızın kendi kaderlerinin nasıl çizildiğini ekranlardan izlerken, ilmek ilmek işlenen “yüzyılın anlaşması”.

Bu savaş, bugün orada veya burada çıkarılan küçük birer çatışmadan ibaret değildir. Asıl savaş, İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyayı parçalayan olayların başlamasının ardından ortaya koyulan yeni dünya düzeni ve bu savaşın sonucunda ortaya çıkan uluslararası politik yapılar için verilmektedir. Bugün dünyanın gerçek savaşı, bu politik yapı, bu yapıyı kimin oluşturduğu ve 21. yüzyıl boyunca kullanılacak olan kuralları kimin koyacağı ile ilgilenmektedir.

Belki de dünyada ve bölgede meydana gelen olaylarda şahit olduğum gelişmeler, bu yapının başlıca tezahürleridir. Ancak bu olayların her biri aynı yapıya sahip değildir. Çünkü hala dönüşüm, gelişim ve tamamlanma halindedirler. Son şekillerini henüz almadılar. Bu bağlamda Çin ve Rusya'nın Doğu'yu yöneteceği ve küresel yönetimde ise temel kutup olacaklarına kesin gözü ile bakılmaktadır.

İki tarafın ekonomik ve askeri gücünün yanı sıra, Çin ve Rusya'nın önümüzdeki yirmi yıl boyunca uygulamak için çalıştığı stratejileri ve planları, bunu doğruluyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ise, gelecek dünya düzeninde yeni bir konum kazanabilmek için savaşmaya devam ediyorlar. Peki, bu durumda Atlantik'teki ilişkiler, İkinci Dünya Savaşından sonra olduğu gibi mi kalır, yoksa Avrupa ülkelerin bir kısmı, yeni düzende kendilerini farklı bir yerde mi bulacaktır?

Tamda bu mesele, Avrupa'nın bugün yaşadığı sorunların kaynağıdır. Çünkü Avrupa ülkeleri, ABD'den bağımsız hareket edebilmek için mücadele ediyorlar. İran'ın Nükleer Enerji Anlaşması konusundaki konumları, bu konuda örnek teşkil ediyor. Aynı bağlamda Macron'un Avrupa Ordusu oluşturma zaruretine yönelik açıklamaları da, bu eğilim ve isteği ortaya koyuyor. Ancak şu ana kadar gelecekle ilgili ortak bir Avrupa vizyonu oluşturulmamıştır, belki de hiç olmayabilir. Avrupa'nın bu kutsal Atlantik bağlantısını kırmak için başlattığı mütevazi girişimlerin ardından, Macron'un ders alması ve diğer Avrupa ülkelerinin, Amerika'nın siyasi kararlarından bağımsızlık kazanma hayalleri kurmadan önce defalarca hesap yapması için, Fransa'da gösteriler ve problemler baş gösterdi.

Ancak Avrupalılar bu yola girdi ve hiç şüphesiz öyle ya da böyle bir şekilde devam edeceklerdir. Beklenmeyen bir son ile karşılaşabilirler. Avrupa Birliği sözleşmesinin sayfasını kapatacak ve Avrupa Birliği'nin hesaba katmadığı diğer uluslararası ve bölgesel gruplaşmalar ortaya çıkabilir.

Asıl çatışma ise, Arap dünyasının kimliğini bu bölgeden söküp atmak ve Siyonist devletini Ortadoğu'daki Batının egemen gücü olarak kabul ettirmek için, Ortadoğu bölgesi dedikleri yerde kalır. Arapların bölgedeki rolünün sona ermesi ve Amerika'nın yönetimi ile İsrail'in egemenliği altındaki ajanların kabul edilmesi ile birlikte, çatışma sona ermiştir. Böylece Arap dayanışması öldürüyor ve Arapların birliği, terör enkazının altına gömülüyorken, Siyonist rejim ise rolünü genişletiyor ve gücünü arttırıyor.

Öte yandan, bölgedeki İran İslam Cumhuriyeti ve Türkiye, kimsenin görmezden gelemeyeceği bir güç haline geldiler. ABD ve Avrupa'nın İran'a yönelik çatışmaları, bu ülkenin büyüklüğü ve gücünün farkına vardı.

Araplara dönecek olursak, çoğunluğu yolunu kaybetme aşamasına girdi. Arap milletinin toplumsal bilinci olmadan, günlük çıkarlar sağlayan küçük politikaların onları düşmanın kucağına ittiğine, onların iradesini sonsuza dek ellerinden aldığına ve yenidünya düzeninin oluşturulması üzerindeki rollerinin sona erdiğine inanmaksızın, her biri ayrı telden çalıyor. Arapların bu gerçeği, on yıllardır siyasi liderlerinin yetersizliğinden, bazılarının düşman ile gizli ya da açık anlaşmalarından, ulusal kurumların oluşturulması ve devamlılığı için gereken gerçek ve sağlam mekanizmalarının olmayışından, tarihi okumamalarından, gerçek tarihin yazılmamasından, eğitimsizlikten ve bu gerçeği değiştirebilecek çalışma mekanizmalarını geliştiren düşünce kaynaklarına önem vermemelerinden kaynaklanıyor.

Bölgede son yirmi yılda çok sayıda önemli gelişme yaşandı. Irak, komşuları ile olan savaşının ardından Amerika tarafından işgal edildi. Daha sonra Arapların bilinci ve farkındalıklarına şiddetli bir darbe indirmek ve mezhepçi - ırkçı söylemler ile Ortadoğu'yu ateşe atmak için başlatılan Arap Baharı yaşandı. Son olarak İsrailliler tarafından yönlendirilen Körfez medyası, eski ve yakın tarihi çarptırarak dostu düşmana, düşman İsrail'i ise dosta çevirdi. Tüm bunlar yaşanırken, Arapların politika ve entelektüel düşünce üretimleri ise yok denecek kadar azdı.

Belki de, sayıları ne olursa olsun bu ümmete inananların elinde tuttuğu bağımsız karar meşalesini korumak için bugün çözüm, Direniş Ekseninin Rusya ile ve gelecekte Çin ile sıkı bir ittifak kurması olabilir. Arapların ulusal kimliğini yeniden kazanması, olan bitenler hakkında toplumsal farkındalık yaratmak, olaylara karşı Arapların rollerini sürdürmelerini ve güç unsurlarını beslemelerini sağlayan bir strateji ile savaşmaları için, tüm Arap ülkelerindeki Araplar ile birlikte sistematik ve ciddi bir şekilde çalışılmalıdır.

Ne sorun sadece Filistin'dir, ne de hedef sadece Filistin'i tüketmektir. Yüzyılın anlaşmasının hedefi, hangi Arap ülkesi olursa olsun geleceğe dair kurdukları hayallerini yok etmenin yanı sıra, bu ülkelerin karar mekanizmalarını elinde tutmak ve Siyonizm'in bir asırdan fazla süredir diktiği elbiseyi bu bölgeye giydirene kadar düşmanın isteklerini yerine getirecek yüksek temsilcilerin bölgeye atanmasıdır.

Arapların gelecekteki rolünün belirlenmesi için tarihi bir andayız. Araplar bugün kimlik, aidiyet ve etrafta olup bitenler ile tehlikeleri görebilecek bir toplumsal akıl zorunluluğunu gündeme getirerek işe başlamalıdır. Gerçek çözüm, kendilerine dayatılan tüm yolları reddetmek ve toprakları, tarihleri ve bölgelerinin geleceği üzerindeki haklarını Araplara garantileyecek yeni yollar bulmaktır.

Buseyna Şaban
Kaynak: El-Meyadin
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler