873x400.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Arap ülkeleri Suriye ile ilişkilerine geri dönüyor, peki, Suriye onlara dönecek mi?

Arap ülkeleri Suriye ile ilişkilerine geri dönüyor, peki, Suriye onlara dönecek mi?

Arap ülkelerinin Şam'a dönüşünün Suriye'nin zaferinin en belirgin göstergelerinden biri olduğunu vurgulamak gerekiyor. Eğer bu politik ve ekonomik geri dönüşün ardındaki sebep, 8 sene boyunca Suriye'ye saldıran Arapların, “Suriye ile İran'ın ilişkilerine darbe vurma” planlarını meydanlarda gerçekleştirememeleri ise, buna müsaade edilmesinin imkânsız olduğunu da vurgulamak gerekiyor.

10 Ocak 2019 Perşembe

İNTİZAR - Suriye ile Arap ülkelerinin ilişkilerinin yeniden kurulması, Arapların girişimiyle jet hızıyla yürütülse de, Şam'ın Arap ülkelerine dönüşü, Suriye'nin mevcut durumundan hareketle başlatılmalıdır. Zira bu ülke, 2011 yılından bu yana hem iç hem de dış sebeplerden kaynaklanan politik, ekonomik ve toplumsal boyutları olan çok yönlü ve karmaşık bir krizin acılarını çekmeye devam ediyor. Diğer yandan, Araplar ve bölgesel sistemleri, bölgede kilit bir rol üstlenmeye devam ediyor. Bundan dolayı, Araplar ile yeniden ilişki kurmak için, krizden çıkış ve ülkenin uğradığı zararın tazminine destek sağlanması, Şam yönetiminin önkoşulu olmalıdır.

Arap ülkelerinin Suriye ile yeniden resmi ilişki kurma taleplerinin, pek çok gösterge ile ortaya koyulmasının ardından, Suriye yönetimi de Araplar ile yeniden ilişki kurmaya yeşil ışık yaktı. Bu göstergelerin ilki, Suudi Arabistan'ın Suriye'ye karşı pozisyonunu değiştirmesi oldu. Eski Dışişleri Bakanı Adil el-Cubeyr bu değişimi dile getirirken, Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Velid Muallim ise, Moskova'dan yaptığı açıklama ile bu pozisyon değişikliğini olumlu karşıladı. İkincisi gösterge, Muallim'in Umman Sultanlığına düzenlediği ziyaret oldu. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Toplantısı sırasında verilen arada, Velid Muallim'in Bahreyn Dışişleri Bakanı Halid bin Muhammed Âl-i Halife ile bir araya gelmesi de, Araplar ile Suriye'nin ilişkilerinin yeniden kurulduğuna dair göstergelerin üçüncüsü oldu. Bunun yanı sıra, Irak Dışişleri Bakanı da Şam'a ziyarette bulundu.

Tüm bunların ardından Ürdünlü bir parlamento heyetinin Şam'a resmi ziyarette bulunması ve Devlet Başkanı Beşar Esad ile temasta bulunmaları üzerine, Ürdün'de Başkan Esad'ı destekleyen gösteriler düzenlenerek Suriye ile ilişkilerin yeniden kurulması talep edildi. Daha sonra ise, Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan el-Beşir de, Şam'a resmi ziyarette bulunarak, Başkan Esad ile görüştü. Emirlikler ve Bahreyn ise, Şam'daki elçiliklerini geri açtı. Arapların resmi pozisyonlarındaki bu değişim, Suriye'nin Arapların çatısı altına geri dönüşünün, memnuniyetle karşılandığını gösteriyor.

Konuyu daha iyi anlayabilmek üzere aşağıdaki bilgileri derledik:

1- Körfez İşbirliği ülkelerinin Suriye ile yeniden ilişki kurma istekleri, 2011 yılından beri devam eden savaşta Suriye'nin zaferini kabul etme çerçevesi dışına çıkmıyor.

2- Suriye krizine karşı gelişen hâlihazırdaki konumlanmalar, Körfez işbirliği ülkelerinden referansları olan İslami örgütler dosyasının, Vahhabi Suudi Arabistan karşısında, İhvancı Türkiye'nin eline aktarıldığını gösteriyor.

3- Amerika'nın, Türkiye-Suudi Arabistan düşmanlığı ve Suriye'deki jeopolitik çıkarlar çatışmasının artışı yönündeki isteği ile bölgedeki Amerikan-Rus rekabetinin üzerine oynayan Türkiye'yi kontrol altına alma hedefi vardır.

4- Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, Müslüman Arap dünyasında etkisini çok daha fazla genişletmek isteyen Türkiye'nin önünde kapıların açılmasında pay sahibi olan Suriye'nin kapılarının kapatılmasını istiyor.

5- Suudi Arabistan Krallığı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, bir dizi baskıya maruz kalıyor. Bu baskıların sonuncusu, İstanbul'daki Suudi konsolosluğunda öldürülen Cemal Kaşıkçı davasından dolayı Amerika ve Türkiye'den geliyor.

6- Türkiye ile müttefik olan Katar ve Vahhabi Suudi Arabistan arasındaki etki ve rol çatışması ile ilgili Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasında iç anlaşmazlıklar meydana geldi.

Suriye-Arap ilişkilerinin geleceğinin şekillendirilmesi süreci, Suriye'ye birçok fırsat sunmayı ve en kısa sürede ülkenin krizden çıkmasını sağlamayı gerektiriyor. Aynı şekilde, geri dönüş ilk aşamada teröre desteğin durdurulması ve yaptırımların kaldırılması ile net bir şekilde şartlandırılacağı ve Araplar ile ticari ilişkilerin yeniden sağlanacağından dolayı, Suriye için önemli bir ekonomik kalkınma olacaktır.

Suriye'de sözde “Arap Baharı” ile Arap Birliği Kurumunun alışverişinin durdurulması, bölgesel Arap düzeninin gerçek yüzünü ve Arap ülkelerinin başarısızlığının boyutunu ortaya koyan bir delil oluşturdu.

Bölgesel Arap sistemi, askeri, bilimsel, teknolojik, dini reformlar ve siyasi araçlarını destekleyerek ve geliştirerek ilerlemek için, yeteneklerini kullanmak konusunda başarısız oldu.

Bu düzen tarihi boyunca, Arap devletlerinin bağımsızlığını kazanmasından bu yana değişmeyen bir gerçeği göstermiştir. Bu, Arapların bölgesel kurumları içerisinde kararlaştırılan politikaların uygulamamasının, uluslararası ve bölgesel güçlerin bu rejimleri parçalamaya götürdüğü gerçeğidir.

Belki de bölgesel Arap sisteminin en karmaşık problemlerinden biri, kimlik krizidir. Küreselleşme, bu krizin sebeplerinden biri olsa da, bölgesel Arap sistemi ve kurumlarının zayıf başarıları ve ortak Arap eyleminin alaşağı olması, bu krizin içinin boşaltılmasına katkı sağladı.

Buna karşın Arapların komşusu olan ülkelerin her biri, köklü bir ulusal kimlik kazanmak konusunda ilerleme kaydetti. Bu sırada bölgedeki Arap rejimleri ise Irak işgali ve Körfez ülkelerindeki Amerikan üsleri gibi hem dışardan, hem de terör örgütlerinin kurulması ve ulusalcılığın canlandırılması gibi içeriden güçlü saldırılara maruz kaldı.

Bu durumda, Arap ülkelerinin Şam'a dönüşünün Suriye'nin zaferinin en belirgin göstergelerinden biri olduğunu vurgulamak gerekiyor. Eğer bu politik ve ekonomik geri dönüşün ardındaki sebep, 8 sene boyunca Suriye'ye saldıran Arapların, “Suriye ile İran'ın ilişkilerine darbe vurma” planlarını meydanlarda gerçekleştirememeleri ise, buna müsaade edilmesinin imkânsız olduğunu ve Suriye devletinin hedefinin topraklarını tamamıyla terörden temizlemek ve ülkenin birliği ile istikrarını korumak olduğunu da vurgulamak gerekiyor.

Kaynak: El-Vatan
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler