64672-cats.jpg

Venezuela darbesi, İran savaşının provasıdır

Petrol meselesi Venezuela'ya yaşananların arkasındaki birinci unsurdur. İkinci mesele ise, elbette Amerika'dır. Başkan Trump İsrail ile birlikte, Ortadoğu'da İran ve Suriye'ye karşı savaş planlamıştır. Şu an ise, Venezuela'ya doğrudan askeri müdahalede bulunmayı planlıyor. Üçüncü mesele ise ablukadır. Zira Venezuela on senedir abluka altında, çünkü Amerika'ya ve hegemonyasına karşı çıkıyor.

27 Ocak 2019 Pazar

İNTİZAR - Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, 

Değerli izleyenler, bu haftaki buluşmamıza hoş geldiniz. Bu çok ayrıcalıklı bir hafta, çünkü bu video, bu hafta içerisinde yayınladığımız üçüncü videodur. Bilindiği gibi, yılsonunda çektiğim videoda, sizlerin yeni yılını tebrik etmiş ve önümüzdeki yılın sürprizlerle dolu belirleyici bir yıl olacağından söz etmiştim. Bu hafta yayınlanan söyleşimizde, bölge hakkındaki endişeli meselelerden başlayarak Sudan ve Suriye hakkında konuştuk, daha sonra İsrail'in saldırılarını irdeledik. Bu söyleşimizde ise, Venezuela'da son günlerde yaşanan önemli gelişmelere değineceğiz.

Son zamanlarda Venezuela'da meydana gelenler, başta petrol olmak üzere pek çok unsurdan dolayı doğrudan doğruya, ya da dolaylı yollarla Ortadoğu bölgesi ile bağlantısı bulunan olaylardır. Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervini barındırmaktadır. 300 milyar varilden fazla petrol rezervine sahip olan Venezuela'nın, Suudi Arabistan'dan daha fazla petrolü vardır. Nitekim Suudi Arabistan, 265 milyar varil petrol rezervine sahiptir. Petrol meselesi Venezuela'ya yaşananların arkasındaki birinci unsurdur. İkinci mesele ise, elbette Amerika'dır. Başkan Trump İsrail ile birlikte, Ortadoğu'da İran ve Suriye'ye karşı savaş planlamıştır. Şu an ise, Venezuela'ya doğrudan askeri müdahalede bulunmayı planlıyor. Üçüncü mesele ise ablukadır. Zira Venezuela on senedir abluka altında, çünkü Amerika'ya ve hegemonyasına karşı çıkıyor.

Hugo Chavez'in zamanında Venezuela, Filistin halkı ile Filistin davasının yanında, İran ambargosu ile Irak savaşının da karşısında durdu. Bahsi geçen üç unsur, Venezuela'yı Ortadoğu bölgesine çok yakın hale getirmiştir. Burada yaşananlar, Arap bölgesinde yaşananlara çok yakındır. Bu mevzuyu daha sonra detaylı bir şekilde açacağız. Peki, niçin şu an Chavez'den ve Maduro'dan bahsediyoruz? Çünkü tüm dünyanın gözü önünde dürüstçe seçimlere girerek yüzde 70'ten fazla oy ile kazanan Maduro ülkenin seçilmiş yasal başkanı iken, Guaido kendisini başkan ilan etti.

Amerika hem Obama'nın başkanlık döneminde, hem de Trump döneminde Venezuela'nın peşini hiç bırakmadı. Venezuela'nın istikrarını istemeyen Amerika, bu ülkenin açlık ile mücadele etmesinden memnun oluyor. Nitekim Amerika'nın ablukası, Venezuela'da neredeyse ekonomik bir çöküşe yol açtı. Yüzbinlerce kişi hayatta kalacak bir lokma bulabilmek için Venezuela'dan komşu ülkelere göç ediyor. Tüm dünya onların açlığına seyirci kalıyor. Trump, olayların başlangıcı ile birlikte ilk anda çıkıp Guaido'yu desteklediğini ve onun Venezuela'yı yönetecek geçici başkan olması gerektiğini açıkladı. İyi de bu ülkenin zaten bir başkanı var. Guaido başkan değil ki, hayır!

Trump karar verici olmak ve kimin başkan olacağını belirlemek istiyor. Tıpkı CIA'in 60'lı ve 70'li yıllarda yaptığı gibi, ajanlarını Venezuela'ya ve tüm Güney Amerika'ya dayatmak istiyorlar. Siz, demokrasi ve insan hakları bahanesi ile Latin Amerika ya da Güney Amerika'ya ve Arap ülkelerine müdahale ediyorsunuz. İyi de bu ülkede zaten demokrasi var, ülkeyi seçilmiş bir başkan yönetiyor. Niçin müdahale ediyorsunuz? Trump başarısız oldu, Trump ülkesinin yüz karası, Trump ülkesinde “Birliğin Durumu” konuşması yapamayan tek liderdir. Çünkü Meclis Başkanı onun gitmesini istiyor.

İran'a müdahale edebilmek için Trump'ın Varşova'da yapmak istediği kongre de fiyasko ile sonuçlandı. İran'a karşı bir savaş ya da ülkenin rejimini değiştirmek için kendisine destek olacak yeni bir ittifak kurmak isteyen Trump burada da başarısız oldu. Çünkü sadece ABD'nin araç olarak kullandığı Araplar bu zirveye katılmayı kabul etti. Çünkü bu ittifak, şu veya bu şekilde adeta bir “Dırar Mescidi” mesabesindedir. -İntizar: Peygamber efendimiz (s.a.a.) döneminde bir grup münafığın Kuba mescidi karşısında inşa ettikleri, ancak ilahi emir alan Rasulullah'ın emri ile yıkılan bir mescittir. Çünkü bu mescit, dine hizmet etmek için değil, ümmete zarar vermek için inşa edilmişti.- Amerikalılar, bu konferansı iptal etmek zorunda kaldıklarını reddediyorlar. İptal oldu, çünkü kimse katılmak istemedi.

Şimdi de Venezuela'da galibiyet kazanmak istiyorlar. Açlıkla mücadele eden bu ülkeyi seçerek, liderinin ülkeyi krize soktuğu için gitmesi gerektiğini söylüyorlar. Bir düşünün, bu ülke niçin kriz yaşıyor? Amerika'nın ablukası bu ülkenin aç kalmasına sebep olmadı mı? Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun meşru başkan olmadığını, seçimlerin de yasal olmadığını söylüyor. Size iyi uykular, siz mi bu ülkenin başkanının meşru olup olmadığına karar veriyorsunuz! Venezuela halkı buna karar verdi. Maduro, Venezuela halkının yüzde 70'inin oyunu alarak seçimi kazandı. Kim bu başkanın meşru olmadığını söyleyebilir?

Trump, Venezuela'da tüm seçeneklerin masaya yatırıldığını söylüyor. Nasıl tüm seçenekler masaya yatırıldı? Bunun anlamı, “askeri müdahalede bulunabiliriz” demektir. Eğer çatışmalar ve gösteriler devam eder, hükümet de buna müdahale ederse, Trump oraya gidip işgal mi edecek? Irak'ı işgal ettiği gibi Venezuela'yı da işgal edip yeni kurbanlar verilmesine mi sebep olacak? Dökülen kanın ve çöken ekonominin bedelini kim ödeyecek? Burada çok büyük bir komplo dönüyor ve bu bizim karşı çıkmamız gereken çok büyük bir problem.

Bağımsızlığı olmayan, Amerikan maşası olan ve Amerika'nın çizdiği yörüngede giden ülkeler, Maduro'nun gitmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Kanada, Arjantin, Brezilya, Kosta Rika ve Kolombiya gibi ülkelerin yanı sıra Fransa, Venezuela'da rejimin değişmesi gerektiğini destekliyor. Ancak buna karşın, Rusya ise bunun bir müdahale ve bir savaş projesi olduğunu savunuyor. Çin de aynı şekilde, müdahaleye karşı çıkarak, asla kabul edilemeyeceğini açıkladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Maduro'yu telefonla arayarak “biz sizin yanınızdayız” dedi. Elbette Maduro'nun düşmesini isteyen Arap ülkeleri onu aramadılar. Çünkü Maduro, Amerikan sömürgeciliğinin karşısında duruyor.

Bilindiği üzere, Amerika'nın baskıları karşısında Venezuela'yı desteklemek üzere, Rusya'ya ait dört adet nükleer bomba kapasiteli bombardıman uçağı, bir ay önce Venezuela'nın başkenti Karakas'ın havaalanına indi. Dahası, İran'ın deniz donanması da Venezuela sahili yolunda ilerliyor. Çünkü Venezuela her zaman İran'ın yanında ve ABD'nin İran'a yaptırımlarının karşısında durdu. Venezuela, Domuzlar Körfezi krizi günlerinde, güçlü bir üs haline geldi. Gerçek budur, onlar Venezuela'ya saldırmaya ve rejimi değiştirmeye karar verdiler.

Ben burada dikkatinizi şu noktaya çekmek istiyorum; Amerika'nın bu müdahalesi olumlu ya da olumsuz, Ortadoğu da bize yansıyacaktır. NATO'nun Libya'ya müdahale ettiği gün, şu cümleyi yazmıştım: “Libya prova, hedef Suriye” O zaman bana Suriye'nin Libya'dan farklı olduğunu söylediler. 7 hatta 8 yıl Libya ve Suriye savaş ile uğraştı. Ben, Venezuela'da bir müdahale olur ve rejimi değişirse, Arap bölgesinde de rejimlerin değişmesine sebep olacağını düşünüyorum.

Eğer Amerika Venezuela'da kazanırsa belki de aynı senaryo İran'a, Suriye'ye ve diğer ülkelere taşınacak. Aynı senaryo tekrarlanıyor. Ancak Allah'a hamdolsun, Venezuela askeri, Savunma Bakanı ve Ordu liderleri, vatanına bağlı, şerefli, ülkesinin bağımsızlığını koruyabilecek ve müdahaleleri engelleyecek bir ordu olduğunu gösterdi. Venezuela Ordusu, Başkan Maduro'nun, anayasanın ve meşruiyetin yanında olduklarını, geçici başkanın meşru olmadığını ve Amerika'nın her türlü müdahalesine karşı koyacaklarını açıkladı.

Vallahi ben bu kararlılık karşısında Lübnanlı bir kardeşleri olarak şapka çıkarıyorum. Meselenin özü şu, Venezuela'da yaşananlar Arap bölgesine, bizim kaderimize ve ABD'nin bizim aleyhimize tezgâhladığı projelerine yansıyacaktır. Ancak ben Venezuela halkı ve ordusunun, bu Amerikan komplosunu püskürteceklerine ve kazanacaklarına tüm kalbimle inanıyorum. Bir sonraki videoda görüşmek üzere, hoşça kalın.

Abdulbari Atvan – Haftalık gündem videosu
Kaynak: Ray el-Yevm
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler