29546-Nasrallah.jpg

Nasrallah psikolojik savaşı kazandı

“Psikolojik savaşı yönetmek” olarak değerlendirebileceğimiz röportajda, Seyyid Hasan Nasrallah tek seferde birçok cepheye çok sayıda mesajlar gönderdi. Gelecek aşamada, bu psikolojik savaş daha da tırmanacak gibi görünüyor.

2 Şubat 2019 Cumartesi

İNTİZAR - Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, geçtiğimiz Cumartesi günü Lübnanlı “el-Meyadin” televizyon kanalında gerçekleştirdiği röportajında değindiği noktalar, eksenler ve dosyalar ile İsrail'in seçim öncesi iç durumundan başlayarak, Benyamin Netanyahu'nun medyadaki balon başarısını ve Suriye arenasındaki en ince detayları değerlendirdi. Konuşmasının devamında, Suriye sahasında şahit olduğumuz siyasi - askeri gelişmelerin gerçek yüzü hakkında değerlendirmede bulunan Seyyid Nasrallah, son olarak Lübnan dosyası, yüzyılın anlaşmasının gizli amaçları ve Suudi Arabistan ile Körfez ülkelerinin girdiği Arap çıkmazı gibi konuları ele aldı.

Kanaatimce bu konuşma, bölge ile ilgili dosyalar, yaşanan çekişmeler ve bölgesel – uluslararası müdahalelerin niteliğini ortaya koymaktadır. İsrail rejimi ile çatışmada bir sonraki aşamaya dair işaretler veren Seyyid Nasrallah röportajında Amerikan taktikleri ve Türkiye'nin etkisini genişletme arzusunu da irdeledi.

“Psikolojik savaşı yönetmek” olarak değerlendirebileceğimiz röportajda, Seyyid Hasan Nasrallah tek seferde birçok cepheye çok sayıda mesajlar gönderdi. Gelecek aşamada, bu psikolojik savaş daha da tırmanacak gibi görünüyor. Bu tırmanma, belki Direniş Ekseni'nin düşmana karşı caydırıcılığı yoluyla, belki de savaşa karşı koymak ve bu savaşı İsrail'in parlamento seçimlerine müdahale edecek şekilde kullanmak şeklinde gerçekleşebilir.

Bölgede meydana gelecek bir savaşın, sadece klasik ya da geleneksel bir askeri savaş ile sınırlı kalmayacağı, ancak “istihbarat, ekonomi ve psikolojik savaşlar” gibi çeşitli savaş yöntemlerinde gözle görülür bir genişleme olacağı şüphe götürmez bir gerçektir. Buradan hareketle, Seyyid Hasan Nasrallah'ın konuşmasındaki önemli noktalar ve mesajları şöyle okuyabiliriz:

> Biçimi bakımından:

* Hizbullah lideri yine, kurulduğu günden bu yana pusulasını Siyonist düşman ile olan çatışmaya yönlendirmek için tüm kadrosu ve olanakları ile çalışan “el-Meyadin” televizyon kanalında ekrana çıkmayı tercih etti.

* Seyyid Nasrallah röportajı hakkında, Siyonistler üzerinde bırakacağı olumsuz etkiyi törpülemek isteyen siyasi ve güvenlik liderlerinin direktifi ile Siyonist medyasının piyasaya sürdüğü söylentilere dair, İsraillilerin hiçbir yorumuna yer bırakmadı. Hasan Nasrallah, toplantından iki saat önce İsrail medyası tarafından piyasaya sürülen, Katar ve Taliban hareketi arasında varılan anlaşmanın şartları hakkında bilgi verdi. Röportajı gerçekleştiren Gassan bin Cido'nun cep telefonundan ulaşılan bilgilere göre görüşmenin, Hizbullah'a ait evlerden ya da ofislerden birinde gerçekleştirildiği söyleniyor. İsraillilerin iki buçuk saat sürdüğünü iddia ettiği programın süresi ise 195 dakika yani 3 saat 15 dakikayı buldu. Bu durum, Hizbullah liderinin son derece sağlıklı olduğunu ve bu derece uzun bir programı gerçekleştirebilecek bedensel ve psikolojik sağlığının yerinde olduğunu gösteriyor.

 

> Zamanlaması bakımından:

* Bu röportajın, bölge için son derece karmaşık bir dönem ile eşzamanlı olarak geldiği bilinmektedir. Terörist Nusra cephesinin İdlib'de yayılması, ABD Başkanının askerlerini Suriye'den çekme kararı, bu kararın yansımaları, Türkiye'nin Suriye'ye müdahale etmek için bahane arayışı ve Arapların Şam yönetimi ile yeniden ilişki kurma çabaları gibi Suriye sahasında yaşanan gelişmelerden dolayı, bölge hassas bir dönemden geçmektedir. Bunun yanı sıra, Netanyahu'nun saldırı operasyonları düzenleyerek İran ile çatışma sürecini hızlandırmaya yönelik iç hedefleri, Washington ve Tel Aviv'in amaçlarına hizmet edecek ittifaklar kurularak konferanslar düzenlenmesi ve Lübnan'da hükümetin oluşturulması krizi gibi olaylar da, bölgenin içerisinde bulunduğu karmaşayı arttırmaktadır.

> İçeriği bakımından:

Hizbullah liderinin konuşması, gözden kaçırılmayacak çok sayıda önemli nokta ve özellikle İsrail rejimi için mesajlar taşıyor:

1. Hizbullah, sahası, biçimi ve zamanlaması ne olursa olsun, her türlü savaş için askeri hazırlığını tamamlamış durumda. Bu hazırlık, Seyyidin konuşmasında, yeni silahların aktarılmasına ihtiyaç olmadığı ve Hizbullah'ın Suriye savaşında elde ettiği silahların, yeni bir savaş için yeterli olduğunu vurguladığı cephanelikten oluşmaktadır. Konuşma aynı zamanda, Hizbullah'ın tünellerin ötesine geçen yeni askeri taktikler uyguladığını da gösteriyor.

2. Netanyahu'nun hedefinin aksine bir yaklaşım benimsemek, başka bir deyişle seçimlerde Netanyahu'nun aleyhine yumuşak savaşa girmek. Netanyahu'nun kuzey kalkanı ile ilgili iddialarının balon gibi sönmesi, askeri yetersizliği ve rejimin bu konuda meydan okumasının, gelecek seçimlerdeki hedeflerinin aksine, İsrail Devlet Başkanını devireceğini açık bir şekilde gösterdi.

3. Hizbullah liderinin, İsrail'in herhangi bir aptallığına karşı Direniş Ekseni'nin cevap vermeye hazır olduğunu vurgulaması, İsrail'in Suriye'ye düzenlediği son saldırıların ardından Direniş Ekseni'nin, saldırının büyüklüğü ne olursa olsun cevap vermeye yönelik stratejik bir karar aldığı anlamına geliyor.

4. Seyyid Nasrallah'ın, yıkılan tünellerin çıkardığı sisli havayı koruması ve İsrail'in istihbarat ve güvenlik alanlarındaki başarısızlığını göstermesi, iki boyut taşımaktadır. Birincisi, İsrail istihbaratının bu tünelleri bu kadar geç keşfetmesini alay konusu haline getirmek. İkinci boyut ise şu sözlerinde gizlidir: “ Hizbullah beşinci nesil caydırıcı silahlara sahiptir. Bu silahlar gizlenmektedir... Bu arada, gelecek savaşta kullanılacak aynı nesil tüneller vardır.”

Tüm verilere göre, Direniş Ekseni daha iyi bir konuma geldi. Bu durum Kürtleri, Şam yönetiminin taleplerini yerine getirmesi için Hizbullah ve İran'dan aracılık yapmayı istemeye götürdü. Özellikle Adana sözleşmesinde geçen, “iki ülke arasında terörle mücadelede koordinasyon” ifadeleri ile birlikte, yakında Türkiye'de aynı amaca yönelebilir.

Son olarak, Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah'ın bu açıklamasının ardından, Netanyahu'nun önünde iki seçenek bulunuyor.

Bunlardan birincisi, Netanyahu bu duruma ve Seyyidin konuşmasında bahsettiği, Direniş Ekseni'nin angajman kurallarına teslim olacak. Suriye temsilcisi, BM Güvenlik Konseyi toplantısında, Şam Havalimanının vurulmasına karşılık Tel Aviv Havalimanının vurulacağı tehdidinde bulunmuştu. Bu tehdidin gerçekleşmesi, Netanyahu'nun gelecek seçimleri kazanma umudunun çökmesi anlamına gelir.

İkinci seçeneğe gelince, Netanyahu'nun büyük bir risk alarak bölgede yeni bir maceraya doğru ilerlemesidir. Elbette bu, Netanyahu için kelimenin tam manasıyla siyasi intihar olur.

Böyle bir seçenek muhtemel olsa da, bunun Direnişi korkutacağını düşünmüyorum. Aksine Direnişin, gücünü pekiştirmek ve geçmiş dönemde kazandığı deneyimleri ve başarıları ile İsrail'e asla unutamayacağı bir ders verebilmek için böyle bir fırsatı beklediğini bile söyleyebiliriz.

Muhammed Nadir el-Omeri / Suriyeli araştırmacı yazar
Kaynak: El-Meyadin
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler