180236433936001239823010644123.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Hamanei: Yaptırımların sıkılaştırılması cevapsız kalmayacaktır!

Hamanei: Yaptırımların sıkılaştırılması cevapsız kalmayacaktır!

İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Seyyid Ali Hamanei, Twitter hesabı üzerinden yayınladığı İngilizce bir mesajla Amerika'nın yaptırımları sıkılaştırmasının cevapsız kalmayacağını vurguladı. Rehber Hamanei şu sözleriyle, Trump'a açık bir şekilde meydan okudu: “Bu düşmanlık cevapsız kalamayacaktır. İran halkı Amerika'nın bu nefreti karşısında eli kolu bağlı durmayacaktır.”

26 Nisan 2019 Cuma
İNTİZAR - Geri sayım başladı. Amerika'nın İran'a dayattığı yaptırımların ikinci ve en şiddetli aşamasının uygulanmaya başlayacağı “2 Mayıs” tarihine 10 günden az zaman kaldı.
 
Başkan Trump yönetimi, İran'ın -geçtiğimiz Mart ayının istatistik verilerine göre- günlük olarak yaklaşık 1.7 milyon varil olduğu tahmin edilen petrol ihracatını, tümüyle durdurmak istiyor. Çin, Hindistan, Türkiye ve Japonya gibi 8 ülkeye sağlanan muafiyet de Amerika tarafından kaldırıldı. Başta Çin olmak üzere bu ülkelerin çoğunluğu, Amerika'nın yaptırımlarını reddettiğini açıkladı. Rusya ise onları destekleyerek, bu yaptırımların sadece Ortadoğu'da değil küresel enerji piyasası üzerinde kaosun daha da kötüye gitmesine yol açacağını söyledi.
 
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Seyyid Ali Hamanei, Twitter hesabı üzerinden yayınladığı İngilizce bir mesajla Amerika'nın yaptırımları sıkılaştırmasının cevapsız kalmayacağını vurguladı. Rehber Hamanei şu sözleriyle, Trump'a açık bir şekilde meydan okudu: “Bu düşmanlık cevapsız kalamayacaktır. İran halkı Amerika'nın bu nefreti karşısında eli kolu bağlı durmayacaktır.”
 
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise oklarını, dünya piyasasında İran petrolünün oluşturacağı açığı telafi edecek olan Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne doğru çevirdi. Ruhani, bu iki ülkenin varlığını İran'a borçlu olduğunun altını çizerek, İran'ın 1990 yılında Irak lideri Saddam Hüseyin'in bu ülkeleri işgal planlarını desteklemeye karşı çıktığını hatırlattı. Ruhani sözlerine şöyle devam etti: “Bu iki ülke, Amerika'nın planlarını destekleyerek İran halkının düşmanı oldu.” New York ziyaretinde bulunan İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ise, “Amerika Birleşik Devletleri eğer Hürmüz Boğazı'na girmek isterse, buranın koruyucusu olan Devrim Muhafızları'nın karşısına çıkması gerektiğini bilmelidir” şeklinde konuştu.
 
****
 
Ne Rehber Hamanei, ne de Cumhurbaşkanı Ruhani, İran devletinin aylık gelirinin yüzde 44'ünü oluşturan petrol ihracatının engellenmesi durumunda ülkelerinin vereceği misilleme cevabının niteliği hakkında açıklama yaptı. Gerçek şu ki, bu durum büyük bir ekonomik felaket anlamına geliyor. Bu bağlamda İran'ın bu ambargoya verebileceği cevap olasılıklarını şu şekilde değerlendirdik:
 
Birincisi: Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE ve Irak'ın yaklaşık 18 milyon varil ihracat petrolünün buradan geçmesine engel olmak. İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı General Ali Rıza Tengsiri, İran petrolünün ihracatı engellenirse, ülkesinin ordusunun bu boğazı kapatacağını bildirdi.
 
İkincisi: Nükleer Anlaşmadan resmen geri çekilmek ve askeri nükleer cephaneliğin kurulmasına yol açacak Uranyum zenginleştirme eylemlerine geri dönmek.
 
Üçüncüsü: İran Devrim Muhafızları ile Iraklı, Suriyeli, Lübnanlı (Hizbullah), Filistinli (Hamas ve İslami Cihad) gruplar, bölgedeki Amerika ve İsrail'e ait hedeflere yönelik saldırı başlatmak konusunda İran ile hemfikir.
 
Dördüncüsü: Kızıldeniz'in girişindeki Bab'ul-Mendeb Boğazını kapatma girişimi ve İran'ın dostu Husi “Ensarullah” Hareketinin, Amerikan ve İsrail gemilerine karşı saldırı düzenlemesi yoluyla, uluslararası deniz trafiğini tehdit etmek.
 
Trump, uluslararası bir geçit olan Hürmüz Boğazının, kullanan herkes için özgür ve erişilebilir olması gerektiğini ve bu boğazın kapatılmasının, uluslararası yasaları ihlal ettiğini söylüyor. Peki, acaba kendisinin 80 milyon İranlıya dayattığı tek yönlü açlık yaptırımları, uluslararası yasalara uygun mudur?
 
İran, çeşitli alanlarda büyük bir uzmanlık ve stratejik akla sahip olduğu gibi aynı zamanda bir kurumlar devletidir. Bunun da ötesinde, dev bir kültür mirasına ev sahipliği yaparken, çoğunluğu kendi üretimi olan askeri cephaneliğe sahiptir. Amerika'nın, yönetim şeklini ele geçirmeyi, topraklarında kaos yaratmayı, coğrafi - demografik birliğini tehdit etmeyi ve halkını aç bırakmayı amaçlayan bu savaş ilanı karşısında, İran'ın beyaz bayrak çekeceğini asla düşünmüyoruz.
 
Mike Pompeo'nun İran'dan petrol ithal eden 8 ülkenin muafiyetini kaldırdığı gün, General Hüseyin Selami'nin İran Devrim Muhafızları Komutanlığına atanması, cevap için açık bir plan olduğu anlamına geliyor. General Selami, İran'ın şahin kanadının en etkili ve stratejik yeteneği yüksek isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Çok defa İran'a karşı bir saldırganlık durumunda İsrail'i haritadan silmekle tehdit etti ve İsraillilere hayatlarını kurtarmak üzere Akdeniz'den kaçmak için yüzme öğrenmelerini tavsiye etti.
 
Bölgede Devrim Muhafızları'nın hedef alabileceği çok sayıda Amerikan hedefi vardır. Bunlardan en önemlileri, Amerika'nın Irak'taki 5500'den fazla askeri, 30 adet askeri üssü, Suriye'nin kuzeyi ve doğusunda bulunan yaklaşık 2000 ABD askeri, Kuveyt, Irak, Katar, BAE ve Bahreyn'de yer alan çok sayıda hava ve deniz üsleridir. Suudi Arabistan'da da kayıt dışı hedefleri bulunmaktadır. Savaşın fitilinin ateşlenmesi ve askeri harekât kararı alınması halinde, bu askeri üsler ve askerlerin hedeflenmesi olasılık dışı değildir.
 
Trump, dünyayı bir felaket savaşına sürüklüyor. Bu savaşın en büyük kazananı, başta Vlademir Putin olmak üzere Amerika'nın düşmanları olacaktır. Çünkü bu savaş, yılbaşından bu yana yüzde 44 oranında yükselerek ortalama 65 dolara ulaşan petrol fiyatlarını daha da yükseltecektir. Her dolar artışı, günlük yaklaşık 11 milyon varil petrol üreten Rusya'nın hazinesine 4 milyar dolar girmesi anlamına geliyor. Bu rakamların pratikteki açıklaması, Kırım yarımadasının ilhakından sonra Amerika'nın Moskova'ya dayattığı ekonomik yaptırımların olumsuz etkilerinin giderilmesidir.
 
İran petrolünün yokluğunda oluşacak açığı telafi etmek üzere Amerika ile anlaşarak, Amerika'nın kazdığı çukura giren Suudi Arabistan ve BAE ise, kuşkusuz bu savaşın en büyük kaybedeni olacaktır. Bunun yanı sıra, günlük 13 milyon varil petrol tüketen Batı Avrupa ülkeleri, petrol varil fiyatının en az 100 dolara ulaşması ile bu krizden ekonomik olarak etkilenecektir.
 
***
 
Başkan Trump, ABD'de kendisini destekleyen Yahudi Lobisi ve İsrail'in elinde “kukla” haline geldi. Bölgede alevlenecek herhangi bir savaşın amacı, bölgeyi kontrol altına alan ebedi lider olarak İsrail'i taçlandırmak, Nil'den Fırat'a büyük İsrail devletini kurmak ve Arap yöneticileri yalnızca bölgenin bekçisi olmaktan ibaret hale getirmektir. Bu sebeplerden ötürü, Netanyahu'nun ilkelerini belirlediği yüzyılın anlaşmasının ilanı ertelenmiştir.
 
Suriye'nin kendini toplaması ve Seyyid Nasrallah liderliğindeki Hizbullah'ın Yahudi devletini tehdit edebilecek 150 bin füzeye sahip olması, caydırıcı güç kazanması ve Yahudi yerleşimcilerin kalbine korku salması engellenmektedir.
 
İsrail, kuklası Trump ve bazı Arap müttefikleri bu savaşı istiyor ve savaş davullarını çalıyorlar. Öyleyse tüm sonuçlarına katlanmak zorundalar. Ne var ki bu savaşın kaybedeni olacaklarından bizler eminiz. İran halkın, hakaret ve aşağılanmanın dibine ulaştıktan sonra kaybedeceği hiçbir şey yoktur.
 
Abdulbari Atvan
Kaynak: Ray el-Yevm
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler