77429-0x0-3.jpg

Amerika savaşa girse bile her halükarda kazanan İran olacaktır

İranlılar asla müzakere masasına oturmayacaktır. Asıl mesele budur. İran asla geri adım atmayacaktır. Her durumda bu savaşa Amerika girse bile kazananı İran olacaktır ve bu savaş İran'ın çıkarlarına hizmet edecektir. İran, ne zaman Amerika ile savaşa girse kazandı. Ne zaman Amerika İran'a saldırsa, İran'da Amerika'ya saldırdı ve misilleme operasyonunun hedefini başarıyla yerine getirdi.

18 Haziran 2019 Salı

Umman Körfez'indeki saldırının arkasında İran'a saldırmak isteyen “MOSSAD” olabilir mi?

İNTİZAR - Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla... Allah'ın izniyle her hafta Cuma akşamı gerçekleştirdiğimiz programımıza hoş geldiniz. Bugün Körfez bölgesinde tırmanan gerginlik hakkında değerlendirmede bulunacağız. İran'a karşı savaşın kapıda olduğunu öne süren Amerika, İsrail ve bazı Arap ülkeleri, İran'a savaş ve saldırı düzenlenmeyi planlıyor ya da bu ülkeler İran'ın müzakere masasına oturmasını sağlamak istiyorlar. Bana kalırsa İran, ambargo dayatıldığı sürece müzakere masasına oturmayacaktır.

Son günlerde beni fazlasıyla şaşırtan bir gelişme yaşandı. O da şu ki, Başkan Donald Trump Umman Körfezi'ndeki petrol tankerlerine saldırı düzenlenmesinden birkaç saat sonra bir açıklama yaparak, yanan gemilerde İran'ın parmak izleri olduğunu öne sürdü. Nasıl öğrenmiş İran'ın parmak izlerini olduğunu? Mina'daki 4 tankere düzenlenen ilk saldırıda soruşturmanın 6 hafta sürdüğünü biliyoruz. Peki, sen birkaç saat içerisinde bu saldırının faillerini nasıl anladın? Aynı şekilde Mike Pompeo da, saldırıdan sonraki ilk bir saat içerisinde İran'ın parmak izleri olduğunu iddia eden söylemlerde bulundu. Parmak izlerinin çizgisini mi tanıyorsunuz? Bu uydurma bir kanıttır. Bu suçlamalar, saldırıda üçüncü tarafların, belki de MOSSAD'ın yer aldığını kanıtlıyor. İran'ı yeni bir savaşa bulaştırmak için bu saldırının gerçekleştirildiği kuşku götürmez. Tıpkı Irak'ta kimyasal silah kullandıkları ve kitle imha silahlarının yer aldığı yalanını piyasaya sürerek Irak'a saldırdıkları gibi, bugün İran'da da aynı senaryoyu oynamak istiyorlar.

Trump, bu saldırıyı İranlıların düzenlediğini ve bunun cezalandırılması gerektiğini söylüyor. Bu söylemler bize 2003 yılını hatırlattı. Irak savaşından önce o dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne çıkarak elinde bir resimle – Tıpkı Netanyahu'nun yaptığı gibi- Irak'a savaşı gerekçelendirebilmek için Irak'ta kimyasal ve biyolojik silahların deposu olduğunu öne sürdü. Bu sayede Irak'ın uluslararası yasaları çiğnediği ve cezalandırılması gerektiği düşünüldü. O dönemde de Colin Powell televizyona çıkıp bu konuyu anlattığında, CNN stüdyosunda bir yayındaydım ve bu açıklamanın tamamıyla yalan olduğunu, Irak'a saldırmak için bahane üretme girişimi olduğunu söyledim. Doğruluğu kesinleşmiş verilere göre Irak'ın elinde ne kimyasal, ne biyolojik, ne güdümlü ne de sabit silah vardı.

Elbette Powell'ın açıklamasının ardından Irak'a saldırdılar düzenlenerek savaş başladı. Peki, bu savaşla ney çözüme kavuştu? Irak işgal edildikten 3 – 4 ay sonra Colin Powell CNN televizyonuna çıkarak Irak'ta kitle imha silahları bulunmadığını, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu fotoğrafların gerçek dışı olduğunu ve bunun bir istihbarat açığı olduğunu söyleyerek insanlardan özür diledi. Savaş başladıktan, ülke harap olduktan, Irak işgal edildikten ve 1 milyon kişi öldükten sonra mı? Bana kalırsa bugün de İran üzerinde aynı yöntem uygulanıyor. Bugün Körfez'de İran'ı savaşa bulaştırmak için petrol tankerlerine uyduruk bir saldırı düzenlendiğini düşünüyorum.

Bu konu hakkında geliştirilen yeni bir teori de, Amerika'nın Hürmüz Boğazı'nı uluslararası kılmak istediği düşüncesini öne sürüyor. Belki, Güvenlik Konseyi'ne giderek bu boğazın uluslararası kara sularına alınması ve herhangi bir tarafın bu boğazı kapatmasının yasak olması yönünde karar çıkarmak istiyor olabilirler. Bunun olup olmadığını bilemiyoruz, ancak ben Çin'in bu saldırının İran tarafından düzenlendiğini onayladığını düşünmüyorum. Rusya da, bunun aldatmaca ve uyduruk bir saldırı olduğunu biliyor. Rusya'nın Güvenlik Konseyi'nde Libya aleyhine çıkan kararı şikâyet ettiğine hepimiz şahit olduk. Şimdi de Amerikalıların bu meseleyi kullanmak istediklerini düşünüyorum. Bu noktada kesin bir dille şunu söylemek istiyorum ki, Amerika, İran'a karşı herhangi bir saldırıda bulunur ya da savaşa girerse, bu savaştan ancak yenilgi ile çıkacaktır.

1980 yılında İran'da göstericiler ABD Elçiliğine baskın yaparak oradaki tüm belgelere el koyduğunda, Jimmy Carter orada rehin kalanları kurtarmak için sanırım Apache tarzı 5 tane helikopter gönderdi, ancak helikopterlerin düşmesiyle 8 asker öldü ve Carter bu krizden yenilgi çıktı. Daha sonra ülkesinde ikinci dönem için seçimlere girdi, orada da başarı elde edemedi. Şimdi Atlanta'daki Carter Merkezi'nde dünya çapında barış ortamı kurma ve hastalıklarla mücadele çalışmaları yaparak, barış çağrısında bulunuyor. Gerçekleri iyi okumamız gerekiyor.

İkinci mevzuya gelecek olursak, 1988 tarihinde gerçekleşen bir olaya geri dönmeliyiz. 1988 yılında İran yolcu uçağı Fars Körfezi suları semalarında hareket halindeyken Amerikan savaş gemisi Vincennes'dan atılan iki füzeyle düşürülmüş, yaklaşık 300 kişi bu saldırıda şehit edilmişti. Şehit olduklarını söylüyorum, çünkü o insanlar gerçekten suçsuzdu. Amerika daha sonra, bu saldırının hata olduğunu açıkladı. Nasıl böyle bir hata olabilir? Sivil yolcu uçağı olduğunu biliyor ve görüyorlardı. O dönem Irak – İran savaşı birkaç ay içerisinde sona ermek üzereydi. O zaman da İran'ın savaşa taşınmasını istiyorlardı. 2000 yılına gelindiğinde, Amerikan Savaş gemisi Vincennes, Aden Körfezinde imha edildi. Bölgeye hemen hızlı sürat tekneleri gönderildi. Orada bulunan yaralı askerlerin koğuşuna saldırı düzenlendi ve 20'den fazla asker öldürüldü. Bu yıkıcı gemi imha edildi. İşte bu İran tarafından gerçekleştirilen bir misillemeydi.

Dahası, Lockerbie olayı tarihe düşmüştür. 1988 yılında Amerikan havayollarına ait bir uçak, Londra seferi için havalandıktan sonra İskoçya'nın Lockerbie kasabasında düştü. Çok sayıda rapor, Filistinli grupların İran ile koordinasyon içerisinde bu uçağı imha ettiğini vurguluyor. İranlılar “Siz bizim uçağımızı düşürürseniz, biz de sizin uçağınızı düşürürüz” dediler. Ben İskoçya'nın Glasgow'da cezaevindeki Abdulbasit El-Makrahi'yi (olaydan sorumlu tutulan Libyalı mahkum) bizzat aradım. Makrahi konuşmamız sırasında öyle bir ağladı ki, ben onun gibi şiddetli ağlayan başka bir adam görmedim. Allah'a yemin ederim ki doğru söylüyordu.

Libyalı Makrahi, konuşmamızda bana kanser olduğunu, kanserli hücrenin tüm vücuduna yayıldığını ve bu durumda en fazla üç ay yaşayabileceğini söyledi. Bu konuşma, tam 2010 yılında gerçekleşti. “Eğer saldırıyı ben yapmış olsaydım, Vallahi sana bunu söylerdim” diyen Makrahi, Allah'a yemin ederek saldırı ile hiçbir ilgisi olmadığını söyledi. Hatta Dışişleri Bakanı Abdurrahman Şalka da, bunu kabul etti. Görüştüğümüzde bana şöyle söyledi, "Abdulbari hocam, evet biz yaptırımların üzerimizden kaldırılması için 2.8 milyar dolar ödedik.”

Aynı şekilde 1983 yılını hatırlayalım. Hizbullah, Beyrut'ta Deniz Piyade Barakalarını hedef aldı, 240 Amerikalı saldırıda öldürüldü. Amerikalılar Beyrut'tan ve bölgeden arkalarına bakmadan kaçtılar. Bu savaşı kaybettiklerini biliyorlardı. Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah, televizyona çıkarak, “Biz İranlılar tarafından silah ve para ile destekleniyoruz” dedi. Burada mesele İranlılardır. İran, ne zaman Amerika ile savaşa girse kazandı. Ne zaman Amerika İran'a saldırsa, İran'da Amerika'ya saldırdı ve misilleme operasyonunun hedefini başarıyla yerine getirdi.

Şimdi İranlılara sıfır petrol ihracatını dayatan bir yaptırım getiriyorsunuz, İran, 40 milyar dolar petrol geliri bulunan bir ülke. Yani şu an 2.5 milyon varil günlük petrolün ihracatını kesiyorsunuz. Bugün petrokimya çalışmaları ve Devrim Muhafızları'na Amerika tarafından dayatılan İran ambargosu sonucu İran petrol ihracatı sadece günlük 200 bin varil petrole düşürüldü. Siz bu insanları öldürmek mi istiyorsunuz? 81 milyon insanı yaptırımlarla boğmak mı istiyorsunuz? Rejimi mi değiştirmek istiyorsunuz? Bunu siz mi yapacaksınız? Peki niçin rejimin değişmesi gerekiyor? İsrail'in çıkarları için mi? İranlılar gerçekten hiç imrenilecek bir konumda değil. Irak'a bakalım. Irak halkının nasıl aç bırakıldığına bakalım. 3 milyondan fazla Iraklıyı açlıkla karşı karşıya bırakanlar, insanlıktan ve demokrasiden bahsediyor. Hatta Amerika ile birlikte Irak'ın yıkımına bulaşan Araplar, şimdi de İran'a karşı savaş istiyorlar.

Irak kuşatıldığında, Amerikan savaşının masrafları ödendiğinde, rüşvet olarak Amerika'ya silah satın alındığında Iraklıların Mecusi olduğu söyleniyordu! Körfez ülkeleri saldırdığında, petrol varil fiyatı Irak halkını aç bırakacak kadar düşürüldüğünde, Irak petrolü çalındığında Iraklılar ne Mecusi'ydi, ne de ateşe tapıyordu. Asıl problem burada. Şimdi bile hala onların Mecusi olduğunu söylüyorlar. Ey kardeşim, ayıp be ayıp! Kim İslam'a saldırıyor? Kim Müslüman İranlılara saldırıyor ey insan! Bizler Araplarız, bizler Müslümanız. Niçin İranlılara karşı kin besliyorsunuz? Onların bize kin beslemesi gerekiyor. Bu gerçekten çok tuhaf bir durumdur.

Bizler bugün çok tehlikeli gelişmelerle karşı karşıyayız. Amerika nükleer anlaşmaya geri dönmedikçe ve İran ambargosu tamamıyla kalkmadıkça, İranlılar asla müzakere masasına oturmayacaktır. Asıl mesele budur. İran asla geri adım atmayacaktır. Japonya Başbakanı'nın Tahran ziyaretine bakalım. Abe, Trump'tan Seyyid Ali Hamanei'ye mesaj getirdi, Hamanei ise bu mesajı cevaplamayı reddetti. Mesajını cevaplandırarak ona şeref vermedi. Çünkü Trump sözleşmeleri ihlal eden bir yalancıdır.

Amerika Irak savaşında 7 trilyon dolar kaybetti, Suriye savaşında 90 milyar dolar kaybetti, Afganistan savaşında ise bir trilyon dolar kaybetti. Bugün eğer İran savaşı gerçekleşirse, eğer bu savaş gerçekleşirse, eğer Amerika Irak, Suriye ve Afganistan gibi İran'da savaşa girerse 7 trilyon dolar, kaybedeceğinin yanında devede kulak kalacaktır. Abu Dabi'ye, Dubai'ye, Riyad'a, Kuveyt'e bakın, bu patlamada hepsi kayıplar verecektir. Her durumda bu savaşa Amerika girse bile kazananı İran olacaktır ve bu savaş İran'ın çıkarlarına hizmet edecektir.

Abdulbari Atvan
Kaynak: Raialyoum
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler