27498-cats.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  İran’ın füzesi... Trump'ı, hasımlarını, dostlarını köşeye sıkıştırdı

İran’ın füzesi... Trump'ı, hasımlarını, dostlarını köşeye sıkıştırdı

ABD Başkanı ve yönetiminin şahinleri ve güvercinleri İran'dan sert bir tokat yedikten sonra, İran'ın güçlü, istikrarlı pozisyonuna ve silahlı kuvvetlerinin kabiliyetine gerçekten inanmış olması gerekiyor. ABD'nin, İran devleti karşısında düştüğü dehşet ve şaşkınlığa, teknolojik, stratejik, askeri, medya ve istihbarat yenilgilerinin eşlik etmesi, Trump'ın geri adımının sebeplerinden biridir.

24 Haziran 2019 Pazartesi

İNTİZAR - Amerika'nın Tahran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesi ile birlikte, hikâyede yeni bir bölüme adım atıldı. Mesele artık Amerika'nın ülke içinde yaşanan anlaşmazlıklarının yarattığı dalga ile İsrail – Körfez kışkırtması arasında dönmeye başladı. Bu arada İran'a karşı ekonomik baskının yanı sıra askeri sindirme kararı alan ABD'nin dayattığı daha önce görülmemiş düzeydeki sert yaptırımlar, İran petrolünün yurt dışına ihracatını engelleme noktasına ulaştı.

İran'ın liderleri, siyasi piramidi, Devrim Muhafızları ve direnişçi halkı tüm saldırılar, abluka ve İran'ın iç işlerine karşı açık müdahalelere karşı cesaret, bilgelik ve keskin bir zekâ ile savaşıyor. Son tırmandırmanın öncesinde geçen süreçte, Amerika'nın baskıları, hileleri ve Avrupa'nın zayıflığı İran'ı, Amerikan yönetimi ile diyaloğu reddeden ilkesel pozisyonu konusundaki kararlılığını ilan etmekten vazgeçiremedi. Böylelikle İran İslam Cumhuriyeti, anlaşma haklarına, bağımsızlığına ve siyasi karar özgürlüğüne bağlılığının yanı sıra, topraklarını, halkını, servetini ve isteklerini savunmaya hazır olduğunu tüm dünyanın gözleri önüne serdi.

Bir süredir durgun olan sahnenin olumlu ya da olumsuz bir şekilde hareketlendirilmesi, taraflar için zor olmadı. İran bu sahneyi, petrol ihracatını sürdürmek için alternatif arayışları için kullanırken, Amerikan yönetimi ise Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton ve Dışişleri Bakanı Pompeo'nun girişimleriyle, İran'ı kendi koşullarına boyun eğdirmenin yollarını aramakla sahneyi canlandırdı. Başkan Trump'ı güçlü dalgalarda sörf yapmak zorunda bırakan İsrail – Körfez kışkırtmaları, İran devletini de Amerika'nın baskısı altında yeniden müzakere etmeye mecbur bırakmayı amaçlıyordu.

Yemen, Suriye ve diğer bölgelerde saldırı güçleri ile Körfez koalisyonunun aldığı yeni saha yenilgiler ile birlikte, Amerika yeni arayışlar içerisine girdi. Olayların gidişatı bunula sınırlı kalmadı. Körfez sularında gemiler ve petrol tankerlerinin maruz kaldığı terör saldırıları herkesi şaşkınlığa uğrattı. Amerika Birleşik Devletleri olayların ardından hiç hız kaybetmeden, petrol ihracatının engellenmesi durumunda Hürmüz boğazındaki petrol geçişlerini engelleme tehdidinde bulunan İran'ın bu sözünü uyguladığına dair suçlamalara yöneldi. İran'ın bu suçlamaları yalanlamasına ve Japonların tankerlerin havadan hedeflendiğini doğrulayan açıklamalarına rağmen, saldırıdan çıkar sağlayan basın ve İsrail – Suud – BAE, bu saldırının İran tarafından işlendiğini doğrulamaya çalıştı. Bu bağlamda kimliği dahi belirlenmeyen üçüncü tarafların anlattığı bilgiler, doğruluğu kesinleştirilmeden kullanıldı.

Bu arada Yemen füzeleri, durmaksızın devam eden saldırılara cevap olarak Suudi Arabistan'daki Abha ve Cizan havaalanlarını bombaladı. Bu hamle aynı zamanda Amerika, İsrail ve Körfez ülkelerinin, İran'a saldırıyı cesaretlendirecek kışkırtmalarına cevap olarak geldi.

İran'a karşı kışkırtıcı açıklamalarda bulunan Başkan Trump, ağzındaki büyük lokmayı zorla yutmak zorunda kaldı. İkinci dönem için yeni seçim kampanyalarını açıkladıktan sonra, özellikle de İran savunmasının, hava sınırlarına giren ABD'ye ait casus uçağını düşürmesinin ardından kendini büyük dalgalarla boğuşurken buldu.

İran ve Amerikalıların olay hakkındaki açıklamaları üzerine, insansız uçağın İran hava sahasını ihlal edip etmediği hakkında karşılıklı suçlamalarla bu durumu yönlendirebilmek için bir gecede politik, ekonomik, askeri, medya ve teknolojik tırmandırma arttırıldı. İran, uçağın enkazı başta olmak üzere, uçağın düşürülme görüntüleri, casus uçağının uçuşa kalktığı ve devamındaki uçuş rotası ve düşürülme anı hakkında bilgi akışını içeren bir dizi kanıt sundu. İran'ın açıklamasına göre, dört kez uyarı yapılan uçağın düşürülmesi için, bölgede uçuş yapan 35 kişilik ikinci bir Amerikan uçağının uzaklaşması için 20 dakikadan fazla beklenildi. İkinci Amerikan uçağı bölgeden ayrıldıktan sonra, RQ4 tarzı uçak düşürüldü. Amerikan yönetimi ise kendi iddialarını kanıtlayan hiçbir bilgi sunmadı.

Amerika'nın yaşadığı dehşet ve karmaşa ortamında, Başkan Trump her zamanki gibi son dakika açıklamaları yaparak tırmandırıcı sözler kullandı. İran'ın büyük bir hata yaptığını öne süren Trump, tüm dünyanın yakında olanları göreceğini söyledikten sonra birkaç dakika içerisinde geri adım atarak: “Kasıtsız bir eylem olduğunu hissediyoruz” şeklinde açıklama yaptı. İran'a saldırı kararından geri dönmesinin üç amacı olduğunu öne süren Trump, gülünç bir insani pozisyon oluşturmaya çalıştı. Buna göre, Trump saldırıda en az 150 İranlının öldürüleceğini ve bunun yanı sıra İranlıların olası bir misilleme saldırıya vereceği cevapta, içinde 35 kişi bulunan Amerikan askeri uçağını bombalamasından kaçındığını iddia etti.

Görünüşe bakılırsa Amerika, tüm dünyanın gözü önünde Irak'ta, Suriye'de ve yüzlerce bölgede işlediği insanlık suçlarını unutturarak, savaş ve ölüm istemediği yalanını dünyaya yutturmak istiyor.

Bu noktada, Trump'ın geri adım atmasının sebeplerine değinmek gerekiyor. Bu geri adım askeri gücü ve gelişmiş füze cephaneliğinin yanı sıra, İran'ın şeffaflığı ve İran ile dünya medyasına tüm bilgileri açıklaması sayesinde gerçekleşmiştir. ABD'nin, İran devleti karşısında düştüğü dehşet ve şaşkınlığa, teknolojik, stratejik, askeri, medya ve istihbarat yenilgilerinin eşlik etmesi, Trump'ın geri adımının sebeplerinden biridir. Burada El-Meyadin televizyon kanalının tüm gelişmeleri, haberleri, açıklamaları ve bilgileri doğrudan aktarıp analiz etmesinin de yadsınamaz bir payı vardır. Bu sayede tüm gelişmeler Arap dünyası ve dünya genelindeki izleyici kitlesi ile profesyonelce paylaşıldı.

Bu doğrultuda Suudi Veliahtı ve Bakanı Adil Cübeyr'in ülkesinin savaşa girmek istemediği açıklamalarının akabinde, Suudi Arabistan Krallığının zayıf pozisyonunu ve Benyamin Netanyahu'nun emirleri gereğince İsrail'in sessizliğini de gözden kaçırmamak gerekiyor. Netanyahu'nun olumsuz açıklamalarını kendine saklaması, kendini böyle bir savaşın rotasında bulma korkusunu yansıtıyor. İsrailli gazetecilerin Trump'ın geri dönüşünü yenilgi ve Amerika Birleşik Devletleri'ne hakaret olarak görmesi de, İsrail içinde yaşanan hayal kırıklığının göstergesidir. Zira İsrailliler, Amerika'nın İran'a sınırlı, kısmi hatta kapsamlı bir saldırıda bulunmasını ümit ediyordu.

Rusya ile Avrupa'nın başını çektiği uluslararası uyarılar ve bu savaşın patlak vermesi halinde doğurabileceği felaket senaryolarının verdiği korku, Başkan Trump'ı kısmi bir sessizlikle olayı anlayışla karşılamaya götürdü. Bununla birlikte gerginlik hala şiddetini korurken önümüzdeki günler hakkındaki belirsizlik devam ediyor. Özellikle de ABD Başkanı ve yönetiminin şahinleri ve güvercinleri İran'dan sert bir tokat yedikten sonra, İran'ın güçlü, istikrarlı pozisyonuna ve silahlı kuvvetlerinin kabiliyetine gerçekten inanmış olması gerekiyor. Gel gelelim ki, Amerika'nın aklına güvenilmez.

İran ile Amerika arasındaki mevcut karşılaşma, ABD'nin yönettiği eksen karşısında Direniş Ekseni'nin mücadelesinin yeni bir aşamanın eşiğinde durduğunu açıkça gösteriyor. Aynı zamanda bu gelişmeler ve değişikliklerin geçici olmadığını gösteren bu karşılaşmanın etkilerinin dünya çapında yansıması olacaktır. Trump'ın “İran ile önceki şartlar olmaksızın müzakere etmeye hazır olduğuna dair açıklaması, bunun ilk göstergesi olabilir. İran'dan bu konuda cevap bekleyen Trump, belki de yeniden ret cevabını alacaktır.

Michel Klagasi
Kaynak: Al-Nahdanews
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler