20190627083149.jpg

Amerika'nın zehirli rüşveti ve Filistin Devrimi

Filistin Devrimi, enerji santrali, su arıtma tesisleri, istihdam sağlayan projeler ve yoksulluk oranının azaltılması gibi Kushner'in zehirli rüşvetleri için değil, geri dönüş hakkı ve nehirden denize kadar tüm Filistin'in özgürlüğü için patlak verecektir.

28 Haziran 2019 Cuma

Kushner'in, “Yüzyılın anlaşması değil yüzyılın fırsatı” sözleri doğrudur

İNTİZAR - Filistin davasını tasfiye etmek için düzenlenen Manama konferansına, Bahreyn'in başkentini Filistin bayrakları ile donatarak verilen cevap, Arap ülkelerinin çoğunluğunun bu konferansı boykot etmesi ve sadece Arap Nato'su ülkelerinin katılımı, bu Amerikan komplolarına karşı halkın gerçek duygularını göstermektedir. Amerikan yönetiminin bizlere karşı hakaret mesabesinde olan bu komplolarına verilen yanıt, diğer yandan boyun eğme ve teslim olma zincirlerini kırmak için bir uyanışı müjdeliyor.

Bir süredir hem bu ekonomi konferans için çağrı yapan Amerika, hem de ev sahipliği yapan Bahreyn yönetiminden çalıştaya katılan ülkelerin isimlerini açıklamalarını bekledik. Ancak bu bekleyiş, konferansın ilk oturumu başlayana kadar devam etti. Konferansın açılış konuşmasını yapan Kushner, platforma kuruldu ve adeta bir profesör edasında ders vermeye başladı. Kendisini dinlemek için toplanan katılımcılar karşısında tüm deneyimlerini sergiledi.

Bu tarihi anlarda şeref, onur ve vatanseverliğin değeri parayla biçildi. İhanet kapanını boykot edenler ise, bu çirkin tuzaktan kurtuldu ve tarihlerinin onurlu sayfalarına bu necis ve hastalıklı pisliği bulaştırmadı.

***

“Bu, yüzyılın anlaşması değil yüzyılın fırsatıdır. "Kushner'in konuşmasındaki bu güçlü sözlere biz de katılıyoruz. Evet, bu çalıştay Kushner'in kayınpederi ve bir grup Siyonist tarafından yönetilen Filistin davasını tasfiye adımlarını “Araplaştırmak” için bir başlangıç noktası olması amaçlanan yüzyılın fırsatıdır.

Kushner'in konuşmasını uzaktan dinlediğimizde, Filistin kelimesinin hiç kullanılmaması elbette bizi şaşırtmadı. Gazze ve Batı Şeria halkından bahsederken “insanlar” ifadesini kullanan Kushner bu şekilde, sanki onların halk olmak şöyle dursun, insan bile olmayan kimliksiz, isimsiz birer rakamdan ibaret olduğunu ve onların bu minvalde ele alınması gerektiğini söyler gibiydi. Kushner'in sözlerinde egemenlik hakları ve temiz ırk üstünlüğü ise sadece İsraillilerindi.

40 yıldır gazetecilik ve yazarlık yapıyorum. İsrailli gazetecilerin güven ve özgürlük içerisinde bir Arap başkentinde dolaştığını bir gün bile hatırlamıyorum. Gel gelelim ki, Manama'da İsrail pasaportları ile İsrailli kameraların önünde bize ve bizim gibi gazetecilere dil uzatır gibi caka sattığını görünce, boğazımdaki acı arttı.

Üç milyon Iraklının kanı hala elinde olan eski İngiltere Başkanı Tony Blair de, konfernasın ön sıralarda yer alıyordu. Blair, Arap bölgesinin durumunu İsrail'in mandası altına almak ve büyük İsrail projesine ulaşmak üzere Manama'dan yola çıkan Amerikan - İsrail planının ana başlıklarını özetlemekle yetindi.

Bu arada “El-Cezire” kanalına demeç veren Kushner, Arap liderlerin defalarca bahsederek başımızı ağrıttığı Arap barışı girişimini aşağılayarak, bu girişimin barış sağlamadığını ve İsrail'in pozisyonu ile bir uzlaşı formülü olması gerektiğini söyledi. Filistin'in gerçek sahiplerini kınayan sözler savuran Kushner, İsrail'in tüm Filistinlileri bir lokmada yutarak Filistin halkını evlerinden kovmak ve bölge haritasını sonsuza dek silmeyi hedefleyen pozisyonuna hiç değinmedi.

Kushner, İsrail'in bağımsız bir devlet olduğu ve başkentinin belli olması hakkına sahip olduğunu söylerken, Arap ülkelerinin temsilcilerinin adeta başlarına kuş konmuş gibi nasıl hareketsiz bir şekilde öylece oturduklarını bilmiyoruz. Sanki bu başkent (Kudüs) katılımcılar için hiçbir dini, manevi ya da ulusal değere sahip değilmiş gibiydi. Peki, sizin yiğitliğiniz, izzetiniz, onurunuz ve inancınız nerede?

Manama çalıştayının konukları, Kudüs, Filistin meselesi, Arapların davası ya da İslam için değil, başkan Trump ve damadına olan bağımlılıklarını göstermek için bu toplantıya katıldı. Aynı zamanda İran gibi bir İslam devletini yok etmeden önce ülkelerini yıkacak olan savaşa desteklerini göstermek isteyen bu ülkeler, kuşkusuz savaşın yakıtı olacaklardır. Yeni dostları ile birlikte en önemli hedefleri ise, İsrail işgal devletidir.

Müslümanlar ve Arapların hakkı, Belfour deklarasyonunun yayınlanması ile ölmedi, 1948 yılındaki Nekbe ya da 1967 yılındaki Nekse yüzünden silinip yok olmadı. Kushner, kayınpederi Trump ve tek bir parmak işareti ile Manama'ya koşan Arap suç ortaklarının anlaşması, bu gerçeği silemez… Arapların hakkı sarsılmaz bir şekilde sabit kalacak ve onurlu milyonlarca kişi tarafından elbet bir gün geri kazanılacaktır.

Gazze Şeridi, Batı Şeria ve komşu ülkelerdeki mülteci kamplarında açlık ve kuşatma ile savaşan Filistin halkı, bu zehirli rüşveti asla kabul etmeyecektir. Tüm dünyanın trilyonları, Yafa, Hayfa, Kudüs ve Askalan ve Filistin'in diğer şehirleri, köyleri ve kasabalarının hiç birinden onları vazgeçiremez.

Kudüs, Nablus, Cenin ve Gazze'deki gençlerin yaptığı gibi, canları ve kanlarıyla Direniş sahasına çıkacaklardır. Onlar bu halkı tanımıyorlar, ancak Allah'ın izniyle çok yakında tanıyacaklar.

***

Filistin Devrimi, enerji santrali, su arıtma tesisleri, istihdam sağlayan projeler ve yoksulluk oranının azaltılması gibi Kushner'in vaatleri için değil, geri dönüş hakkı ve nehirden denize kadar tüm Filistin'in özgürlüğü için patlak verecektir.

Kendilerini analist ve uzman olarak tanımlayan herkese tutkulu bir ısrarla; vakit uyanış, insanları bilinçlendirme ve Direniş'in yanında durma vaktidir diyoruz. Ilımlı uzmanların evham pazarlayan analizleri bizi nereye ulaştıracak? Zira Arap ve İslam ümmetlerini bekleyen tehlike çok ciddi bir boyuttadır ve gözlerimizin önünde kutsallarımız ve topraklarımız Yahudileştirilirken, “akılcılık” ve küçük hesaplar için teslim olarak savaşılamaz.

Bu komplonun bir parçası olmayı, konferansa katılmayı ve Kushner ile başkanının diktelerine boyun eğmeyi reddeden Lübnan, Irak, Kuveyt, Cezayir ve diğer tüm Arap ülkelerine tüm kalbimizle teşekkür ediyoruz. Onlar, İsrail'in tuzağına düşmedi ve büyük bir onur ile Araplar ve İslam'ın sabitlerine sımsıkı tutunmayı seçtiler. Filistin ve Aksa için ayağa kalkan Fas, Tunus, Yemen, Mısır ve diğer tüm halkların bu cesur hareketlerini asla unutmayacağız.

Bu komploya tüm katılanlar ve bunu desteklemek ve gerekçelendirmek için ümmetin paralarını akıtan herkes ağır bedeller ödeyecektir. Zaman ve denklemler değişiyor. Direniş kültürü ve erlerinin bayrakları, belki de Yüzyılın Anlaşması, Kushner ve etrafındakiler sayesinde geri dönüyor.

Abdulbari Atvan
Kaynak: Rai el-Youm
Çeviri: Merve Soydaş

Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler