192596-1425096495.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Lübnan’da sınıfçı sistem çöktü, demokratik bir sivil devlet kurmak için neler gerekiyor?

Lübnan’da sınıfçı sistem çöktü, demokratik bir sivil devlet kurmak için neler gerekiyor?

Lübnan'da yozlaşmış sınıfsal sistem tüm çevresi, araçları ve bekçileriyle çöktü. Sınıfçı sistem ve yolsuzluğun devam etmesi, iç savaş ve kaçınılmaz bir ölüm demektir. Değişime başlarken, demokratik bir değişimin yaratıcı ve yeni bir medeni hayata yükselmesinin zamanı geldi.

26 Ekim 2019 Cumartesi

İNTİZAR - Lübnan'da tek bayrak altında toplanan tüm bölgeler, sınıflar ve inançlar arasında yayılan, daha önce benzeri görülmemiş kitlesel gösterilerin baskısı altında, ekonomik, toplumsal ve hayat şartlarını etkileyen darboğazdan kaynaklı sürekli var olan krizlerin acılarının neticesinde, yozlaşmış sınıfsal sistem tüm çevresi, araçları ve bekçileriyle çöktü.

Üç unsur tüm bu süreci hızlandırdı:

Birincisi: Kendini kontrol eden siyasi ağın bölünmesi, bununla ilgili bazı maddelerin anayasadan ve ulusal uzlaşı belgelerinden çıkarılması ve diğer kesimin dış güçlerin düşmanca müdahalesine itaat etmeye sürdürmesi.

İkincisi: Milliyetçi güçler ile ilerici güçlerin parçalanması, yozlaşmış sınıfçı rejim için alternatif ve etkin bir muhalefet oluşturmalıydı.

Üçüncüsü: Bölgedeki Arap rejimlerinin çöküşünden sonra, bölgesel çatışmalar alevlenmeye başladı. ABD ve İsrail, yüzyılın anlaşması, iç savaşlar ve mezhepsel bölücülüklerle, Filistin davasının tasfiyesine karar verdi.

Bu gösteriler ve meydan okumaların baskınlığında halk, Devlet Başkanı Saad El-Hariri ve Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah ile ilgili iki belirleyici pozisyon aldı. Hariri, kendine ve yönetimdeki ortaklarına reformlar ve ülkeyi kurtarmak için kapsamlı bir planda anlaşılması üzerine 72 saat mühlet verdi. Nasrallah ise göstericilerin haklı taleplerine destek verdi ancak hükûmetin düşürülmesi taleplerine karşı çıktı. Ekonomik çöküş tehlikesi ile savaşmak ve sorumlulukları üstelenmeleri üzerine yönetime çağrıda bulunan Hasan Nasrallah, karar mekanizmalarının sorumluluk üstlenmemesi ve ülkenin çöküşüne karşı yeterli çabayı sarf etmekten kaçınması durumunda Hizbullah ve halkının ülke çapında sokaklara inmesi tehdidinde bulundu.

Lübnan sahnesinde neler oluyor?

Eğer Hariri ve iktidardaki ortakları kurtarma planlarını başarıyla gerçekleştirirse, Lübnanlılar çöküşten kurtulur. Ancak bir yandan sınıfçı rejime karşı halk ayaklanmasının büyümesi, diğer yandan iktidar çevresinin kendi arasında bölünmesi ve önlerindeki manevra payının darlığı, Hariri'nin başarı şansını kısıtlıyor. Bu baskın olasılık, rejimin düşmesini ve köklü bir reform isteyen rejim karşıtlarının yeteneklerini ve şansını artırıyor.

Değişim isteyen güçler, bu reformu gerçekleştirmek için birtakım ilke ve uygulamalara dayanan reformcu bir politik yol izleyebilirler:

Birincisi: Sistemi yeniden kurmak ya da kurumları ile mekanizmasını yenilemeyi gerektiren yapay bir ulusal uzlaşma için çözüm formülünü kontrol eden siyasi ağa dahil olmadan, Lübnan'ı içinde bulunduğu açmazdan çıkaracak ve geçişini sağlayacak politik, ekonomik ve toplumsal öncelik programı üretmek amacıyla, ulusal ve ilerici güçleri diyaloğa ve düşünceleri hayata geçirmeye davet etmek.

İkincisi: Karar mekanizmalarına her düzey ve kurumda, ülkenin zor ve olağandışı şartlardan geçtiğini kabul etmeleri için baskı uygulanması. Olağandışı şartlardan çıkmak, olağanüstü önlemler almayı gerektirir. Bu bağlamda aşağıdaki önlemlerin alınması hayati önem taşımaktadır:

a- Olayları kontrol eden ağı uzaklaştırmak ve en hızlı şekilde sorunları ve meseleleri çözmek için rejim dışından uzmanlar liderliğinde bir ulusal hükümet birliğinin kurulması. Bu konu ile ilgili gereken olağanüstü karar verme önlemlerin jet hızıyla alınması.

b- Ulusal hükümet birliğinin, 100 kişiden oluşan yetenekli ve milliyetçi bir ekibe, ulusal kurucu kongre düzenleme çağırısı yapması.

c- Her biri en az 4 üyesi olan meclis gruplarından 40 üye, İçişleri bakanlığının açılamalarına göre Lübnan'da son seçimlere katılan yüzde 49'luk kesimi temsil etmek üzere bu kongrede yer alacak. Partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarından 60 üye ise, seçimi boykot edenleri temsilen kongrede yer alacak.

Bahsi geçen ulusal kurucu kongre, bir ay içinde görevini yerine getirebilmek için art arda oturumlar düzenlemelidir.

Üçüncüsü: Ulusal kurucu meclis çalışmalarında, aşağıdaki kalkınma ile değişim reformları ve ilkelerini hedeflemelidir:

a- Demokratik sivil devletin kurallarını belirleyerek, yozlaşmış sınıfçı sistemden çıkmak.

b- Bağımsızlığın anayasa dışı olmasından bu yana gelen peş peşe seçim yasalarının göz önünde bulundurulması. Demokratik bir sivil devlet kurmak için halkın temsil edilmesini ve adaletli olunmasını sağlayacak seçim yasalarının kabul edilmesi.

c- Seçim için Anayasa hükümlerine uygun yeni yasaları kabul etmek.

d- Tek bir ulusal seçim dairesinde göreceliliğin kabul edilmesi.

e- Temsilciler meclisi 130 vekilden oluşmalıdır. Bunlardan, 100'ü, mezhepsel koltuk dağılımı olmaksızın, Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında eşit bölünmüş aday listelerine göre seçilmelidir. Geriye kalan 30 aday ise, mezhep dağılımına göre seçilmelidir.

Seçilen vekillerin tamamı, tek bir yasama kurulunda toplanıp iki yasa çıkarmalıdır:

İlk olarak, mezhepsel dağılım olmaksızın eşitlik temeline dayanarak seçilen 100 vekilin, anayasanın 22'inci maddesinde açıklanan temsilciler meclisinin, mezhep dağılımına göre seçilen diğer 30 vekilin ise senatonun dayanağı olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Daha sonra, senatonun yetkileri, anayasanın maddelerinde gerekli görülen konuların kabul edilmesiyle belirlenir.

Şu veya bu sebepten dolayı bu demokratik değişim yoluna girilemezse ne olur?

Genelde canlı tutulan güçler ve özelde geniş bir milliyetçi cephedeki koalisyonda yer alan ulusal ve ilerici güçler, yetkililerin demokratik değişim programını kabul etmesi için sivil itaatsizlik seçeneğine, yozlaşmış sınıfçı sistemin kurumlarına karşı gerekeni yapmaya ve halk ayaklanmasını tırmandırmaya davet ediliyor.

Sınıfçı sistem ve yolsuzluğun devam etmesi, iç savaş ve kaçınılmaz bir ölüm demektir. Değişime başlarken, demokratik bir değişimin yaratıcı ve yeni bir medeni hayata yükselmesinin zamanı geldi.

Dr. İsam Numan
Kaynak: Al-Binaa
Çeviri: Merve Soydaş
 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler