04sinai8-videoLarge.jpg

İsrailliler yıpratma savaşından niçin korkuyor?

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz geçtiğimiz günlerde verdiği bir demeçte, İsail'in Suudi Arabistan olmadığı konusunda İran'ı uyardı ve bir yıpratma savaşına sürüklenmeyeceklerini söyledi. Eğer Direniş Ekseni bir yıpratma savaşının fitilini ateşlemeye karar verirse, bu tüm askeri kollarının savaş meydanına inmesi anlamına gelir.

25 Kasım 2019 Pazartesi

İNTİZAR - Direniş birimlerinin Suriye'nin güneyinde yer alan işgal altındaki Golan hedeflerine fırlattığı dört füzeye karşı İsrail Ordusu Şam kırsalı ve uluslararası havaalanındaki 10 mevkiye yönelik hava saldırıları düzenleyerek cevap verdi. Suriye hava savunması ise bu saldırılara karşı koyarak füzelerin çoğunu düşürmeyi başardı. Bu yeni gelişme, Suriye ile birlikte işgal altındaki Filistin cephesinin angajman kurallarında köklü bir değişimin ve Suriye ile İran'daki Direniş Ekseni'nin kendini tutma politikasından, saldırı aşamasına geçişi için bir başlangıç olabilir.

İsrail işgal Ordusu sözcüsü Avichay Adraee, bu çatışma kapsamında geniş noktalara saldırı düzenlendiği ve Suriye Arap Ordusu ile Kudüs Tugayları'na ait silah depolarının hedef alındığını söyledi. İngiltere ve Amerika tarafından desteklenen Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de, bu saldırılar sonucunda 16'sı yabancı (İranlı oldukları söyleniyor) 23 kişinin şehit edildiğini vurguladı.

İsrail'in bu saldırılarıyla, Suriye'nin Yahudi rejimine karşı hala savaşın başı olduğu ve yalnız İran değil Güney Lübnan'da "Hizbullah", İşgal altındaki Filistin'de "İslami Cihad" Hareketi, Yemen'de “Ensarullah” ve Irak'ta "Haşdi Şabi" gibi askeri kollarının desteğiyle, Suriye'nin İsrail için asıl tehlike kaynağı olduğu açıkça görüldü.

***

Yakın geçmişte, İsrail tarafından Suriye'nin derinliklerine düzenlenen saldırılar, İran'a ait hedefleri vurmak ya da Lübnan'daki Hizbullah'a doğru yol alan gelişmiş füze konvoylarını imha etmek için gerçekleşiyordu. Ancak bu kez durum değişti. İsrail'in son saldırıları güney cephesinden Golan'a fırlatılan füzelere misilleme yapmak için gerçekleşti. Bu durum Golan cephesinin açılması için hazırlıklar ya da girişimler odluğu anlamına gelebilir. Bu sayede mevcut gerginlikler savaşa dönerse, İsrail, Lübnan'da kuzey ve doğudan ve Filistin'in güneyinden üç cephede kuşatılmış olacak.

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz'ın dile getirdiği çarpıcı açıklamalar bizi bu olasılığı değerlendirmeye götürüyor. Katz geçtiğimiz günlerde verdiği bir demeçte, İsail'in Suudi Arabistan olmadığı konusunda İran'ı uyardı ve bir yıpratma savaşına sürüklenmeyeceklerini söyledi.

İsrail basınının sansürü nedeniyle askeri analistler tarafından görmezden gelinen ve türünün tek örneği olan bu açıklamanın, Suriye- İran stratejisinin varlığına ilişkin doğrulanmış bilgilere dayandığı olasılığını dışlamıyoruz.

İran ve müttefikleri, Suudi Arabistan'ın Yemen'de yönettiği Arap koalisyonuna karşı yoğun ve masraflı bir yıpratma savaşına girdi. Bu savaş Suudi Arabistan'ın Riyad, Cidde ve Taif gibi büyük şehirlerine fırlatılan balistik füzelerle başladı, Bukayk ve Khurais'taki ARAMCO petrol şirketinin tesislerinin seyir füzeleri ve İHA'larla hedeflenmesi ile gelişti. Bu son saldırı Suudi Arabistan'ın petrol üretimini geçici olarak yarıya düşürdü. Bu durum, Amerika'nın Suudileri korumak için 3 bin askerinin yanı sıra gelişmiş ekipmanlar göndermesine neden oldu. Amerika aynı zamanda savaşı durdurmak ve ateşkes ilan etmek için Husi Ensarullah hareketi ile gizli müzakerelere katıldı.

Biraz geriye döner ve İran'ın Gazze'deki en yakın müttefiki olan İslami Cihad Hareketinin, askeri lideri Beha Ebu'l Ata'nın şehadetinin intikamı için iki gün boyunca 200'den fazla füze ve bombayı Gazze'den yerleşim birimlerine fırlattığını düşünürsek, İsrail Dışişleri Bakanı Katz'ın İran ve Suriyelilere karşı bir yıpratma savaşına dair sözlerinin sadece bir dil sürçmesinden ibaret olmadığını görürüz.

Eğer Direniş Ekseni bir yıpratma savaşının fitilini ateşlemeye karar verirse, bu tüm askeri kollarının savaş meydanına inmesi anlamına gelir. Çoğunluğu hassas füzelerden oluşan 150 bin füzelik cephaneye sahip olan Hizbullah ise kuşkusuz bu askeri kolların başında geliyor. Husi Ensarullah hareketinin de bu savaşa katılması ve gizli müzakerelerden çekilmesi olasılık dahilindedir. Özellikle Amerika'nın Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim birimlerini meşrulaştırma kararından sonra Hamas Hareketi de kendini tutma politikasından vazgeçebilir.

Bazıları İran ve Lübnan ile Iraklı müttefiklerinde gerçekleşen halk protestolarının sürecinden dolayı gerginlikler yaşanan bu aşamada İran'ın bir tırmandırmaya başvurmayacağı konusunda tartışmaya girebilir. Bu doğrudur, ancak niçin İran'ın bu askeri tırmandırmasını bu protestolara verilen cevaplardan biri, eylemleri düşürme girişimleri ve dikkatleri dağıtma girişimi olarak görmüyoruz? İran Devrimi Rehberi Seyyid Ali Hamaney, Amerika, İsrail ve Suudi Arabistan'ın, İran'ı içeriden çökerterek rejimi düşürme girişimlerinin arkasında durduğunu söylemedi mi?

***

Amerika, Abraham Lincoln uçak gemisinin Körfez sularında konumlanmak için Hürmüz Boğazı'ndan geçerek, İran'ın deniz füzelerinin menzili dışına çıkana kadar 800 km uzaklıktaki Umman denizine kaçtığını açıkladı. Ensarullah hareketinin Kızıldeniz'de iki gün boyunca Güney Kore'ye ait gemilere el koyması ve uzun bir sessizlikten sonra Suudi Kralı Selman bin Abdulaziz'in dilinden dökülen tehdit mesajları, krallığın politikalarının petrol fiyatlarının istikrarını hedeflediğini doğruluyor.

ARAMCO tesisini vurmak için İran silahlarının kullanılması ve krallığın 286 balistik füze ile 289 İHA'nın saldırısına maruz kalması karşısında, İran'ın önünde ciddi seçenekler olduğu ve sonuçlarını taşıyacağını iyi bilmesi gerekiyor. Gerginliğin seviyesini tırmandıran göstergeler ve bölgede dar ya da geniş bir savaş olasılığı vardır.

Suriye devletinin kararlılığı, Arap ordusunun kontrolünü kaybettiği topraklarının çoğunluğunu geri alması ve Amerika'nın ülkeyi parçalama projesinin çöküşü, işgalci İsrail devletini şaşkınlığa uğratarak tüm bahislerini başarısızlığa uğrattı. Özellikle de yedi yıl boyunca İsrail tarafından Suriye'nin derinliklerine düzenlenen 230'un üzerinde hava saldırısı, İran'ın ülkedeki varlığını sonlandıramadı, hassas füzelerin Hizbullah'ın eline ulaşmasını ve gücünü ikiye katlamasını da engelleyemedi.

Tüm bunlardan dolayı, angajman kuralları eğer değişmediyse bile değişecektir. Yeni kuralların ise Amerika ve İsrailli dostunun lehine olmayacağı kuşku götürmez bir gerçektir.

Abdulbari Atvan
Kaynak: Raialyoum
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler