image_750x_5c9ab6e0d7092.jpg

Amerika’nın pazarlığı: Ya vesayet ya çöküş!

Amerikalıların sabrı tükendi. Beyaz adam isteklerine kölelerin kayıtsız kalmasına dayanamaz. Peki, kendisine isyan edilmesine nasıl tahammül edecek? Amerika bizlere işleri lehine çevirmeye hazır olduğunu söylemeye çalışıyor. Bu bağlamda etrafımızda birçok adım atan Amerika bizlere kan ve gözyaşı diliyle diyor ki: Ya doğrudan vesayet ya da çöküş!

22 Aralık 2019 Pazar

İNTİZAR- 2000'lerin ilk 10 yılında, ABD bozguncular koltuğunun önemli bir oyucusu haline geldi. Bu görev, ABD'ye karşı çıkan küçük küresel güçler arasından kargaşa çıkarmayı gerektiriyordu. Bugün Amerika artık büyük “gerçekler” üretip pazarlayacak gücünü kaybetti. Artık bozguncu, engelleyici ve yıkıcı rol oynamaktan bir adım ileri gidemiyor: “Bana payımı verin ya da dünyanızı başınıza yıkayım. Toplumuma benim yerime siz yardım edin, ya da sizi lanetleyeyim. Ya beni şimdi bırakın sessizce gideyim, siz benden sonra benim çıkarlarımı koruyun, ya da sizin payınızı tamamen harap ettiğimden emin olduktan sonra gideyim.”

Amerikalıların sabrı tükendi. Beyaz adam isteklerine kölelerin kayıtsız kalmasına dayanamaz. Peki, kendisine isyan edilmesine nasıl tahammül edecek? Arap yarımadasında Amerikalıları yenebileceğini ve müttefik rejimlerini zayıflatacağını düşünen birileri varsa, Sam amca ona şöyle söyler: “Küresel ekonomi benim şartlarıma tâbi olduğu ve dolar ticari para birimi olduğu sürece hayat damarlarınız benim elimde.”

Lübnan'da, hesap kolaydır. Lübnan'ı Amerika'nın müttefik güçleri tarafından ele geçirme projesinin başarısızlığı, İsrail'in 2006 savaşındaki başarısızlığı, Suriye savaşının başarısızlığı, Irak'ta durumun değişmesi, İran'da rejimin düşmemesi ve Direniş'in Gazze'de dizginleri eline almasının ardından Amerika bizlere işleri lehine çevirmeye hazır olduğunu söylemeye çalışıyor. Bu bağlamda etrafımızda birçok adım atan Amerika bizlere kan ve gözyaşı diliyle diyor ki: Ya doğrudan vesayet ya da çöküş!

Amerika artık ne Lübnan halkına ne Saad Hariri'ye, ne 14 Mart Hareketi'ne ne de ülkeyi yiyicilere güven duyuyor. Amerika her yönden işleri sadece kendi yönettiğine emin olmak istiyor. Onun yönetimde olmasını isteyenler ise, ABD'nin otoritesi altındaki uluslararası kuruluşlar aracılığıyla kendi denetimine tabi tutulan araçlarıdır. Bu güçlerin gündemi ise ABD'nin programına göre dış politikaya dair her şeyi içeriyor.

Washington, Lübnan'ın bölgesel eksen üzerinde tarafsız olmasını ve Direniş Ekseni'nden tamamen ayrılmasını istiyor. Suriye ve Irak ile, kendi uygun gördüğü çerçevenin dışında hiçbir şekilde koordinasyon sağlanmasını istemiyor. Buna göre sığınmacılardan ticari ilişkilere ve sınır dosyalarına kadar askıda olan tüm dosyalar, Washington buna karar vermedikçe söz konusu olmamalıdır. Dolayısıyla, herhangi bir hükumet kendisini bu dosyalarla ilgilenecek taraf olarak görmemelidir.

Savunma politikası

Lübnan'ın, İsrail ile savaşa hazırlıklı olmamasını sağlamak için pratik önlemler alıyor. Lübnan ordusunun yetki alanı siyasi otoriteden uzaklaştırılıyor. Genel olarak Direniş'in silahlarının kısıtlanmasını garanti eden tüm faaliyetler için gerekli ortam sağlanıyor. Lübnan'da elini Direniş'in füze gücüne atan ABD, Direniş'in güneydeki caydırıcılığı ve gücünü artıran her türlü faaliyeti engellemek için tüm önlemler alınıyor.

Bu bağlamda, Lübnan'ın güneyde aktif uluslararası güçlerin yetki ve faaliyetleri üzerinde yapılan önemli değişiklikleri hiç tartışmaya girmeden kabul etmesi gerekiyor. Aynı şekilde bu uluslararası güçlerin çalışma dairesini, Lübnan'ın güney, doğu, kuzey ve karasularını kapsayacak şekilde genişletmeye hazırlanması gerekiyor.

Petrol ve gaz dosyası

Lübnan, İsrail ile ekonomik bölge üzerindeki çatışma doyasını yönetmek konusunda Amerikan hükümetine yetki vermeyi kabul etti. ABD şirketleri bu bölgede petrol ve gaz çıkarma ve sondaj çalışmalarını üstlenmesine ve izin verildi. Tartışmalı hisseleri yönetmesi ve kârı iki tarafta dağıtma görevi de ABD'ye verildi.

Para ve ekonomi

Amerika, Lübnan'ın tüm deneyimlerinde başarısız olduğunu ve tüm görevi, mali dosyaları kendi vekaleti altına alacak olan uluslararası para fonuna emanet emesi gerektiğini düşünüyor. Bu bağlamda, özelleştirme işlerini genişletmeye dayalı bir vizyona göre, iç ve dış yatırımları çekmeyi amaçlıyor ve dolayısıyla, kamu sektörünün geri kalanını satmak ve ulusal birimini tüm desteklerden kurtarmayı amaçlıyor.

Genel devlet yönetimi

Amerika, Lübnan'ın kendi içişlerini yönetebilme yetisini kaybettiğini düşünüyor. Bu nedenle, vesayet mantığı seçimi tüm devlet kurum ve kuruluşlarında genel olarak sorunluluk üstlendiği varsayılan ekibe bırakmayı öngörüyor. Kuzey Avrupalı bir diplomatın ifadesiyle, finansörler kimin en yetenekli ve güvenilir olduğu konusunda deneyimlidir. Böylelikle ülkede yeni bir idari istem uygulanması amaçlanıyor.

Yetki ve karar

Amerika'nın isteğine göre, yeni hükumetin ülkenin tüm tesislerine el koyabilecek derecede özel yetkileri olmalıdır. Bunun yanı sıra ekonomik ve mali sorunları çözebilmek için acil programlar hazırlamak ve uyuyabilmesi gerekiyor. Bu durum, parlamentonun yasama yetkisinin büyük kısmını bu yeni hükümete bırakması gerektiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, siyasi güçler kurumlar hatta sokak aracılığıyla hiçbir şekilde denetimi eline alamaz.

İşte bu, Nawaf Salam'a (Lübnan'ın BM Daimi Temsilcisi) başkanlık etmeye aday olan Sam amcanın yönetimidir.

İbrahim Emin
Kaynak: Al-Akhbar
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler