90228-Libya.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Libya bilinmeyen bir yöne doğru giderken, ufukta bölgesel çatışma görünüyor

Libya bilinmeyen bir yöne doğru giderken, ufukta bölgesel çatışma görünüyor

İngiliz “Guardian” gazetesi, son günlerde Libya'da savaşan paralı Sudan askerlerinden yeni bir dalganın savaşa katıldığını ve bu durumun Kuzey Afrika ülkesindeki çatışmanın, bölgenin çoğunu istikrarsızlaştıracak bir uluslararası savaşa dönüşmesine yönelik korkuları derinleştirdiğini yazdı.

30 Aralık 2019 Pazartesi

İNTİZAR - Akdeniz kıyısındaki Libya'da, çatışmanın kapıları çeşitli bölgesel güçler için ardına kadar açıldı. Görünüşe bakılırsa, iç savaş kavramından daha geniş bir yöne doğru yol almaya başlayan Libya savaşının çizdiği yeni bölgesel ittifakların doğuşuna tanıklık edecek olan bu çatışmalar, bölgesel ve uluslararası güçlerin müdahalesinin ardından bu petrol ülkesini yeni Suriye'ye dönüştürecek.

İşin en kötü tarafı da Libya'da, Türkiye ve Katar tarafından desteklenen Vifak hükümetine karşı savaşa katılmak için Suudi Arabistan tarafından gönderilen yüzlerce Sudan askerinin de yer aldığı bölgesel güçlerin git gide artmasıdır. Öte yandan, Türkiye de Halife Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu güçlerini ortadan kaldırarak çatışmanın dümenini kendi lehine doğru kırmaya çalışıyor.

İngiliz “Guardian” gazetesi, son günlerde Libya'da savaşan paralı Sudan askerlerinden yeni bir dalganın savaşa katıldığını ve bu durumun Kuzey Afrika ülkesindeki çatışmanın, bölgenin çoğunu istikrarsızlaştıracak bir uluslararası savaşa dönüşmesine yönelik korkuları derinleştirdiğini yazdı.

Libya'da bulunan iki farklı Sudanlı savaşçı grubun lideri, Guardian gazetesine, son aylarda yüzlerce yeni askerin bölgeye geldiğini bildiren bir demeç verdi. Bu iki askeri grup, General Hafter'in liderliğinde “Lİbya Ulusal Ordusu” ile Trablus'taki tanınmış hükümete karşı savaşıyor.

Güney Lİbya'da konuşlanan askeri liderlerden biri şu sözleri kullandı: “Çok sayıda genç geliyor… Biz bile bu büyük sayıyı absorbe edebilecek kapasiteye sahip değiliz.” Lider, en az 3000 Sudanlı askerin şu anda Libya'da savaştığını bu rakamın beklenenden çok daha fazla olduğunu söyledi.

Daha önce de, BM tarafından yapılan açıklamada, Sudanlı savaşçıların Libya'ya müdahale etmesinin, ülkenin güvenliği için doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilmişti. BM'ye bağlı Uzmanlar Komisyonu da Güvenlik Konseyine sunulan 376 sayfalık bir raporda, Sudanlıların ülkedeki varlığının 2019 yılında daha net hale geldiğini ve bu durumun daha fazla istikrarsızlığa yol açacağı vurgulandı.

Hafter, geçtiğimiz Nisan ayında Trablus'u ele geçirmek için sürpriz bir askeri saldırıya girişmişti. Ancak bu saldırı, iki tarafın da şehrin güney bölgesi boyunca tarafların gelişmiş silahlarla birbirlerini bombalamayı bırakması ile durduruldu. 76 yaşındaki Hafter, bu ayın başında askeri güçlerinin şehrin tam kontrolünü ele geçirmek için savaşa hazır olduklarını söylemişti.

Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu”, Fransa, Rusya, Ürdün ve BAE ve diğer Arap ülkelerinin desteğine sahipken, Trablus merkezli Hükümet ise, İtalya, Türkiye ve Katar tarafından destekleniyor.

Suudi Arabistan'ın kriz hattına girmesi, özelde Libya'da genelde ise bölgede anlaşmazlığı daha da derinleştirecektir. Öyle görünüyor ki, Suudi Arabistan bu yeni müdahale yoluyla dikkatleri Yemen savaşından uzaklaştırmak istiyor. Zira Suudiler bu savaşta tüm yeteneklerini tükettiler ancak dilenen hiçbir sonuca ulaşamadıkları gibi, aynı şekilde Suriye'de de kartlarını kaybettiler. Bundan dolayı özellikle de Türkiye'nin Kaşıkçı cinayetinden Suudi Arabistan'ı kınamasının ardından Türkiye ile ilişkileri tasfiye etme hesapları kuran Suudi Arabistan, çatışmayı Libya'ya taşımak istiyor.

Türkiye, Libya'da Suudiler ile savaşının kapsamını genişletmek istiyor ve bu konuda geri adım atmayacağa benziyor. Çünkü Libya başlı başına Türkiye için çok şey ifade ediyor. Libya'da Türkiye'nin siyasi, askeri, ideolojik ve ekonomik amaçları vardır. Yani Libya Türk şirketleri için çok büyük bir ticari ve ekonomik fırsat oluşturuyor. Libya onlarca yıldır süren savaş yüzünden altyapısı tamamen yıkılmış başarısız bir ülkedir. Elektrik, su, teknik, iskân ve sağlık gibi çeşitli sektörlerde kapsamlı bir şekilde yeniden yapılandırılmaya ihtiyacı vardır.

Bunun yanı sıra Libya, Türkiye'nin pek çok alanda geliştirilmiş askeri sanayisinin satışı için de elverişli bir pazar olabilir. İdeolojik amaçları da göz önünde bulunduracak olursak, Vifak hükümetinin çoğunluğu “Müslüman Kardeşler” tarafından oluşturuluyor. Müslüman Kardeşler'e desteği ile bilinen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Mısır'daki meslektaşını kaybettikten sonra, Libya'daki dost hükümetini de kaybetmek istemediğine yönelik yorumlar yapılıyor.

Hem Türkiye, hem de Libya'nın geçtiğimiz Kasım ayının 27'sinde, birincisi güvenlik ve askeri işbirliği ikincisi denizcilik etki alanlarının belirlenmesi konularında mutabakat anlaşması imzaladıklarını duyurması, durgun olan bölgesel ve uluslararası suları harekete geçiren bir adım olarak anlaşıldı. Ancak bununda ötesinde bu petrol zengini ülkenin barış çığlıkları atarak Arap batısının Suriye'sine dönüşeceği teorisinde bulunanlar da azımsanmayacak kadar fazladır.

Komşu Mısır ise, Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin Hafter liderliğindeki Ulusal Ordu güçlerine desteğini açıkladıktan sonra tüm siyasi, diplomatik ve hatta askeri ağırlığıyla Libya'nın kriz hattına giriş yaptı. Sisi, ülkesinin Libya'da milisler, silahlı gruplar, teröristler ve radikallerden oluştuğunu düşündüğü bir devletin kurulmasından memnun olmayacağını vurguladı.

Analistler, Sisi'nin açıklamalarının, ABD, İngiltere, İtalya, Cezayir ve hepsinden önemlisi Türkiye gibi Vifak hükümetinin dostu ülkelerden güç almayı beklediğini yorumluyor. Türk basınında yer alan haberlere göre, Ankara Libya'nın başkenti Trablus'ta askeri üs inşasının çalışmalarını tamamladığı sırada teknik ve lojistik talebini etkinleştirdi.

Türkiye'nin planı, Vifak hükümetine desteği ve hava savunması sistemleri sağlaması bakımından askeri uzmanlar tarafından önleyici olarak nitelendiriliyor. Bu destek, Mısrata ve Sirte şehirlerindeki hedeflere düzenlenecek olan hava saldırıları ve diğer baskınların püskürtülmesine yardımcı olacaktır.

Ancak bu işin zannedildiği kadar kolay olmayacağını düşüneneler de bulunuyor. “Savaşın emiri” olarak nitelendirilen Halife Hafter, başta Rusya olmak üzere bölgesel ve uluslararası müttefiklerinden sınırsız askeri ve teknik destek almaya devam ediyor. Rusya, Halife Hafter'i desteklemek için ön hatlarda konuşlandırmak ve kara savaşları konusunda uzmanlık sağlamak üzere, Putin'e yakınlığıyla bilinen hatta Putin'in aşçısı denilen Yevgeny Prigozhin liderliğinde Wagner grubundan oluşan 100'den fazla paralı askeri Libya'ya göndererek, Suriye ve Ukrayna tecrübelerini bu ülkede yeniden tekrarlamak istiyor.

Libya'daki başrol oyuncuları arasındaki bakış açıkları ve açıklamaların çelişkili olduğu kadar, çıkar dilinin onları uyumlu hale getirmek için yeteri kadar nedenleri vardır.

Her zaman sürünün dışında öten ve Libya halkı ile BM Libya özel temsilcisi Gassan Selame'nin çatışmayı bitirmek için barışçıl ve siyasi çözüm bulma çabalarını desteklemeye çağıran BM'nin pozisyonunun aksine, diplomatik temasların süreci bu petrol devletinin geleceğini şekillendirmeye ve ganimetini bölüştürmeye yönelik hızla seyir alıyor.

Gelişmelere baktığımızda, Recep Tayyip Erdoğan başta olma üzere, Alman Şansölyesi Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Makron gibi çok sayıda lider, Başkan Vlademir Putin ile telefon görüşmeleri yaparak Kremlin ile doğrudan koordinasyon içine girmeyi seçmiş gibi görünüyor.

Bu sırada ABD ise Moskova ile diyalog kanadını indirmezken, Libya'daki büyükelçisi yoluyla eleştiri okunu Rusya'yı tırmandırmaya ve Hafter güçlerinin başkent Trablus'u kontrol altına almak için başlattığı saldırılarını desteklemeye doğru yöneltmeyi seçti. Bu destek siviller arasındaki kayıpların artmasına yol açtı. Avrupalı komşu İtalya ise, Libya'daki ağırlığının çoğunu kaybetti.

Bu korkutucu Libya sahnesi, tüm aktif rol alan oyuncuları birinci aşamada iç savaşın kanamasına tampon uygulayacak ve çatışan taraflar arasındaki kaosu durduracak ciddi ve somut girişimlerde bulunmak zorunda bırakıyor.

Kaynak: Al-Waght
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler