ddtdt.jpg

Amerika, Direniş Ekseni ile doğrudan savaşın kapısını açtı

Evet, Amerika'nın mesajı Washington'un İran'ın müttefikleri ile kapsamlı bir savaşa girmeye hazırlandığını gösteriyor. Haşdi Şabi'nin önde gelen kaynakları, “perde arkasından oynama” döneminin sona erdiğini ve Irak'ın, geçtiğimiz Ekim ayının başında her düzeyde yeni bir aşamaya girdiğini vurguluyor. Bu kaynaklara göre, artık çatışma bir zorunluluk haline geldi.

2 Ocak 2020 Perşembe

İNTİZAR - Daha önce görülmemiş bir adım ile bölgede Amerika- İsrail cephesi ile Direniş Ekseni ülkeleri arasında doğrudan askeri bir savaşın önündeki kapılar açıldı. ABD, Irak'ta Suriye sınırına yakın bir bölgede Hizbullah'a bağlı bir askeri merkeze yönelik kanlı bir hava saldırısı düzenleyerek Irak işgalini teyit etmek ve düşman İsrail'i çıkarlarına ulaştırma arzusunu herkese gösterdi.

Onlarca kişinin şehit olması ve yaralanmasına, Direniş Ekseni'nin operasyonları için ciddi önem taşıyan bir karargâhın ise yıkılmasına sebep olan ABD saldırısı, İsrail'in İran liderliğindeki Direniş Ekseni ülkeleri ve güçlerinin nitelikli füze gücünün büyümesine karşı duyduğu endişenin dozunun yükseldiğine işaret ediyor. Irak için oldukça hassas bir dönemde gelen bu saldırı ile Amerika'nın vermek istediği mesaj, Irak'taki bir ABD üssüne düzenlenen saldırıya verilen lokal bir cevaptan daha fazlası gibi görünüyor. Bu saldırı, özellikle Irak Direniş grupları ve Hizbullah Tugaylarının işgal kuvvetlerine karşı acı verici bir cevap için çalışmaların başladığını duyurmasının gölgesinde, bölge için önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.

Evet, Amerika'nın mesajı Washington'un İran'ın müttefikleri ile kapsamlı bir savaşa girmeye hazırlandığını gösteriyor. Ancak operasyon, bunun yanı sıra İsrail'in özel hedeflerine hizmet etmek için ABD'nin doğrudan müdahalesini de yansıtıyor. Bu saldırı için El-Kaim noktasının seçilmesi ise yerel cevabı aşan mesajlara işaret ediyor. Bilindiği üzere saldırı asla orantılı bir cevap değildi. Bu durum, iki eksen arasındaki mevcut çatışmanın stratejik dönüşüm aşamasına girdiği çıkarımına götürüyor.

İsrail'in saldırıyı kutlaması ve Amerika'nın Arap dostlarının saldırıyı kınamaya bile tenezzül etmemesine, Irak'ta saldırının ardından dayatılan kaygıyı yansıtmayan siyasi tepkiler eşlik etti. Tüm gözler, Necef'teki dini otoritenin saldırı hakkındaki pozisyonunu beklerken, çoğunluğun kınadığı saldırı hakkında Ammar El-Hekim'in “dengeli” davranmaya çalışan pozisyonu dikkat çekti.

25 şehit ve ağır durumda olan 51 yaralı, Suriye- Irak sınırında yer alan Haşdi Şabi'nin saflarında faaliyet gösteren Hizbullah Tugaylarına ABD tarafından düzenlenen benzeri görülmemiş saldırının –henüz- kesinleşmemiş sonucudur. ABD'nin üstlendiği hava saldırısı, oldukça karmaşık bir güvenlik ortamının gölgesinde başta Irak olmak üzere bölgeyi yeni bir aşamaya taşıdı.

Son saldırı özelikle 2017'nin Aralık ayında Eski Başbakan Haydar El-İbadi'nin IŞİD'e karşı “büyük zafer” ilan etmesinden bu yana mevcut olan savaşın gidişatını tekrar okumayı gerektiriyor. 2018 yılı Şubat ayında “El-Akhbar” gazetesi Irak Direnişinden üst düzey bir liderin şu sözlerini aktardı: “ABD güçleri ile Haşdi Şabi arasında bir çatışma olasılığı her zamankinden daha fazladır.”

Sürtüşmeden fazlasını gerektirmeyen savaş, çok yakında yeni bir aşama oluşturacak yerel bir çatışmaya dönüşecektir. Bu aşama, işgale karşı direnişin başladığı 2003 dönemine dönüş yaptıracaktır. Bu teori, Washington ile Tel Aviv'in (ve bazı Körfez ülkelerinin) Bağdat'ı “belirsiz bir savaşa” sürüklemek istediği “seferberlik” söylemleri ile güçleniyor. Bu söylemler özellikle Tahran ile Washington arasındaki karşılıklı bölgesel mesajlaşmalar ile eşzamanlı geldiği için, “kaynağı bilinmeyen” füzeleri harita boyunca ABD güçlerinin konuşlandırdığı bölgelere düşmesiyle ilgili Irak için “aslan payı” vardı.

Washington bir medya hareketine öncülük ederek, özellikle Hudeyde bölgesinde Suriye ordusu güçleriyle iletişime girdiğinden beri, Haşdi Şabi'yi hedef alan bir zemin oluşturdu. Batı'nın medya makinesi, Haşdi Şabi'nin rolünün İran ve Irak'tan gelerek Suriye ile Lübnan'da konuşlandırılan hassas balistik füzeler için stratejik bir koridor açmak olduğunu tasvir etmeye çalıştı. Bu kampanyalara, Haşdi Şabi'nin silah depolarına “bilinmeyen” saldırılar eşlik etti. Irak'ın istihbarat çalışmaları neticesinde, düşman İsrail'in bu saldırıların arkasında yer aldığı kanısına ulaşılmasına rağmen, Irak hükumetinin bu olay karşısında sessiz kalarak kimseyi suçlamaması dikkat çekti.

ABD'nin saldırısında, hedefin bulunduğu mevki ve bu orantısız saldırının niteliği, geçtiğimiz günlerde Kerkük'te ABD'nin askeri üssüne düzenlenen füzeli saldırıya misilleme olarak gelmediğine ve Amerika'nın hedeflediği şeyin sadece Irak hesapları ile sınırlı olmadığına işaret ediyor.

İsrail ise olayın ardından ilk tepkisini, Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama ile ortaya koydu. İşgal devleti Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, ABD tarafından Haşdi Şabi'ye düzenlenen saldırıyı “bölgesel gerçeklikte bir dönüm noktası” olarak tanımlayarak, işin aslını yansıtan bir açıklama yaptı. Geçtiğimiz yaz boyunca Tel Aviv'in “Haşdi Şabi” merkezlerini hedeflemesinin arkasında yer aldığına dair imalarda bulunması da dikkat çekti. Ne var ki, karşı taraf, Tel Aviv'in kendisini yavaş yavaş büyük bir savaşa çekmek için uğraştığını fark etti. Bu savaş işin sonunda Irak halkını birbirine düşürme projesine hizmet ediyor. Bağdat ve Haşdi Şabi'nin önündeki seçenekler, Tel Aviv'in Washington'u memnun edecek bir çatışma yaratma çabaları karşısında gerçekten çok kısıtlıdır.

Washington, geçtiğimiz ayın ortalarından bu yana, saldırı için siyasi platformda hazırlık yapıyordu. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, geçtiğimiz günlerde Irak'ta çıkarlarının zarar görmesi halinde kesin olarak cevap vereceklerini söylemişti. Bu açıklamaların ardından, ABD'nin askeri üssüne bir dizi füze saldırısı düzenlendi. Açıklamalar, geçen Ekim ayında Irak'ta halk hareketlerinin patlak vermesi ile birlikte tırmanmıştı. Bu süreçte Direniş Grupları Washington'u Iraklıların haklı taleplerini saptırmak ve sokaklara dökülen halkı kendi çıkarlarına kullanmak istemekle suçladı.

Geçtiğimiz yıl karşılıklı gönderilen mesajlar, 20'den fazla kez hedefine ulaştı. Ancak geçtiğimiz Cuma günü gerçekleşen füze saldırısı Amerikalı bir yetkilinin ölümü ve iki kişinin yaralanması ile sonuçlandı.

Washington ne istiyor?

Haşdi Şabi'nin önde gelen kaynakları, “perde arkasından oynama” döneminin sona erdiğini ve Irak'ın, geçtiğimiz Ekim ayının başında her düzeyde yeni bir aşamaya girdiğini vurguluyor. Bu kaynaklara göre, artık çatışma bir zorunluluk haline geldi. Amerika'nın tehdidi her defasında açıktı. Washington angajman kurallarında herhangi bir değişimi reddederek, projelerine hizmet etmesi için uygun gördüğü bölgeleri elinde tutmak istiyor. Aynı kaynak, Amerikalıların İran'ın bölgedeki etkisinin artmasına karşın kendi etkilerinin azalmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Iraklı Direniş grupları saldırıya karşı sessiz kalacak gibi görünmüyor. Bu bağlamda Haşdi Şabi'den bir kaynak, şu sözleri kullandı: “Amerikalılar öngörü hatası yapıyor. Kana karşı kan üssü kurmak istiyor. Ancak, cevapları (kayıp açısından) orantılı değil.”

Niçin El-Kaim?

1- Washington, Haşdi Şabi'nin bu bölgedeki varlığını kabul etmiyor. Bu son saldırı ile birlikte, ABD bu bölgede Haşdi Şabi'yi üçüncü kez hedef almış oldu. Çünkü El-Kaim – El-Bukemal yolu Tel Aviv için hassas bir bölgedir. Tel Aviv bu yolun Tahran'ın Beyrut'a giden “güvenli” yolu olduğunu düşünüyor. İstifa eden Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi geçtiğimiz aylar El-Kami – El-Bukemal sınır kapısını yeniden açtı, ancak bunun bedelini ödedi. Abdulmehdi, Amerika'nın kırmızıçizgisini aştığını daha sonra fark etti.

2- El-Kaim bölgesi, Irak'ta Amerikan güçlerinin varlığı açısından “ağırlık” merkezi olan Ayn el-Esed üssüne en yakın bölgedir. El-Enbar ilinin batısında yer alan bu üs, Amerikan güçlerinin Irak ve Suriye arasındaki hareketinin yollarını denetlerken, Haşdi Şabi'nin bölge boyunca konuşlanmasını engellemeye çalışıyor ve onları menzili dâhilinde tutmaya çalışıyor.

3- Washington bilinmeyen bir füze saldırısından Iraklı Hizbullah Tugaylarını sorumlu tuttu. Bundan dolayı cevap özellikle 45'incü bölüğü hedef aldı. Bilindiği gibi Amerikan güçleri, Hizbullah Tugaylarının ana kalesi olarak görülen Bağdat'ın güneyindeki Curf Es-Sakhr bölgesini hedefleyebilecek kapasiteye sahiptir. Buna karşın bu bölgenin seçilmesi, Amerika'nın Haşdi Şabi'yi terörist olarak sınıflandırıldığının göstergesi olarak kabul ediliyor.

Washington: Saldırılar Hizbullah Tugaylarının kapasitesini zayıflatacaktır

Amerikan Merkez Komutanlığı geçtiğimiz günlerde Amerikan güçlerinin Irak ve Suriye'de beş tesise saldırı başlattığını belirtti. Konuya dair yayınlanan bildiride, saldırıların Hizbullah Tugaylarının Irak'taki üslere karşı saldırılarına cevaben geldiği ifade edildi. Açıklamada, bu saldırıların Hizbullah Tugaylarının ABD güçlerine karşı saldırı yürütme kapasitelerini zayıflatacağı öne sürüldü.

Nur Eyyub
Kaynak: El-Akhbar
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler