Drisrr1X0AEbs48.jpg

Dünyanın tüm büyük güçlerine karşı gerçekleşen devrim

Her devrimin analizi, Doğu veya Batı'nın aracılığı ile bağlantılıdır ve Washington–Moskova rekabeti üzerinden yorumlanır. Buna karşın İran'da devrim liderliği, iki ülkeyi işbirliğine çağırırken, ümmeti de İslam'ın zaferi için davet etti. İran devriminin, sıradan bir devrimden ibaret olmadığını unutmamak gerekiyor. Bu, dünyada alışılagelmiş geleneksel gücün omurgasına karşı indirilmiş bir darbeydi.

4 Şubat 2019 Pazartesi

İNTİZAR - Analizler, İran İslam Devrimi'nin bir yandan karmaşık ve tuhaf bir süreç olduğunu, diğer yandan Şah yönetiminin, kimsenin tahmin edemeyeceği kadar güçlü bir hükümet olduğunu gösteriyor. Dünyadaki petrol satışlarının en büyük hissesini kazanan ülkenin ordusu ise, oldukça güçlü ve donanımlıydı. Şah döneminin İstihbarat sistemi, MOSSAD ve CIA tarafından eğitilmişti. Senato anlaşmasının üyesi olmasına rağmen, Doğu Blok'u ile ilişkileri güçlendiren hükümet, NATO'yu da destekliyordu.

Belgeler, Şah döneminde İran'ın istihbarat organının, MOSSAD'dan sonra bölgedeki en güçlü istihbarat olduğunu gösteriyor. Rakipleri ve muhalifleri ile başa çıkmak konusunda en iyilerden biri ve en zeki istihbaratın İran'a ait olduğu düşünülüyordu. Öyle ki, yıkım komitesi ve iç güvenlik yönetimi bile sorgulama ve işkence konusunda donanımlı bir ekipmana sahipti. MOSSAD ve CIA'in görevlileri, işkence ve sorgulama konusunda hizmetlerini esirgemiyordu. Buna ilaveten, ordu ve istihbarat teşkilatı, NATO üyesi olarak yüksek bir yetkiye sahipti ve istihbarata dayalı bölgesel bir destek alıyordu.

Tüm bu gövde gösterisine rağmen, halk İran Şah'ına ve Doğu – Batı bloklarına karşı tüm gücüyle sesini yükseltmeyi başardı. İranlıların, o dönem yazılan analizler yerine 1970'ler ve 1980'lerin duyguları ve dürtülerine güvenmediklerini unutmamak gerekiyor. Her devrimin analizi, Doğu veya Batı'nın aracılığı ile bağlantılıdır ve Washington – Moskova rekabeti üzerinden yorumlanır. Buna karşın İran'da devrim liderliği, iki ülkeyi işbirliğine çağırırken, ümmeti de İslam'ın zaferi için davet etti.

Devrim öncesi İran'ın güvenlik kurumlarının içişlerini getirdiği durumun, ülkede ulusal bir devrime yol açması, bu bağlamda önemli bir noktadır. Nitekim devrim, tüm şehirler ve köylerde yayılmaya başladı. Din adamlarının kilit bir rol üstlenmesinden dolayı, ülkedeki en küçük sosyal gruplar dahi devrim alanına gelerek dini hareketlere ve İslami ilimlere güvendi. O güne kadar bölgede güvenlik merkezi olan İran, iç değişime giderek rotasını değiştirdi. İran halkının, normal görünen bir hükümetin önünde durmadığını unutmamalıyız. Daha sonra, Sovyetler Birliği ve ABD'nin, yıkıcı ve bölücü grupları, terörist grupları ve İran'a karşı savaşında Saddam'ı doğrudan desteklemek dışında, İran İslam Cumhuriyetini devirmek için para ödemedikleri ortaya çıktı. Savaş sekiz yıl boyunca devam etti, ancak İslam Cumhuriyeti bir metre kare toprağını bile kaybetmedi.

İran devriminin, sıradan bir devrimden ibaret olmadığını unutmamak gerekiyor. Bu, dünyada alışılagelmiş geleneksel gücün omurgasına karşı indirilmiş bir darbeydi. Dünyayı sosyalist ve liberaller gibi ideolojik yapılarına dayanarak bölen ülkeler, ezilerek yok edildi. İran İslam Cumhuriyeti, bu halk direnişinin neticesidir. Zira, MOSSAD, CIA, MAC ve KGB gibi tüm istihbarat servislerine karşı zafer kazanan İran, gücünü tüm dünyaya gösterdi.

Kaynak: İuvmpress
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler