_53b432202ca60.jpg

Kerbela’daki İran Konsolosluğu’na düzenlenen saldırıda Baasçı İngiliz Şiilerinin rolü nedir?

Haber kaynaklarına göre konsolosluk saldırısını düzenleyen yaklaşık 300 kişi, Tuveyric bölgesinden Kerbela şehrine aktarılmıştı. Aynı kaynaklar, bahsi geçen saldırganların Mahmud Es-Sarhi güçlerinin bir parçası olduğunu bildirdi. Es-Sarhi'nin ilk defa 2003 yılında Saddam Hüseyin rejimi devrilmeden önce ortaya çıktığı ve kendini Irak'ta dini mercilerden biri olarak ilan ettiği biliniyor.

11 Kasım 2019 Pazartesi

İNTİZAR - Geçtiğimiz hafta Irak'ın Kerbela şehrinde olay çıkaran göstericiler, İran Konsolosluğu'na saldırdı. Olayın ardından sosyal medya üzerinden yayınlanan fotoğraflarda, arbede çıkaran isyancıların, İran Konsolosluk binasına taşlarla saldırdığı ve İran bayrağını indirdikleri dikkat çekti.

Saldırı hakkında yayınlanan haberlere göre, Kerbela'daki İran İslam Cumhuriyeti Konsolosluğu'nu taşlayan saldırganlar yabancı taraflarca desteklenen Sorhiye Hareketi üyelerindendir.

Ayrıca haberler, çok sayıda isyancının bu saldırıyı düzenlemek için daha önce Babil ve Divaniye kentlerinden Kerbela'ya aktarıldıklarını ortaya koydu. Olayın ardından Kerbela kentindeki İran Başkonsolosu durumun kontrol altına alındığını açıkladı.

Bu noktada, İran Konsolosluğu'na saldıran grubun lideri olan ve Batı yanlısı İngiliz Şiilerini temsil eden Mahmud El-Haseni Es-Sarhi figürüne dikkat çekmek gerekiyor. Haber kaynakları, bu din adamının bazı âlimlerin, IŞİD terör örgütü ile savaşmanın zorunluluğu hakkında yayınladığı fetvalara şiddetle karşı çıktığını aktarmıştı. Ayrıca kaynaklar bu adamın, Irak'ın birçok bölgesine yayılan terör gruplarından bir kısmını uzun yıllardır desteklediğini de ortaya çıkardı.

Kerbela'daki İran Konsolosluğu'na düzenlenen saldırının birinci derecede müsebbibi olan bu “Sarhi” kimdir?

Sorhiye akımına ismini veren Mahmud Es-Sarhi, soyunun Ehl-i Beyte (a.s) dayandığını, bundan dolayı “Seyyid” olduğunu ve kendisinin dini merci olduğunu iddia ediyor. Çok sayıda Iraklı kesim Kerbela'daki İran Konsolosluğu'na bilinmeyen kişilerce düzenlenen saldırıdan dolayı Sarhi'yi suçladı. Yine haber kaynaklarına göre konsolosluk saldırısını düzenleyen yaklaşık 300 kişi, Tuveyric bölgesinden Kerbela şehrine aktarılmıştı.

Aynı kaynaklar, bahsi geçen saldırganların Mahmud Es-Sarhi güçlerinin bir parçası olduğunu bildirdi. Es-Sarhi'nin ilk defa 2003 yılında Saddam Hüseyin rejimi devrilmeden önce ortaya çıktığı ve kendini Irak'ta dini mercilerden biri olarak ilan ettiği biliniyor.

Bu bağlamda, bazı saha kaynakları Sarhi akımını duyan birçok kişinin, kendisini Seyyid olarak tanıtan ve soyunu Ehlibeyte (a.s) dayandıran Mahmud Es-Sarhi'nin kim olduğunu bilmediğini gösterdi. Sarha ailesinin aşiret lideri Şeyh Ali Es-Sakban “Biz sıradan insanlarız, Resulullahın (s.a.a) soyundan gelen Seyyidlerden değiliz” açıklamasında bulundu. Es-Sakban şu sözleri ekledi: “Mahmud Es-Sarhi denilen kişi, Baasçıdır ve eski rejim zamanında güvenlik alanında çalışmalarının yanı sıra partilerle ilgili raporlar yazmak konusunda uzmandı. Es-Sarha aşireti, Iraklı Şii dini otorite olarak kendini ilan eden Mahmud Es-Sarhi'yi “fasık” olarak nitelendirdi. Aşiret lideri Ali Es-Sakban, Mahmud Sarhi'nin aşireti temsil etmediğini, kapatılan Baas partisine mensup olduğunu ve Resulullahın (s.a.a) soyundan olmadığını vurguladı.

Mahmud Es-Sarhi'nin IŞİD yanlısı pozisyonu

Kendisini beklenen İmam Mehdi'nin naibi olarak tanımlayan Sarhi bir açıklamasında şu sözleri kullanmıştı: “İmam Mehdi (a.s) Başkan Mukteda Es-Sadr ve Nuri El-Maliki'nin kafasını kesmemi bana şahsen emretti.”

Mahmud Es-Sarhi'nin Irak'taki dini otoriteye karşı pozisyonuna gelirsek, kendisi Seyyid Sistani'nin müçtehit olmadığını öne sürüyor. “İmam Mehdi'nin İdamları” adı bir örgüt kuran Sarhi, bu bağlamda üyelerine Ayetullah Sisteni'yi öldürme görevi vermişti.

IŞİD konusunda ise, Sarhi'nin IŞİD'deki pozisyonu şüpheli medya organları tarafından ilan edildi. Irak'taki IŞİD terör örgütüne karşı tutumunun, diğer tüm ulusal gruplara karşı olan tutumundan farklı olduğunu belirterek IŞİD ile diyalog çağrısında bulundu. Sarhi, IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun kurulması sonrasında Mısır'ın el-Vatan gazetesine verdiği bir röportajda IŞİD'in somut bir gerçeklik olduğunu, bu yüzden de onu yok etmek adına daha fazla kan dönülmemesi ve bu “faydasız ve tehlikeli savaşa son verilmesi” gerektiğini söylemişti.

Sarhi bir diğer açıklamasında da IŞİD savaşçılarının zeki ve deneyimli olduklarını ve onlarla savaşanlar yaşamak isterken onların ölümü arzu ettiklerini öne sürmüştü. Sarhi, Beyaz Saray'ın elinde bir merci olmak için ulaşmak istediği konumunun da Seyyid Sistani'nin yerini almak olduğunu belirten bir açıklama da yapmıştı. Bu sayede düşmanın Irak'ta başaramadığı tüm planları başarıya kavuşturmak istiyor.

Bağdat, İran Konsolosluğu'na düzenlenen saldırıyı kınadı

Haber kaynakları Irak Dışişleri Bakanlığı'nın, saldırının ertesi günü yayınladığı bildiride olayı kınadığı ve Irak güvenlik güçleri ile protestocular arasında yaşanan çatışmalar sırasında Kerbela'daki İran Konsolosluğu'na düzenlenen saldırının iki ülkenin ilişkilerini etkilemeyeceğini vurguladığı bilgisini aktardı.

Irak Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bildiride şu ifadeler kullanıldı: “Dışişleri Bakanlığı, Kutsal Kerbela kentindeki İran İslam Cumhuriyeti Konsolosluğu'na birtakım göstericiler tarafından düzenlenen saldırıyı kınıyor… Bu gibi eylemler iki komşu ülkeyi birbirine bağlayan dostane ve iyi ilişkileri etkilemeyecektir.”

Bu sırada Kerbela'daki İran Konsolosluğu da mevcut koşulların, Irak'taki kutsal türbeleri ziyaret etmek için elverişli olmadığını açıkladı.

Kaynak: Al-Waght
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler