yemen.jpg

Yemen’de barış süreci başa sarıyor

Yemenliler son birkaç hafta içerisinde, ülkelerindeki savaşın durdurulması ve özellikle de İsveç'te düzenlenen barış görüşmelerinin ardından barışa dair umuda kapılmıştı. Ne var ki ihlaller ile tırmandırmalarını hız kesmeden sürdüren saldırı ülkelerinin, Yemen ve Yemenliler üzerine oynadıkları siyasi entrikaların neticesi olarak, göstergeler barış sürecinin başa sardığına işaret ediyor.

3 Ocak 2019 Perşembe

İNTİZAR - Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Yemen'e karşı oluşturduğu saldırı koalisyonu, barışa ve bölgedeki durumdan kurtulmak için politik bir çıkış yolu bulmaya yönelmiş gibi görünmüyor.

Yemenliler son birkaç hafta içerisinde, ülkelerindeki savaşın durdurulması ve özellikle de İsveç'te düzenlenen barış görüşmelerinin ardından barışa dair umuda kapılmıştı. Ne var ki ihlaller ile tırmandırmalarını hız kesmeden sürdüren saldırı ülkelerinin, Yemen ve Yemenliler üzerine oynadıkları siyasi entrikaların neticesi olarak, göstergeler barış sürecinin başa sardığına işaret ediyor.

Yemenli kaynaklar, Hudeyde'de şehir çevresi ve batı sahili boyunca konuşlanan paralı askerler ile yabancı güçler tarafından sürdürülen ihlallerin, Birleşmiş Milletler heyeti tarafından durdurulamaması neticesinde, İsveç anlaşmasının büyük aksaklıklarla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Kaynaklara göre, paralı askerlerin inatlaşması ve bu yoldaki 5 km ila 16 km arasındaki sınır hattından çekilmeyi reddetmesinin ardından, BM San'a-Hudeyde yolunu açmak konusunda da başarısız kaldı.

Ordu ve Halk Komiteleri, yeniden yerleşme operasyonunun ilk aşamasının yürütülmeye başlandığını, anlaşma metni uyarınca Hudeyde limanından çekilmeye başlandığını ve bölgenin sahil güvenlik güçlerine teslim edildiğini duyurdu.

Buna karşın saldırı ülkeleri ise bu adımı reddederek, söz konusu limanların saldırı güçlerine teslim edilmesi gerektiğini öne sürdü. Bu sayede saldırı koalisyonu Stockholm'deki anlaşma metnine bağlı kalmayacağı ve barış operasyonunu engelleyeceğine dair açık bir mesaj göndermiş oldu. Bu durum, Yemen'de siyasi süreç ve barış girişimleri için gerçek ve büyük bir gerileme olarak değerlendiriliyor.

Yemen'de barış için varılan anlaşmaya karşı saldırgan açıklamalar ve ihlaller, sadece Hudeyde'de güvenliğin yeniden konuşlandırılması ve yollar ile insani koridorların açılmasına karşı gerçekleşmedi. Yine Hudeyde'de hala devam eden saldırılar ve bombardıman yüzünden çok sayıda Yemenli şehit düştü. Dahası, BAE batı sahiline askeri teçhizat sağlayarak, bölgeye yeni askeri birlikler getirdi. Yemenli kaynaklar, askeri malzemeler ile dolu üç adet geminin bölgeye ulaştığı ve malzemeler ile askeri güçlerin batı sahiline gönderildiğini ifade ediyor.

Bu güçlerin gönderilmesi, batı sahili cephesine yeni askeri takviye gönderilmeyeceğini vurgulayan anlaşma metnine karşı açık bir ihlal olarak yorumlanıyor. Bu gelişmeler, Abu Dabi'nin, anlaşmayı kırma niyetini gözler önüne seriyor.

Bu arada bahsi geçen gelişmelerden dolayı Yemen'de esirler dosyası da, gerileme ile karşı karşıya kaldı. Milli Kurtuluş Hükümetine bağlı Esirler Komitesi, Suudi koalisyonu ile Hadi hükümeti tarafından esirler listesinde sunulan yüzlerce hatta binlerce isimin, bir kısmının tekrar edilerek yazılan isimler olduğu, bir kısmının ise daha önce serbest bırakılan kişilerin isimleri olduğunu bildirdi. Ayrıca listedeki bazı isimlerin ise, terör olaylarına karışmaktan dolayı 2007 yılından bu yana tutuklu olan el-Kaide terör örgütü üyesi kişilerin isimleri olduğu belirtildi.

Komite, batı yakasında ya da sınırda tutuklanan yüzlerce güneyli esirin koalisyon tarafından sunulan listeye dâhil edilmediğini belirterek, eğer bu şekilde devam ederse barış sürecinin büyük zorluklar ve aşılması zor krizler ile karşılaşacağını ifade etti.

Barış sürecinin alaşağı edilmesi ve koalisyon ülkelerinin barışa dair isteksizliğinin göstergeleri, elbette sadece batı sahilinde asker yığılması ve anlaşmanın ihlal edilmesi ile sınırlı değildir. Suudi Arabistan, geçtiğimiz günlerde saldırılarını sürdürme niyetini açıkça ortaya koydu.

Suudi Arabistan'ın Yemen büyükelçisi başkanlığında düzenlenen bir toplantıda, onlarca milletvekilinin davet edilmesi ve farklı ülkelerden toplanarak bir araya getirilmesinin ardından, Suudi Arabistan'ın Yemen parlamentosunda çatlak ve ayrılık çıkarma çabaları, bu göstergeler arasında ilk sırada yer alıyor.

Riyad'da, bu üyelerin Hahya el-Rai tarafından temsil edilen Meclis Başkanlığını devralmasına karar verildi. Ayrıca bu üyelerin, Suudi Arabistan'ın istediği yerde parlamento toplantısı yapması ve Yemen'de Suudilerin çıkarlarını sağlayacak yasaların çıkarılmasına karar verildi. Bu yasaların başında, Yemen'e düzenlenen saldırıyı meşrulaştırmak, Suudi Arabistan ile petrol hattını uzatacak bir anlaşmanın yapılması ve Yemen'deki Suudi–BAE askeri varlığının yasallaştırılması yer alıyor.

Riyad'daki kaynaklar, Suudi Arabistan'ın bu üyeler için büyük miktarda para ödediğini, ancak hala parlamentoyu yönetecek ismin belirlenmesinde büyük anlaşmazlıklar yaşandığını belirtiyor.

Suudi Arabistan tarafından atılan bu adım, uzlaşı sağlamak ve barışı getirmeye yönelik hiçbir niyeti olmadığının, hala Yemen'deki varlığını sürdürmek ve saldırılarına devam etmeye kararlı olduğunun kesin bir kanıtıdır.

Birleşik Arap Emirlikleri de aynı şekilde, Yemen'de kalıcı bir barış ve çözüm arayışında olmaksızın, varlığını sürdürmeye ve Yemen kıyılarını kontrol altına almaya çalışıyor. Yemenli aktivistlerin yayınladığı bir videoda, Birleşik Arap Emirlikleri'inden bir yetkilinin Yemen'deki Sokotra Adası ve onu ele geçirme hakkındaki açıklamaları yer alıyor. Bu yetkili videoda, Sokotra Adası sakinlerinden oluşan bir grupla yaptığı görüşmede şöyle söylüyor: "Sokotra Adası'nın BAE'nin bir parçası olacağını ve sakinlerinin talep etmeden vatandaşlık (BAE) alacağını vurgulamak istiyorum."

Bu girişimin amacının, adayı BAE'ye eklemek olduğunu söyleyen yetkili, açıklamasının devamında Sokotra tarihinin Birleşik Arap Emirlikleri ile eskiden beri ortak bir tarihi olduğunu iddia etti. Videodaki bu şahsiyet, ülkesinin toplam 50 yıllık tarihine bakmaksızın, bu adanın tarihinin BAE'ye uzandığını iddia etti.

Birçok Yemenliye göre bu video, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Yemen üzerindeki gerçek niyetini ve krizin acılarını çeken Yemen'i feda etmek pahasına, topraklarını genişletme arzusunu ortaya koyuyor.

Yemenli kaynaklar daha önce bir açıklamada, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin Yemen'in zayıflığını ve 2011 – 2015 yılları arasında çöküşünü, Yemen'i nüfus ve coğrafya bakımından bölerek genişleme fırsatı olarak gördüklerini belirtmişti. Savaş bu temele dayanıyordu. Söz konusu ülkeler bir koalisyon kurarak, Yemen'e savaşa girmeye ve daha sonra ülkeyi bölmek üzere anlaştılar.

Gel gelelim ki, Yemenlilerin gösterdiği direniş, bu planların hepsini bir biri ardına fiyaskoyla sonuçlanmasına sebep oldu. Aynı şekilde Katar ile yaşanan kriz de bu planda bazı çatlaklar meydana getirdi. Bu arada Sokotra adası ve Yemen sahiline el koymak konusunda ısrarcı davranan BAE'nin kontrol altına aldığı bölgelerin çoğunluğunda birbiri ile savaşan onlarca milis yerleştirmesi, bu teoriyi güçlendiriyor.

Tüm bu göstergeleri göz önüne aldığımızda, İsveç anlaşmasının gerçek bir düşüş ile karşı karşıya kaldığı ve saldırı güçlerinin Yemen üzerindeki art niyeti açıkça görülüyor. Bu ülkeler, hala Yemenlilerin kanını dökmekten usanmadı. Hatta git gide kötüye giden insani koşullar ve açlık, saldırı güçlerinin Yemenlilere karşı bir soykırım uygulamaya kararlı olduğunu gösteriyor.

Abdorrahman Rajeh – Yemenli yazar
Kaynak: el-Alem
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler