raw_14-gazeteden-23-yazar-irandaki-protestolarla-ilgili-ne-yazdi_891120115.jpg

40. yıldönümünü yaşayan İran Devrimi, özgürlük hareketlerinin kültürel mirasını nasıl koruyor?

İran İslam Devrimi 40 yıl önce, özgürlük hareketlerinin Amerikan imparatorluğu olarak adlandırdığı büyük şeytandan bağımsızlık için, güneş gibi doğru. Amacı ise, mustazafları küresel müstekbirlerden kurtarmaktı.

13 Şubat 2019 Çarşamba

İNTİZAR - 40 yıl önce ışığı sönen özgürlük hareketleri büyük projeler, adaletsizlik ve kölelik sistemini değiştirme arzusundan, felaketleri çözmek yerine hafifleterek kriz yönetimi arayışı içinde boğulmaya geçiş yaparken, devrimin kültürel mirasını yitirmişti. Ne var ki, ışığı sönen hareketlerin aksine güneş yükselen İran devrimi, 40'ıncı yıldönümünde devrimlerin halklarını yuttuğuna dair yaygın inancı çürüttü.

İkinci Dünya Savaşında işlenen katliamların yatışmasından sonra patlak veren özgürlük hareketleri, üçüncü dünya ülkelerini, savaşta kazanan askeri güçler arasında ganimet olarak bölüştüren Yalta anlaşmasının boyunduruğundan kurtulma isteğinden hareketle başladı. Özgürlük arzusu, meşrepleri ve inançları farklı olan özgürlük hareketlerinin doğasında olan en temel özelliktir.

Bu kökten, onurunu ve bağımsızlık haklarını, dolaylı ya da doğrudan sömürgecilikten koruyan büyük projeler dallanıp budaklandı. Bu bağlamda, kültürel miras, inançlar, ilkeler ve dedelerinin fedakârlıklarını ifade etme özgürlüğünü yaşamaya yönelik meşru hayaller giderek büyüdü.

İran İslam Devrimi 40 yıl önce, özgürlük hareketlerinin Amerikan imparatorluğu olarak adlandırdığı büyük şeytandan bağımsızlık için, güneş gibi doğru. Amacı ise, mustazafları küresel müstekbirlerden kurtarmaktı. ABD tarafından kurulan Şah rejimi, İranlıların petrol servetinden faydalanmak isteyen Muhammed Musaddık'a karşı yaptığı darbe ile ülkede otoriteye geçmişti.

Amerika'dan bağımsızlığını kazanarak müstekbirlerden kurtulan İran Devrimi, ilk iş olarak Filistin davasının müdafaası, ezilen insanlara karadan yardım ve İslami vahdete çağrının yollarını planlandı. Bunun yanı sıra, Küba, Venezuela ve Latin Amerika'daki bağımsız dünya ülkelerine ilaveten, ABD ile İsrail'in şer güçlerine karşı olan tüm hareketler ile dayanışmanın yolu çizildi.

İran'ın aksine, bazı Arap ve İslam ülkelerinin “siyasal gerçeklik” bahanesi ile ilerlediği ters yön, devletler ve toplumları ülkeleri içerisinde ve bölgede dipsiz bir çöküşe götürdü. “İstikrara götüren barış” lakırdıları üzerine vaat edilen ödüller ve İsrail ile normalleşme çağrılarının piyasaya sürülmesi, Arap toplumlarında siyasal, toplumsal, ekonomik ve jeosiyasi düzeylerde günden güne büyüyen ve şiddetlenen sayısız krizlere yol açtı. Bu krizlerin en kötü neticesi ise, Arapların onurunu kaybetmesine yol açmasıdır. Amerika eğer ABD ve İsrail için tehlike oluştururlarsa dilediği an onları faydasız müttefikliklerinden ayrılmakla tehdit ediyor. Böylelikle hiçbir etkisi olmayan birer varlık halini alıyorlar.

Bu Arap çöküşünün aksine yükselen İran karşısında, Amerika, İsrail ve diğer Batılı ülkeler İran Devrimi'ni çözmek ve yok etmek için binlerce hesap yapıyorlar. Senatörler ile yaşanan herhangi bir anlaşmazlığın ardından, birlik söylemlerinde bulunan ABD Başkanı, Amerika'nın Rusya ve Çin'e karşı olan ezeli düşmanlığını da geçecek şekilde İran'a karşı düşmanlık stratejisini doğruluyor. ABD Başkanı, bazı körfez ülkeleri ile Arap NATO'sunu kurmak ve Varşova paktı oluşturmak için John Bolton ve Mike Pompeo ile seferber olmuş şekilde çalışıyor.

Ancak tüm bu çabalar ve uğraşlar, 31 milyar dolar borca maruz bırakacak derecede Suudi şantajından başka bir başarı elde edemedi. Varşova girişimleri, İran'a zarar vermek için ciddi çalışmaların sinyalini vermiyor. Amerika ve İsrail'in önündeki çıkmaz, hala Barak Obama döneminde olduğu gibi duruyor. Yani, o zamandan bu yana Amerika ve İsrail İran'a saldırabilir, ancak saldırının ertesi günü olacakları kimse garantileyemez.

Amerika'nın İran Devrimi ile savaşmak için yaptıkları, İran'da ve diğer ABD karşıtı ülkelerde alışılagelmiş uygulamalar haline gelen yaptırımlar ve ekonomik savaşlardan ileri gitmiyor. Ancak bu, iki ucu keskin bir savaştır. İran, diğerler ülkelerden farklıdır. Zira ambargo ve yaptırımlar gıda güvenliğini ve bağımsızlığını güçlendirirken, kırsal kesimi, endüstriyi ve kültürel miras olan el sanatlarını geliştirdi.

İran İslam Devrimi'nin direnci ve dayanıklılığını güçlendiren endüstriler ise, devrimin kırkıncı yılında savunma yetenekleri teknolojisi gibi beklentileri aştı.

Kasım İzeddin
Kaynak: El-Meyadin
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler