64457-cf7623a2-9715-49e7-9127-04a481cf2b17_16x9_788x442.jpg

İngiltere’nin Hizbullah kararının arkasında Yemen meselesi var

Hizbullah bölgede son derece önemli bir rol üstleniyor. Çünkü Yemen ve çevresinin yüz yıllık kaderini çizmek için sadece İsrail değil büyük güçlerle rekabet ediyor. Belki de bundan dolayı İngiltere Hizbullah'ı tek başına terör örgütü olarak adlandırmaya karar verdi.

3 Mart 2019 Pazar

İNTİZAR - İngiliz hükümeti, Hizbullah'ı terör listesine alırken bahane olarak şu cümleyi öne sürdü: “Hizbullah, Ortadoğu'nun istikrarsızlaştırılmasında artan bir etkiye sahiptir.” Bahsi geçen kararı yorumlayabilmek için çok farklı varsayımlar ortaya atıldı. Bu bağlamda, dikkatler İngiltere'nin İşçi Partisi ve muhalefetin solcu lideri Jeremy Corbyn'e çevrilirken, Corbyn'in Brexit anlaşması ile uyumlu olarak Avrupa'nın dış politikasından ayrılması istendi. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun ve “Yüzyılın Anlaşması”nın isteklerine cevaben gelen bu karar, Hizbullah'ın Suriye, Filistin, Yemen ve Irak'taki müdahalelerine ceza niteliğinde olarak değerlendiriliyor.

İngiltere İçişleri Bakanlığı tarafından alınan karar, Lübnan Hizbullahı'nın bölgede etkili bir oyuncu haline geldiğini ve Londra'nın bu etki ile Hizbullah'ın rolü üzerine müzakere etmeyi kabul etmek istemediğine dair açık bir göstergedir. Buna göre İngiltere, Hizbullah ile müzakere etmek şöyle dursun, terör bahanesi ile yaptırımlar dayattıktan sonra Hizbullah'ı kendilerine boyun eğdirmeyi hedefliyor.

İslam kökenli olduğu söylenen İngiliz Dışişleri Bakanı, -sanki bu düşmanca kararına güvenilirlik kazandıracakmış gibi-, gerekçelerini doğrulamak için en ufak bir girişimde bulunmadı. Çünkü Hizbullah, kararın verilmesinden birkaç gün önce, Lübnan parlamentosunda İngilizlerin temsilcilerinden biri olan Nawaf Musavi hakkında, Kataib Partisi'nden aşırı ırkçı sağcı bir milletvekiline sesini yükseltmesinden dolayı disiplin cezası vererek, siyasi faaliyetlerini durdurdu.

İngiltere İçişleri Bakanı da, kararın genelde Batı özelde de İngiltere'nin terör tanımı ile uyumlu olup olmadığını onaylamak için kayda değer bir çaba sarf etmedi. Bu tanıma göre, terörizm “sivilleri öldürmek ya da korkutmak için silah kullanan kişiler” için kullanılan bir ifadedir. Bizler Hizbullah'ın, kontrol altına aldığı bölgelerde silahlı varlığının tasfiye edilmesi için çağrılar aldığını ve özelde Lübnan, genelde Ortadoğu'da, Hizbullah'ın varlığını ortadan kaldırmak için İsrail'in çağrıda bulunduğu sınırsız kışkırtma kampanyalarına maruz kaldığının farkındayız. Aynı zamanda, Tel Aviv'in açık terör operasyonları ile çok sayıda Hizbullah liderine suikast düzenlediğini, Hizbullah'tan benzer suikastlar yoluyla cevap almadığını da, herkes çok iyi biliyor.

Hizbullah Lübnan'da, siyasi, sendikal ve sivil faaliyetlerini, hukuken sağladığı sivil aracılarla sürdürüyor. Dolayısıyla herhangi bir hata yaptığında ya da sınırları aştığında diğer partiler gibi hukukun üstünlüğüne tabidir. Hizbullah'ın Baalbek kentinde seçimleri kazandığını hatırlatarak şunu belirtmek istiyorum; İngiltere Dışişleri Bakanının öne sürdüğü gibi Hizbullah “terörist” olsaydı, seçimlere girdiğinde terörist bir yapı olarak bıraktığı korku ve baskıdan ötürü kimse onlarla rekabet etmeye cesaret edemezdi.

Bu noktada, İngiltere'nin kararına gerekçe olarak 1980'li yıllarda Hizbullah tarafından işlenen eylemlere atıf yapanlar var, ancak eğer doğruysa açıklanan gerekçelere göre bu eylemler İngiltere'nin kararı için temel oluşturmaz. Çünkü bu eylemler, 1989 yılında Taif anlaşmasından sonra, iç savaş sırasında işlenen tüm suçlar için çıkarılan af kapsamına girmektedir.

Yukarıda belirttiklerimiz, bölgesel bir oyuncu ve büyük güçler için düşman olan Hizbullah'a karşı alınan İngiliz kararının, öne sürülen gerekçeler değil düşmanlık kapsamında sınıflandırıldığını gösteriyor. Dolayısıyla kararın uluslararası hukukta bir meşruiyeti yoktur.

Öyleyse, İngiltere'nin Hizbullah'a karşı düşmanlığını bu derece tırmandırmasının arkasındaki sebep nedir?

Şimdiye kadar zikrettiğimiz sebepler, kararın temelini oluşturabilir, ancak Yemen meselesinin bu kararın arkasındaki en önemli gerekçe olduğunu belirtmek istiyorum. Bunun sebepleri şu şekilde sınıflandırılabilir:

Birincisi: Çünkü Hizbullah Yemen'in savunmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, hayatında yaptığı en önemli konuşmanın, Yemen'in savunmasına dair yaptığı konuşma olduğunu ve Sana'nın düşüşünün Direniş için Şam, Beyrut ve Bağdat'ın düşmesi demek olduğunu defalarca söyleyerek bunu açıkça ifade etmiştir. Ayrıca Ensarullah'ın savaş yeteneklerinin önemli bir kısmı, Hizbullah'ın danışmanlığında kazanılmıştır.

İkincisi: Yemen savaşının önemli bir kısmı batı sahili ve Bab el-Mendeb etrafında yoğunlaşıyor. Bu doğrultuda Ensarullah bu bölgeyi doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol altına alırsa, İngiltere'nin Körfez'deki müttefikleri ve İsrail, petrol ve gaz ihracatlarını Direniş Ekseni ile Hizbullah'ın dostlarının denetimi altında gerçekleştireceğinden dolayı sıkıntı çekecekler. İsrail ile bir savaş durumunda, Eilat limanının İsrailliler için stratejik önemini yitireceği aşikardır. Aksine Bab el-Mendeb'in Yahudi devleti için can damarı olduğunu ya da kaçınılmaz bir ölüm sebebi olduğunu hiç tereddüt etmeden söyleyebiliriz.

Üçüncüsü: İngiltere, Hizbullah'ın da katıldığı muzaffer Yemen Direnişi bölgeyi almadan önce, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan Krallığı aracılığıyla, Yemen'in güneyini kontrol altına almak istiyor. İngiltere'nin Güney Yemen için planı, BAE'nin yönetim sistemine benzeyen saltanatlık ve şeyhlikler sistemi kurmaktır. Hizbullah'ın Yemen savaşına katılması bu hayallerin hepsini suya düşürdü. Zira Hizbullah merkezi devlet kurdu ve Yemen'i birliğine geri döndürmeyi başardı. İngilizler bugün, Aden'de doğan ve İngiltere'nin BM aracılığıyla döndürdüğü oyunlarından uzak olmayan uluslararası bir elçiyle Yemen'in güneyine geri döndüler.

Yemen'in güneyinin dağılması, bölgenin jeostratejisinde birinci derece değişimler ile mümkündür. Suudi Arabistan Kralının eski danışmanı Anwar Eshki'nin Siyonistlere bahsettiği “En-nur” şehirleri projesi, Aden'i Cibuti'ye bağlayan deniz köprüsü ile uygulanabilirse, Amerika ve İngiltere'ye Bab el-Mendeb'i denetimi altına alma fırsat verilir. Bu durum, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne Hadramevt'ten Hint Okyanusu'na doğrudan petrol geçitleri inşa edebilme olanağı verir. Böylelikle Bab el-Mendeb ve Hürmüz Boğazı'nın Körfez petrolünün en önemli geçiş yolları olarak stratejik değeri azalır.

Hizbullah bölgede son derece önemli bir rol üstleniyor. Çünkü Yemen ve çevresinin yüz yıllık kaderini çizmek için sadece İsrail değil büyük güçlerle rekabet ediyor. Belki de bundan dolayı İngiltere Hizbullah'ı tek başına terör örgütü olarak adlandırmaya karar verdi. Bunun dışındaki diğer sebepleri zikretmek, malumun ilanıdır.

Faysal Jaloul – Lübnanlı yazar
Kaynak: El-Meyadin
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler