1920061_1493187220956384_7570434671435697485_n - Kopya.jpg

Annalesçi Bir Deneme: Kısa-Orta ve Uzun Erimlerle Kerbela Olgusu

"Uzun erim, bu haliyle Annalesin Historie globale/cihanşümul bir hâl de almaktadır. ...O halde her yer Kerbela ve her gün Âşura düsturu, daha büyük bir Kerbela toplumu oluşturmak için söylenmiştir. Uzun erimi de aşacak bu cihânşumüllüğe ise, ancak İmam Hüseyin’in kanının ve tüm mazlumların öcünü alacak olan İmam Mehdi ile erişilecektir."

2 Aralık 2015 Çarşamba

İNTİZAR - Tarih denilen şeyin tekerrür etmediği söylenir. Bu doğrudur, ancak tekerrür etmeyenin vâkıa/hadise/olay olduğunu unutmadan bu tespite kulak kabartmalıyız. Zira tarihin olay yönünün ötesinde bir de olgu/mâhiyet yönü bulunmaktadır ki, tarih üzerindeki düşüncelerimize yön verip ona hüviyet veren ve bunları şekillendiren de bu olgusal taraftır.

Söz konusu mâhiyeti daha iyi idrak edebilmek için bazı metodik yaklaşımlar uygulanmıştır. Son yüzyıldaki tarih araştırmalarına yaklaşımı nedeniyle, Fransız menşeli Annales tarih ekolü metotlar içerisindeki ağırlığını hissettirmiştir. Ekol, tarihi tahkiyeci/hikâye anlatıcı bir kalıptan çıkarıp sorun odaklı ve disiplinler arası bir kisveye büründürdü. Annalesin hikâyeci tarihçilere olan tavrı o raddeye varmıştır ki, olgulardan yoksun olaycı tarihçiliği alaycı bir şekilde ifade etmek için bir kavram dahi kullanmaktadır; olay tarihçiliği. Bunun temel nedeni hiç şüphesiz günümüz insanı için olayların değil, olguların mukayese imkânını barındırması ve tarihin bu şekilde işlevsellik kazanmasıdır.

Ekolün kullandığı kavramlar arasında üç önemli kavram bulunmaktadır; bu yazının amacı bu kavramlar çerçevesinde Kerbela olgusunu daha iyi idrak etmeye çalışmaktır. Söz konusu kavramların ilki kısa erimdir. Bu kavram tarihi olayların olduğu zaman diliminde nasıl gerçekleştiği ve ne gibi neticelere yol açtığı üzerinde durmayı gerektirmektedir. Tarihi hadisenin en hızlı dönemini, yani olayın gerçekleştiği zaman kesitine en yakın hadiselerin mercek altına alınmasını önerir. Bu bağlamda 10 Muharrem/Âşura günü bir gün olarak öne çıkmakta ve kısa erimde Arbain gününe/20 Safer'e kadarki dönemi kapsamaktadır. Tabii ki kısa erim denildiğinde bu sadece bir ay, kırk gün, vb. çok kısa dönemleri değil bir yüzyılı dahi içine alabilmektedir.

Kerbela hadisesine kısa erim perspektifinden bakıp tarihin olmazsa olmaz zaman-mekân ve insan üçlemesini tespit ettiğimizde şu neticelere ulaşmaktayız: Kerbela denen yerde hicri 61. yılda gerçekleşen bu olayın başlıca karakteri İmam Hüseyin ve yarenleri olduğu gibi Yezid ve tabileridir. Arbaine giden süreçte ise İmam Seccad ve Hz. Zeyneb şehit olan babalarının yerini almış ve hadisenin antagonist/muhalif karakteri yine Yezid ve onun havâssı olmuştur. İmam Muhammed Bakır da babası İmam Seccad'tan sonra ana karakter olmayı deruhte etti. Kerbela hadisesinin kısa erimli neticelerine bakıldığında ise; Ehli Beyt'in, Emevî propagandalarında yer verilen tanımlamalara uymadığının toplum tarafından anlaşılması bu neticelerden ilk olarak zikredilmesi gerekenlerindendir. Bunun ötesinde Yezid'in, Allah'ın ve Peygamberin halifesi olamayacağı ortaya çıkmış, Emevî sultan halifelerinin maskesi düşmüştür. Tüm bunlar, Emevî adındaki zalim diktatör devletin yıkılmasıyla neticelenmiştir.

Orta erim ile bakıldığında ise, Kerbela'nın bu süreci içinde bulunduğumuz bu güne kadar taşıdığı düşünülebilir. Bu dönemi İmam Cafer ile başlatmak mümkün görünmektedir. O halde İmam Cafer ile başlayan bu süreçte, İmam Mehdi'ye kadar olan kendi içindeki ilk merhalesini tamamlamış oldu. Abbasi halife sultanları imamları teker teker şehit etmekten geri kalmadı. Bizlerin yaşamakta olduğu bugün ise bu orta erimin ikinci ve son safhası olma özelliğini taşımaktadır. Orta erimin ikinci merhalesinin ana karakterleri ise İmam Mehdi'nin buyruğu üzere kendilerine tabi olan yetkin ulemadır. Yetkinlikten muradımız elbette salahiyetleri haiz müçtehitlerdir. Bu mesele aynı kahramanlar tarafından velâyet-i fakih şeklinde tarif edilmiştir. O halde velâyet-i fakih karşısında duran her kesim ve kimse de antagonist/muhalif karakteri canlandırmış olmaktadır.

Aslında burada Annalesin terimlerine yazarın kendi öznel duruşu katılarak zikredilen kavramlara biraz esneklik sağlandı. Zira terimin kendisine birebir bağlı kalmış olunsaydı günümüze kadar olan sürenin orta erim değil, uzun erim şeklinde tasnif edilmesi gerekirdi. Peki, Kerbela bağlamında uzun erim neye tekâbül ediyor o zaman?

Bunu iyice idrak etmemiz için yine Annalesin Historie immobile/hareketsiz tarih kavramına müracaat etmemiz gerekmektedir. Bu kavram durağan bir tarihe işaret edip tarihte bir değişim olduğunu adeta reddetmektedir. Zikrettiğimiz çerçevede uzun erim; aslında Âşura gününe, Kerbela mekânına ve İmam Hüseyin adlı bir insana takılmış, kitlenmiş bir zümrenin hâlini yansıtmak için kullanılmaktadır. Söz konusu zümre o günü aşmak istememekte, hadisenin olgusal tarafını/mâhiyetini canlı tutmaktadır. Adı geçen zamana mekâna ve insana ket vurmuş bu taife; dış dünyada Kerbela'nın orta eriminde yaşamaktaysalar da, orta erimin ilk kahramanı İmam Cafer'in sözüne atfen her günü Âşura ve her yeri Kerbela kılmaktadırlar. Tasvir edilen bu kılma eylemi/isteği, romantik bir ciheti olması hasebiyle potansiyel niteliğindedir, içseldir. Her gün ve her yerde aktüel olmaya, bil fiil var olmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla bir devrimcinin ideal ve umut dolu dünyasını istediğinden, her romantik gibi o da devrimci olmak zorundadır. Neticede Kerbela'nın orta ve uzun erimleri doğrusal bir tarihe değil sarmal bir tarihe sahip olmaktadır. Bu da kendilerine birbirleri içinde hareket imkânı sunmaktadır.

Uzun erim, bu haliyle Annalesin Historie globale/cihanşümul bir hâl de almaktadır. Ancak bu, dünyanın topyekûn bir tarihini yazma gayesiyle değildir. Hadisenin sınırlarının dışına sistematik bir şekilde çıkma arzusunu taşıma özelliğini yansıtmak içindir. O halde her yer Kerbela ve her gün Âşura düsturu, daha büyük bir Kerbela toplumu oluşturmak için söylenmiştir.

Uzun erimi de aşacak bu cihânşumüllüğe ise, ancak İmam Hüseyin'in kanının ve tüm mazlumların öcünü alacak olan İmam Mehdi ile erişilecektir.

 

Hasan Hüseyin Güneş

 

 

 

 

 

 

Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler