Mevlânâ'yı anma günü töreni Milli UNESCO Komisyonu'nun katkıları ve Kerim Zamani, Hasan Emin ve Huseyn Baheri'nin katılımı ile 30 Eylül Salı günü Tahran'da düzenlendi.
Kerim Zamani konuşmasında Mevlânâ'nın diğer âriflerden en büyük farkı irfanı zorlaştırmadan sıradan halkın anlayacağı şekilde anlatması olduğunu söyledi. Zamani “Bir gün Sadreddin Konevî Mevlânâ'dan bu kadar zor ve karmaşık felsefî kavramları nasıl bir kaç basit ve sade cümle ve şiirde anlata bildiğini sorduğunda, Mevlânâ Konevî'ye, ‘Aslında ben sizlerin bu kadar sade ve basit şeyleri nasıl bu kadar ağır ve anlaşılması zor metinler ve yazılara dökebildiğinizi anlayamıyorum' yanıtını vermişti” diye konuştu.
Zamani Mevlânâ'nın sade ve halkın anlayacağı bir dilde yazıp konuşmasının basitlik ve kalitesizlikle farklı olduğuna vurgu yaparak, Mevlânâ'nın en zor kavramları en sade dilde anlatmada eşsiz olduğuna dikkat çekti. Zamani'ye göre, Mevlânâ'dan önceki âlim ve düşünürler ne kadar aşkı konu edinmişler ise de kimse aşkı onun gibi hissedilebilir ve dokunulabilir bir hale getirememiştir.
Zamani konuşmasının bir diğer kısmında ise Mevlânâ'nın yazdığı mektuplar ile diğer sufi ve âriflerin yazdıkları mektuplar arasındaki farka dikkat çekerek, “Sufilerin yazdıkları mektupların büyük bir bölümü irfan, hikmet ve cazibe ve bunlar gibi kavramlar ile ilgilidir; ama ya Mevlânâ'nın yazdığı mektuplar?! Hayır Mevlânâ mektuplarında, daha ziyade diğerine yardım edebilecek durumda olan birilerinden muhtaç olanlar için bir şeyler yapmalarını ve yardım etmelerini tavsiye ediyor ve Mevlânâ'nın mektuplarının %98'i halkın işleri ile ilgilidir.” diye konuştu.
Tanınmış Mevlânâ araştırmacısı Kerim Zamani, Mesnevi'de anlatılan Hz. Musa ve okuma- yazma bilmeyen ve Hz. Musa gibi teorik bilgilere sahip olmayan ama Yaradan'a can-ı gönülden âşık olan bir çoban arasında geçen hikâyenin, en halis aşkların gerçek bir göstergesi olduğunu söyleyerek “Bu hikâyede Mevlânâ aşkı sıradan halkın arasına getirmektedir, Mevlânâ dikey olarak bilinen aşk anlayışını yatay bir hale dönüştürdü” diye yorumlarda bulundu.
Bu törenin devamında Prof. Hasan Emin, Esrarü't-Tevhid adlı kitabın yazarının Mevlânâ'yı Doğu İslam âleminin en büyük ârifi olarak tanımladığını ve İbni Arabî'yi ise İslam dünyasının Batı kısmındaki en büyük ârif olarak gösterdiğini söyledi. Bu araştırmacı, Mevlânâ'nın, ailesinde eskiden beri var olan geleneksel irfanı ve zâhidliği aşkla dolu bir irfana çevirmeyi başardığını söyleyerek Mevlânâ'nın eserlerini anlamadaki anahtar kelimenin aşk olduğuna vurgu yaptı.
Prof. Hasan Emin Mevlânâ'nın bazı eser ve bu eserlerde kullandığı kaynakların beşeri bilimlerin dışında olduğunu hatırlatarak, Mesnevi'de anlatılan “Karanlıktaki Fil Hikâyesi”nin kaynağının doğrudan Budizm dini olduğunu belirtti.
Milli UNESCO Komisyonu'nun katkıları ile düzenlene Mevlânâ'yı anma günü törenindeki son konuşmacı Prof. Huseyn Baher ise konuşmasında, “Mevlânâ'nın hayatı Şariat ve Tarikat olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır ve bunların ilki 40 yaştan önceki Mevlânâ'ya aittir, Mevlânâ bu aşamada sıradan bir âriftir ve bu devirde onun stratejisi dinin fer'i delillerdir, ama 40 yaştan sonraki Mevlânâ'nın stratejisi aşktır ve bu aşamadaki Mevlânâ gelmiş geçmiş en büyük ârif ve sufilerden birisidir” diye açıklamada bulundu.
Kaynak: old.mehrnews.com