İBÂDET ve İBÂDETHÂNE ÜZERİNE… (2)

Kemal Kılıç

2225 kere okundu
25 Ocak 2015 Pazar
1627-7551-c6eb6ea5yazi.jpg

Peygamberimizin iki önemli emâneti olan Kurân ve Ehli Beyt’in buyrukları bağlamında ibâdet kavramını ele aldığımızda;

Çarşı pazarda yapılan ibâdete; Ticâret, alış-veriş,

Dostlarla hak merkezli buluşma ibâdetine; Sohbet, muhabbet,

Helalin ile bir olma ibâdetine; Nikah, evlilik,

Çocuklar ile ilgilenme ibâdetine; Evlatlara sevgi ve şefkat,

Aç kalınarak gerçekleştirilen ibâdete; Oruç (savm),

Fakir-fukaraya yapılan maddî yardım ibâdetine; Zekat, sadaka, infak, humus,

Helâlinden kazanmak için çalışma ibâdetine; Rızık kazanma,

Hakk’ı her anda ve her yerde anma, bilme, hatırlama, yâd etme ibâdetine; Zikir,

Zâlimin zulmüne söylem ve eylemle başkaldırı ibâdetine; Kıyâm, Kutsal Başkaldırı,

Yerine göre inancını gizleme ve sükut etme ibâdetine; Takiyye,

Hak’kı ve taraftarlarını sevme, onları Velî bilme ibâdetine; Tevellâ,

Bâtıl ve taraftarlarından uzak olduğunu ifâde etme ve berî olma ibâdetine; Teberrâ,

Okulda okuma-okutma ibâdetine; Eğitim,

Hastanede çalışma ibâdetine; Sağlık hizmeti,

Bina, yol, köprü, vs. vs. yapma ibâdetine; İnşâ, mühendislik vs.,

Kendi düşünceni geliştirmek için bir şeyler karıştırma, okuma ibâdetine; Kıraat,

Din, iman, vatan, millet, namusu koruma ibâdetine; Askerlik, güvenlik, savaş, cihat ve mücadele,

Hak, hukuk ve adaletin yerleşmesi için örgütlenme ibâdetine; Dernekleşme, sendikalaşma, partileşme,

Bağ, bahçe, tarla tapan boş kalıp israf olmasın diye ekme-biçme ibâdetine; Ziraat,

İnsanlara, Hak’kın kullarına doğruları ulaştırma gayreti ibâdetine; Face, tweet, skype, mail, site vs. açma, konferans, açık oturum, sempozyum düzenleme,

Kulaklara, gönüllere, ruhlara hitap edebilmek amacıyla hakikati seslendirme, dillendirme, yazma, çizme ibâdetine; Ezgi, deyiş, duvaz, mersiye, ilahi, şiir, roman, hikaye yazma-söyleme, sanat, resim yapma,

Hak yolunda güçlü olmak ve Hak’kın düşmanlarının yüreğine korku salmak için bedensel olarak kendini geliştirme ibâdetine; Spor,

Ertesi gün sağlıklı ve dinç olarak kalmak amacıyla gece uygun şekilde dinlenip yatma ibâdetine; Uyku,

Kurân’daki salât emrinin bir bölümünü mescit, cami, ev gibi yerlerde yerine getirme ibâdetine; Namaz (salât), duâ,

Salâtın bir manada topluca tarikat erkanına göre îfâ edilmesi ibâdetine; Cem,

Toplumsal barış ve hoşgörüyü sağlamlaştırmak ve yaygınlaştırmak için yürekten gülümseyerek iyi dileklerini çeşitli ifadelerle insanlara sunma ibâdetine; Selam, hürmet, saygı,

Ülkeyi, toplumu adalet ve hakkaniyet üzere yönetme ibâdetine; Siyaset ve hükmetme,

Hak’kın yüceliğini ve kevnî ayetlerini temaşa eylemek ve insanlık aleminin gelişimine katkı sunmak amacıyla uzay ile ilgilenme ibâdetine; Uzay bilimleri,

Mikro alemin derinliklerine inmek, Allah’ın Latîf ve Habîr sıfatının tecelli edişini aynel yakîn hissetmek, canlıları izleyerek yaratılış sırlarına vakıf olmaya çalışmak ve insanlığa faydalı olmak amacıyla canlılar üzerindeki bilimsel çalışma ibâdetine; Biyoloji, hücre bilimi,

Kainatta her şeyin bir ölçü ile yaratıldığını Kader’in ölçü ile yaratılmış olması manasına geldiğini anlama ve yaşamı ölçülü bir şekilde idâme ettirmek amacıyla maddelerin atom ve atom altı hallerini inceleme ibâdetine, Kimya… denir.

Bu örnekler binlerle binler çoğaltılarak ifâde edilebilir…

Bütün bu hakikatlerden sonra, “müslümanın ibâdethânesi neresidir?”, “Filan topluluk neden ibâdetlerine düşkün değildir?” gibi manasız soruları aklı başında bir kimse sorabilir mi! “Bizim ibâdethânemiz; Mescit, Câmi, Cemevi, Dergâh, Tekke hele bilmem neresidir” diyebilir mi?

Kuran ve Ehli Beyt’in buyrukları çerçevesinde şu inkar edilemez bir gerçekliktir ki; Kendilerini bilen aklı başındaki müminlerin, Müslümanların mabedi, ibâdethânesi yeryüzünün tamamı, ibâdetleri de Hak rızası için yaptıkları her eylemleridir.

Cahil cühela takımı ise kelimeler ve kavramlar ile dört duvar tanımlamaları üzerinden “ibâdethânemiz şurasıdır, burasıdır” kavgası vermeye devam eder. Ve, namaz, oruç ve birkaç ritüel üzerinden birilerini ibadetlere düşkün, birilerini de ibadete pek önem vermeyenler olduklarını geveleyip dururlar.

Mabûd’u (c.c) (kendisine ibâdet edileni) her yer ve zamanda kendisine şah damarından yakın olan bir müminin, Mabed’i (ibâdet etme yeri) dört duvar arası olabilir mi?

Olursa, Mabûd sınırlandırılmış, dört duvar arasına hapsedlimiş gibi olur (Hâşâ)…

Selam olsun Hak’ka tabi olup, hayatı her zaman ve mekanda kesintisiz Hak’ka ibadet olarak yaşayabilenlere…

Öne Çıkan Haberler