İnsanoğlu Günaha Meyillidir

İsmail Avcı

1283 kere okundu
18 Şubat 2015 Çarşamba
7948-1220-7551-c6eb6ea5yazi.jpg

"Nitekim insan, önünü açmak ister; önündeki geleceğini de fücurla sürdürmek ister!" (Kıyamet/5)

İnsanoğlu yaratılışı itibarıyla özgürlüklerinin önünde hiçir mania olsun istemez. Arzu ve ihtiyaçlarını sınırsızca ve hiçbir kısıtlamayla karşılaşmaksızın temin etmek ister. İnsanoğlu, şehvet ve öfkesini tatmin etmek hususunda  doyumsuzdur, açgözlüdür, zalim ve acımasızdır. Bu, onun doğal karakterdir. Tabiatın bir parçası olması hasebiyle, bu karakter onun mahiyetinin bir cüzüdür. Zaten bu yüzden bir hukuk sistemine, bir kanun merciine, bir yönetim erkine ihtiyaç duyar. İnsan, doğasını terbiye edecek, tezkiye edecek ve ona, varlığının özünde taşıdığı “Nefha-i  İlahi”nin raihasını tattıracak, onu özünün özü ile tanıştıracak bir “Kitap” ve “Hikmet” mürşidinin merciiyyeti  ile ancak söz konusu doğal-hayvani karakterini değiştirebilir.  Yoksa, yine kendisi gibi bu karakterin zincirlerine bağlı beşerin tesis edeceği hukuk sistemleri  ve devlet organizasyonu  insanoğlunu dizginleyemediği gibi daha bir azgınlaştırır daha bir hırçınlaştırır.

Son günlerde gündeme taşınan cinayet, sadece bir numunedir. Buna benzer daha nice cinayet yeryüzünün her yerinde belki hergün binlerce kez gerçekleşmektedir. Amerikalıların Irak ve Afganistan’da  işledikleri tecavüz ve cinayetler, uluslar arası terör çetelerinin Suriye, Irak, Libya, Mısır ve sair coğrafyalarda sergiledikleri vahşet yine işte yukarıda değindiğimiz zeminin mahsulüdür.

Sadede gelecek olursak, evet, Özgecan Aslan’a yönelik  tecavüz ve cinayet olayını lanetlerken, aynı zamanda konuyu gündeme taşıyarak duyarlılık oluşturmaya çalışan herkesi de takdir etmek gerekir. Ki işte bu duyarlılık, bu tür cürümlerin önünün alınmasında en önemli faktördür.

Bir babanın acılı yüreğinden taşan şu hikmet damlalarının, kurak gönülleri diriltmesi temennisiyle: "Bu vahim olayı yapan insanlara da zulmedilmesin, adaletin karşısına çıkıp cezalarını çeksinler. Allah onların analarına, babalarına da yardımcı olsun." Doğru yolu bulmak, doğru yolu seçmek, doğru yolda yürümek çok zor. Malum, dünya geçimini sürdürmek için çalışıyoruz. Gözümüz körleşiyor, kulaklarımız sağırlaşıyor. Bütün dünyada Şahmaran'ın yavruları kol geziyor. Benim meleğimin kanadını kopardılar, yarın sizin meleğinizin kanadını koparmaya da gelecekler. Herkes kalbindeki sesi iyi dinlesin. Bana yıllarca neler olabileceğini anlattılar ama ben anlamadım. Gözlerim kör, kulaklarım sağır vaziyette dünyanın peşinde koştum durdum. Elbette ki çalışacağız, memleket için, ailemiz için, çocuklarımız için ama arada sırada da şöyle bir durup düşünmemiz lazım.

Son olarak şu birkaç soruyu sormadan geçemeyeceğim:

Acaba tecavüz, sadece bir bedene yöneldiği zaman mı suçtur? Akılları ve kalpleri kirleten saldırılar daha vahim bir suç değil midir? Her gün her saat kültürümüze ve değerlerimize tecavüz eden kişiler, kurumlar, örgütler ve partiler ne zaman suçlu ilan edilecekler?

Bu olay karşısında duyarlılık sergileyen toplumumuzun, bu tür cürümlerin kaynağını da sorgulaması gerekmez mi? Örneğin: eğitim ve öğretim kurumlarındaki fecaat, medya-eğlence sektörünün yaygınlaştırdığı Amerikancı haz-zevk kültürü, sokaklara, çarşı-pazarlara taşan tahrik edici sahneler... Sahi yoksa bizzat devletin izniyle, on binlerce kadının pazarlandığı fuhuş sektöründe çalışan kadınlar da bir tür tecavüz kurbanı değil midirler? Onlarda bu memleketin kızları, kadınları değil midirler?

Resmi- gayri resmi on binlerce fuhuş merkezinin varlığına ve medya-eğlence sektörünün yaygınlaştırdığı ahlaksızlığa göz yuman devlet yöneticilerinin, bu olay karşısında sergiledikleri sözümona hassasiyet ne kadar samimi olabilir ki? Ya da "cinsiyet özgürlükçü" ve bilumum sapkın ilişkileri "insan hakları" başlığı altında ele alan ideolojilerin yine "sapkın cinsellikler" kapsamında ele alınması gereken tecavüzcülüğü kınaması ne kadar tutarlı olabilir ki?

Yazarın Diğer Yazıları
Öne Çıkan Haberler