İslam inkılabı'na düşmanlığın asıl nedeni

Mizan Gümüş

1038 kere okundu
16 Ocak 2016 Cumartesi
6739-742-7551-c6eb6ea5yazi.jpg

Dünyanın tek süper gücü Amerika, dünya devletlerini ve toplumlarını temelde iki kısma ayırmaktadır.  Kendisiyle uyumlu, kendisine entegre olanlar ve kendisiyle uyumlu olmayanlar olarak ikiye ayırmaktadır. Kendisiyle uyumlu olmayan devlet, hareket ve toplumları da kendi içlerinde ikiye ayırmaktadır. Dünya görüşü temelinde kendine yakın olanlar ve kendisine zıt olup dünyaya alternatif olanlar.

İran İslam İnkılâbı, tevhidi dünya temelinde İslami ideolojiye sahip tek bir ülke olması ve bu dünya görüşünün etkin olmasındaki payından dolayı başta Büyük Şeytan Amerika olmak üzere işbirlikçilerinin de düşmanlığını üzerine çekmektedir. Büyük Şeytan hakimi olduğu dünyada tevhidi dünya görüşü temelinde İslami bir devletin varlığını kendi geleceği açısından tehdit olarak algıladığı için her zaman İslam İnkılabı'na karşı mücadele içerisinde olmuştur.

İstikbar dünyası açısından İslam İnkılâbı'nın varlığına bile tahammül edilemezdi. Materyalist dünyaya tevhid temelli bir alternatif, materyalist dünyayı sarsmaya ve dünya halklarını tevhidi dünya görüşüne yöneltmeye yetmektedir. İslam İnkılâbı ve onun eşsiz önderi İmam Humeyni (rahmetullahi aleyh) cepheden evrensel istikbara karşı meydan okuması ve ardından aynı kararlılık la İmam Hamenei’nin aynı yolu sürdürmesi "Büyük Şeytanı" ve şeytani düzenleri sıkıntıya sokmuş ve sokmaya da devam etmektedir.

Tevhidi dünya görüşü temelinde oluşan bir devlet yapısı, mevcut dünya açısından tehdittir. İslam İnkılâbı hiçbir şey yapmasa alternatif olması açısından dünya halklarını uyarmaya yetmektedir. İmam Humeyni (r.a) kişiliğinde bir önderlik dünyada, tüm liderler ve devletler açısından katlanılamaz ve kabul edilemez görüldü. Onun mübarek zati varlığı batının oluşturduğu laik dünya telinde oluşturulmuş yapıların sorgulanmasına neden olabilecek durumdaydı. İmam Humeyni (r.a) ve İmam Hamanei'nin yaşamları ve kişilikleri evrensel istikbarın sarsılmasına sebep oluyor. Özellikle İslam dünyasında Müslüman halklara vaziyet eden önderler açısından asla kabul edilemez olarak ele alındı. Bu önderlikler açısında İmam Hamenei gibi olmak mümkün olmadığı için, düşmanlıktan başka çıkar yolu yoktur.

İslami yaşam biçimini esas alan İslam İnkılâbı ve önderleri, bu özellikleriyle kabul edilemez görüldüler. Dünyada İmam Humeyni ve İmam Hamenei gibi liderler olsa bu durum dünya kapilalizmi açısından sorunlara sebep olur. Bu dediğim durum yalnızca İslam İnkılâbı ve devlet olmayla ilişkili değildir. Aynı zamanda İslami hareklerler de ve topluluklar açısından da geçerlidir. Mesela Lübnan Hizbullah’ının evrenselsel istikbarla mücadelesine karşı kullandığı silahı tehlikeli görüldüğü gibi şerefli, izzetli duruşu, tüketim kölesi olmayan bir ahlaki yapısı da alternatiflik oluşturduğu için silahı kadar tehlikeli görülmektedir.

Hak inanç ve yaşam her zaman batıl anlayışı sarsmaktadır. Bundan dolayı batıl ehli hakka ve temsilcilerine karşı mücadele etmektedirler. Hak zati özelliği gereği batılın düşmanlığını ortaya çıkarma özelliği vardır. Batıl cephesi kıskançlık ve düşmanlık üzere olmaya mahkûmdur. Bir çok İslam ülkesinin insanlık ve İslam düşmanın Suud'un öncülüğünde bir araya gelmesinin nedeni Amerikan uşaklığı yapmaktır. Bu uşaklığa onları götüren nedenlerden biride İslam İnkılâbı'nı çekememeleridir. Onun gibi olamayanlar ona düşman olmaktan başka kendileri için bir çıkış yolu bulamıyorlar.

Ülkemizdeki İslamcılık anlayışı ulusalcılığa mahkûm bir özellikte olması münasebetiyle hiçbir İslami ölçüye uymayan Ülkemizde genel olarak birçok cemaat, gurup, yazar ve konuşmacılara bakın evrensel istikbarın borazanı Suud ile aynı hassasiyetlerde buluşuyorlar. Bu kimliksiz, ilkesiz, temelsiz ve insani olmayan yaklaşımlar onların da Amerikan uşağı devletlerle aynı yörüngede harek ettiklerini ortaya koymaktadır. Yemen halkını hergün bombalayan Suud önderliğindeki vahşete ses çıkarmayan Müslüman guruplar, istikbarın köleleridir.

Hz. Yusuf küçük çocuktu ve kardeşlerini de seviyordu. Kardeşleri çok kötü özelliklere sahiptiler. Ama o kardeşler birbirlerine değil de suçsuz Yusuf’a düşman oldular ve Yusuf’u kuyuya attılar. Atmasalar yaşayamazlardı. Kıskançlığın kıskacında kıvranıyorlardı. Ama onların düşündüğü olmadı. Allah, Yusuf’u Mısır’a sultan yaptı. Yusuf da kardeşlerinin yanlışlığıyla ilgilenmedi ve onlara yardımcı oldu. Yusuf’un tüm güzellikleri kuyuya atılmasına engel olmadı. Yusuf güzelliğinin bedelini ödedi. Onların bir hesabı vardı Allah’ın da bir hesabı var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öne Çıkan Haberler