Terörizmin asıl kaynağı tespit edilmedikçe...

Mizan Gümüş

958 kere okundu
28 Mart 2016 Pazartesi
6739-742-7551-c6eb6ea5yazi.jpg

Dünyamız çok büyük terör olayları yaşıyor. Özellikle İslam dünyası daha büyük terör vahşetini yaşıyor. Görünen o ki dünyada terörizm çok büyük çapta can almaya devam edecektir. İslam adına ve İslami kimlikle yapılan bu vahşetlerin kaynağının tespit edilememesi, vahşetlerin önüne geçilebilmesini engellemektedir.

Gerek İslam dünyasının çoğu,  gerekse Müslüman olmayan insanlığın çoğu dünyada vahşice ortaya konan terörün kaynağını anlayacak bilgi ve bilinçten yoksundur.  Bu vahşi terörün kaynağı tespit edilene kadar da bu vahşet devam edecektir. Vahşi terörün bir inanç ve fikri temelinin olduğunu, her bir eylemin bir inanç yapısıyla alakasının olacağını anlamayanların terörün kaynağını görmeleri mümkün değildir.

Dünyada sergilenen insanlık dışı bu terörün yapısını ve kaynaklarını bilme noktasında Şii Müslümanlar sorun yaşamıyorlar. Terörün asıl hedefinde olan Şii Müslümanlar terörü kusursuz tanıyabiliyorlar. Zamanımızdaki terörün tüm tarihi kökenlerini tanıma ve teröristlerin inanç yapılarını anlama ve bu inanç yapılarıyla eylemleri arasındaki bağlantıyı tanıma noktasında Şii Müslümanlar tam bir basiret üzereler. Bunları tespit etmek ve ifade etmek için Şii olmak da gerekmiyor.

Terörün kaynağını tespit noktasında Müslümanlardan, İslam adına konuşan ve yazanların akıl dışı ve vakıalarla alakası olmayan yaklaşımlarına şahit oluyoruz. İslam adına ortaya konan terörü, izah edemeyenler,  ya vahşeti mazur gösterecek açıklamalar ya da terörü Müslümanlarla irtibatlandırmadan izahlar yapılıyor. “Müslümandan terörist olmaz” gibi anlamsız izahlar ortaya konmaktadır.

Müslümanlardan her zaman teröris çıktığı gibi bugün dünyada en büyük terörör faaliyetlerini de maalesef Müslümanlar ortaya koymaktadırlar. En vahşi terör örgütleri (IŞİD, Nusra, Boko Haram…) Müslümanlardan oluşmaktadır. Bu örgütlerin elemanlarının tümü Sünni dünyanın çocuklarıdır.  Sünni dünya bu gerçekliğe bir izah getirememektedir. Sünni dünyada İslam adına konuşan yazanlar eğer sorumlulukla iş yapacaklarsa neden Sünni dünyanın evlatlarının bu kadar vahşi terörist olduklarını izah etmelidirler.

Sünni dünya eğer bu terör örgütlerini izah edemezse, Sünnilikte bu vahşet enkazının altında kalacaktır. Dünya Müslümanları ve insanlık Sünniliği terörle eş anlamlı olarak ele aldığı yerde Sünniliğin,  Sünni dünyada bile geleceği olamayacaktır. Tekfirci terör Şii dünyaya zarar verirken inadına susan ya da teröristlerden yana konuşan Sünni İslamcılar, tüm insanlığı tehdit eden “kızgın Sünni gençlerin” vahşetlerinin zararlarından nasiplerine düşeni alacaklardır. Suriye’ye tahmil edilen savaşta bu vahşi terör örgütlerini destekleyen İslamcıların İslam’la da insanlıkla da ilişkisi kesilmiş olacak. Artık bundan sonra bu guruplar İslam adına varlık gösteremeyip bitiş içerisine gireceklerdir.

Tekfirci terörü, içerisinde bulunulan şartlarla izah edenlerin, bu izahlarının akılla kabul edilebilir yanları yoktur. Mesela IŞİD’i izah ederken Irak merkezi hükümetinin ya da Suriye devletinin tutumuyla izah etmek mantıkla alakası olmayanların açıklamalarıdır. Dünyada Müslümanların yaşadığı şartlar ortadadır. O zaman her yerde tüm Müslümanlardan teröristler çıkmalıydı. Neden Şii dünya yaşadığı her tür olumsuzluğa rağmen terör faaliyetleri mesela vahşi intihar saldırıları yapmıyorlar?

 

Vahşi terörün asıl kaynağı, bu teröristlerin inanç biçimleridir.

Tüm vahşet olayları, inanç biçiminden kaynaklanıyor. Bakın tüm terör gurupları İbni Teymiye’yi okumakta ve sevmektedirler. İnançları onları başkalarını öldürmeyi emrettiği gibi, bu kadar vahşileşmeyi cihat olarak ele almalarına sebep olmaktadır. Terör faaliyetine katılamamış olan fakat bu örgütlerin iman biçimine sahip olan çok sayıda İslamcı var. Bu İslamcıların terör yapanlardan farkları, onlar kadar imanlarıyla amel edecek noktaya gelememeleridir. Biraz daha imanlarını güçlendirecek olsalar bunlarda bu örgütlerde olabilirler. Çünkü iman biçimleri ayndır. Mesela bunlarda İbni Teymiye’nin fikirlerini onaylamaktalar.

 

Dünyadaki tekfirci teröristlerin yetişmesi ve organizesinde Suud terörün merkezi konumundadır.

Elbette Suud’un akıl hocalığında İngilizlerin ve Büyük Şeytan’ın destekleri bilinmeyen bir konu değildir. Dünya insanlığı terörün merkezini ve destekçilerini bilmeden ve şiddetli bir şekilde bunları mahkûm etmeden terörle mücadele edemez ve çok bedeller ödeyecektir.  Avrupa’da meydana gelen terör olaylarında Avrupa halkları kahrolsun Suud ve destekçisi İngiltere diyemiyorsa terörle ilgili hiçbir bilgileri yok demektir.

İslam dünyası eğer teröre karşı söz söyleyecekse önce terörün kaynağı olan Suud’a kahrolsun demeyi bilmelidir. Eğer teröre karşı olunacaksa terörün asıl kaynağı olan inançlara karşı olunmalıdır. Terörün kaynağını görmeyen dünya insanlığı çok bedeller ödeyecektir.

Tekfirci terör insanlık için çok büyük bir tehlikedir. Tekfirci teröre karşı mücadele edenlerin kıymetini insanlık anlayıp itiraf edeceklerdir. Tüm Müslümanlar ve dünya halkları Hizbullah’ın tekfirci teröre karşı verdiği mücadeleyi saygıyla selamlayacaktır.

 

Öne Çıkan Haberler