İktidar mı haklı, gözü aç sihirbazlar mı?

Bahir Aydın

588 kere okundu
30 Haziran 2016 Perşembe
9882-c6eb6ea5yazi.jpg

“BOP'un eşbaşkanıyım” diyerek, BOP ile nikâh kıyılma sürecinde, bu nikâhı meşru ve geç kalınmış bir nikâh hatta bu nikâhın kıyılmaması halinde bu ilişkinin zinaya dönüşebileceğine inandığınız için kıyılan nikâhta müftü, imam, belediye başkanı, şahit ve düğüne iştirak eden davetliler topluluğunu da üstlenmiş olan siz zatı pek muhterem milli, muhafazakâr, dinci, “devrimci”, “İslamcı” idrak yoksunu beyler;

O gün kıyılan nikâhtan sonra, dünyaya özellikle Ortadoğu ve ülkeye “nur-ihale” topu gibi gelecek cismin, cinsiyetini, nesebini, menşeini, kişiliğini, görev ve misyonunu, vahşiliğini, hesabını, tutacağı tarafı, bereketsizliğini düşünmek ve hesap etmek yerine;

Dernek kurma yarışına, vakıf kurma hesabına, ihale almaya, milletvekili seçme ve seçilmeye, iktidar partisinin il ve ilçe başkanı olmaya, görevde yükselmeye, bürokrat olmaya, devlet kadrolarına yerleşmeye, atanmaya, seçilmeye, iktidarın parçası olmaya, iktidara yaranmaya, iktidar da olmayan iyi hasletleri varmış gibi göstermeye, kötü hasletleri görmemeye, söylenen her cümleye alkış tutma hastalığına düşmeye, utanmadan para istemeye, servet biriktirmeye, vakıf ve dernek binalarının temelini atmaya, boş arazileri mülkünüze geçirmeye, gazete ve dergi çıkarmaya, TV kanalları ve internet siteleri açmaya, devletten gazete ve TV'lerinize reklam almaya…

Parayla tanışmanın zevkini çıkarmaya, sıfır araçları altınıza çekmeye, bayan sekreter tutmaya, örtülü kadınlarınızı eve hapsedip, sarı saçlı, … medeni(!) bayanlarla gizli imam nikâhı kıymaya, onlarla Avrupa turlarına çıkmaya, beş yıldızlı otellerde sabahlamaya, tatil beldelerinde olmayan yorgunluğunuzu atmaya, asgari ücreti bile hak etmiyorken milyarlarca maaşla terfi etmeye…

Deniz kenarlarında, lüks restoranlarda loş ışıklar altında hafif müzik eşliğinde masaları mumlarla süslenmiş ve masalara sığmayan çeşit çeşit yemekler yerken “İslâm devletlerini” kurmaya, “devrimler” gerçekleştirmeye, pencere ve kapılarında toz geçiren evlerinizden hicret edip milyon dolarlık villalara taşınmaya, bazılarınızın bir evi bile yokken şimdi bırak bir ev sahibi olmayı, yazlık ve kışlık eve sahip olup bu da yetmezmiş gibi ayrı ayrı il ve bölgelerde ev almaya…

Aile mezarlıklarına korumalar ve özel şoförlerle ziyarete gitmeye, her akşam canlı TV ekranlarına çıkmaya, tirajı yüksek gazetelerde köşe yazıları yazmaya, büyük siteler de editör olmaya, TV ve gazetelerin genel yayın yönetmeni olmaya, büyük şirketler kurdurup resmi olmayan ortaklık yapmaya, inşaat sektöründe patron olmaya, medyayı yönlendirmeye, masa, nisa ve kasada yarışmaya, güç ve kuvvet sahibi olma adına babasının ayağına bile çelme atmaya, danışmanlığa, yükselmeye, çocuklarını en iyi üniversitelere para ve etiket kullanarak yerleştirmeye, el arabasını bile hak etmemesine rağmen evdeki nüfus sayısına göre, hatta beşikteki bebeğe kadar araç filosuna sahip olmaya, sağlığın “s”sini bilmemesine rağmen özel medikal ve hastane açmaya, kendi geleceğinden ziyade yedi sülalesine yetecek kadar servet edinmeye, kara lastiği hak etmezken, günlük ayakkabı giymeye, en lüksünden yeme ve içmeye, en kalitelisinden giyinmeye, iki kelimeyi bir araya getiremezken “önder”, “kanaat lideri” ve “aydın” olmaya… uğraş veren ve de istediklerinin hepsine kavuşan sizler;

Hak etmediğiniz yerlere geldiniz!

Hak etmediğiniz konumlara yükseldiniz!

Hak etmediğiniz paralara sahip oldunuz!

Hak etmediğiniz etiketlere sahip oldunuz!    

Hak etmediğiniz refaha ulaştınız!

Hak etmediğiniz saray ve villalarda yaşadınız!

Hak etmediğiniz yaşam şartlarına kavuştunuz!

Hak etmediğiniz itibara sahip oldunuz!

Hak etmediğiniz mala mülke malik oldunuz!

Hak etmediğiniz iltifatlara muhatap oldunuz!

Hak etmediğiniz halde tüm bunları elde ederken kendi becerinizin değil, yalaka ve yüzsüzlüğünüz sonucu buralara geldiniz.

Şimdi de gerçek yüzünüzün ortaya çıkmaması için; cılız bir sesle “yok İsrail ile anlaşmak ümmete ihanettir”, “yok Mavi Marmara olayını tasvip etmiyoruz, itiraz ediyoruz” diye kıvranıyorsunuz.

Hafifçe size dokundurulunca da İslami endişeler taşıyormuş gibi davranmanız çok komik beyler.

Birileri “Ben BOP'un eş başkanıyım” derken,

Sizler,

BOP'u halifelik, ümmetin beklediği kurtarıcı, Mehdi mi zannediyordunuz?

İlahî bir kurtarıcı olarak mı görüyordunuz?

Gerçi tarikatınızdan/cemaatinizden bir “kurtarıcı” çıkaramayışın ezikliğini yaşadığınızı da biliyoruz ya o da ayrı bir dert.

Şimdi kalkıp iktidarı eleştiriyorsunuz.

 

Vallahi de billahi de “iktidar” haklı sizler haksızsınız.

İktidarın bu hale gelmesinde de sizin suçunuz var. Müsebbibi sizlersiniz.

Sizler olsa olsa;

Firavun'un sihirbazları,

Vücudunuzun su ihtiyacını, tükürdüğü tükürüğü yalamakla gideren yüzsüz,

Vücudunuzun açlığını, mazlum ve mağdurların kanıyla doyuran vampir,

İhtiyacınız olan giyinmeyi, yetimin ve fakirin hakkını gasp ederek, ateşten gömlek giyen paraperest,

Ticaretinizi, geçiminizi, din üzerinden yapan Belam bin Baura,

Ve emzikli bebeklerin katili Siyonistlerle dost ve kardeş,

Ortadoğu ve ülkede dökülen kanların içinde yaşam sürmeye çalışan leş kargalarısınız.

 

Fakat Allah şahit ki, döktüğünüz ve sebep olduğunuz kanda boğulmanıza az kaldı. İlahi adalet er ya da geç tecelli edecektir.

 

 

 

Öne Çıkan Haberler