Haydin hayırlı işlere...

Abbas Yılmaz Kadıoğlu

174 kere okundu
3 Şubat 2019 Pazar
2296-Abbas (1).jpg
Bismillahirrahmanırrahıym 
 
1. Tan yerinin ağarmasına andolsun,
 
2. On geceye andolsun,
 
3. Çifte ve teke andolsun,
 
4. Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).
 
5. Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır.
 
6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Âd'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, 
 
vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
 
11-12. Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
 
13. Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.
 
14. Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir.
 
15. İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der.
 
16. Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der.
 
17. Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.
 
18. Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
 
19. Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
 
20. Malı da pek çok seviyorsunuz.
 
21. Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman,
 
22,23. Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer hatırlar).
 
 Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?
 
24. "Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" der.
 
25. Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
 
26. Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.
 
27. (Allah, şöyle der:) "Ey huzur içinde olan nefis!"
 
28. "Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!"
 
29. "(İyi) kullarımın arasına gir."
 
30. "Cennetime gir".
 
Uyanıyordu herşey; bitkiler, dağlar, hayvanlar uyanıyordu. İnsan, şafağın geceyi gönderen aydınlığı ile ümitlerin kaynağı oluyordu. Gecenin sükuneti, tefekkürün kuşatıcılığında, tezekkür ve tedebbürün hikmetinde, gelecek olanın müjdesinde hazırlanıyordu. Gecenin sükuneti, sabahın faziletine yüklediği tüm değerlerin hareketinde ortaya konulacak eylemlerin sahih imanın, salih amelini inşa ediyordu. 
 
Bir imtihan alanına gönderilen insan, ortamın tabî kanunlarının bilgisi ile donanıyor, diğer tüm mahluktan müstesna bu özel donanımının gerekliliğinde davranması bekleniyordu. Verili bu alemde söze, kaleme tek muhatap mahluk insandır. Sözün söylendiği, kalemin zapt ettiği değerler manzumesi vahyin gelişi ile insan olma içkinliğinde sorumluluk alıyor, mukâfat ve ceza arasındaki hikmetin evresinde insan var oluş mücadelesine girişiyordu. Aklın varlık aleminde insanı hayvan özelliğinin görünmez kılan ve etkisini yok eden hikmetinin derinlikleriyle insan, zamanın icerisinde medeniyetler ve tarihin etkisini inşa ediyordu. 
 
İlk insandan bu güne, tüm zamanın kıvrımlarında kendi izini sürerek var oldu. Bilginin akıl süzgecinde tecrube edilerek gözlem, ölçüm ile akli delillerin ışığında var olduğu alanı muhatap olduğu bilgiyi anlamaya çalışıyor, bu süreci kendi olgunluğu ve kemaline evrilterek insan olma istidadını kavrıyordu. Akıl hayvanı insan yapan en değerli vergidir. Öyle ise ne gecenin sessizliği ne de gündüzün aydınlığı insanın bu alemdeki seyrinde yönlendiren etkisinden öte yönlenen özelliğe sahiptir. Şafağın sökmesi tabî alemin kanunları açısından nasıl asla bağlı olarak varsa, insanın aklı, varlığının gerekliliği nerede nasıl davranacağını kendi kabiliyeti istidadında meydana getirmesi hikmete, bilgiye bağlı gelişmektedir.
 
Ezcümle ne için, nasıl yapıyoruz, bizlere etkisi nedir? Olanı tüm mesuliyeti üzerimize alarak ortaya koyduğumuzdan, ortaya çıkan sonuçlar bizim etkimizin sonuçları dışında birşey değildir. İnsan neyi ne zaman nasıl yapacağını tesbit ettiği sürece mükafat ve ceza üzerinden ölçülebilir değerlere ulaşır. Durmak, yürümek, konuşmak, yazmak, yapmak, insanın yapabileceği tüm eylemlerin mesuliyetinde kendini, istidadını tesbitinden sonra karar vermesi, oluşması ve sonuçları açısından tüm etkilerinin sorumluluğunu taşıyacağı gerçekliğinde olmasıdır. Bireylerin eylemlerinin sosyal açıdan tüm toplumun üzerinde etkisinin  hesaplanması kaçınılmaz gerçekliği aklın ulaştığı ölçülebilir değerlerdendir. Bizler akli sonuçlarımızı ölçülebilir değerlerin ışığında vahyin öğretisinin laboratuvarında analiz ederek ortaya koyma sorumluluğumuz hukukun üstünlüğü, sınıfsal değerleden arınmış, adil paylaşımın iktisadında, adil yöneticiliğin önderliğinde direniş siyaseti ile sorumluluğumuzu tesbit ederek amellerimizi, eylemlerimizi inşa etmek dışında görevimiz olamaz.
 
Öyle ise; bugün şafağın sökmesi ile sorumluluğumuzun gereğini yapmak, gecenin sessizliği, dinginliği sonrasında bir gerekliliktir.
 
HAYYA ALA HAYRİL AMEL...
Öne Çıkan Haberler