ken-Loach-1024x514.jpg

İngiliz Yönetmen Ken Loach: Filistinlileri desteklemek adaleti desteklemektir

Sadece gerçekleri anlatmalısınız. Sadece gerçekleri anlatın.. İsrail etnik temizlikle kuruldu.. İnsanlar eninde sonunda Filistinlileri desteklemenin adaleti ve insan haklarını desteklemek olduğunun farkına varacak.

23 Kasım 2017 Perşembe
Ünlü yönetmen, Holokost inkarına “sahte meşruiyet” verdiği yönünde The Guardian ve New York Times'ta çıkan son iddialara yanıt verdi.
 
The Guardian'dan Jonathan Freedland ve New York Times'tan Howard Jacobson'ın Loach aleyhindeki  son iddialarının ve aynı gazetelerin kendisine nitelikli bir yanıt verme imkanı tanımamasının ardından yönetmen Ken Loach, Transnational Institute'ten Frank Barat'a Filistin'e  ve toplumsal adalet için tutum alırken saldırıya uğrayanlara dair konuştu.
 
 
Frank Barat: Filistin sorunu hakkında tutum aldığınız için son günlerde saldırıya uğruyorsunuz. Aslında siz 1980'lerin sonundaki Perdition oyununuzdan bu yana saldırıya uğruyorsunuz. Sizce bugünlerde Filistin halkıyla dayanışma tutumu almak daha da zorlaşıyor mu?
 
Ken Loach: Bence hayat devam ediyor. Sizin bahsettiğiniz Perdition oyunu, Manchester işçi sınıfından mükemmel bir yazar ve müthiş bir sosyalist olan Jim Allen tarafından yazıldı. Allen bu oyunda İkinci Dünya Savaşı sonlanmadan hemen önce Macaristan'da yaşananları yazdı. Siyonist Rudolph Kastner bir anlaşma yapar: Bir grup Yahudi'nin kaçışına ve trenlerle Filistin'deki yerleşime gitmelerine izin verilirken diğer yüzbinlercesine son durağı bilmeksizin ölüm kamplarına götürülmek üzere trenlere binmeleri söylenir. Oyun bunu tartışıyordu.
 
Bu konuyu ele aldığımız için bile saldırıya uğradık. Antisemitikleri, ırkçıları ve yüzyıllardır süren kan davalarını onaylamadığımız için saldırıya uğradık. Yazarın tiyatrosu olarak büyük bir üne sahip olan oyun, Kraliyet Mahkemesi tarafından sansürlendi. Tabii ki de her zaman olduğu gibi savunmamıza gelen insanlar Yahudilerdi. Oyunun ne ile ilgili olduğu gerçeğini görebilenler Yahudilerdi. Onlar oyunu çok iyi bir şekilde savundular. O günden beri eleştirilerin hedefindeyim. Ve öyle görünüyor ki, her ne kadar herkes için insan haklarını savunuyor ve Filistinlilerin de herkes gibi kendi topraklarında barış ve güvenlik içinde yaşamasını istiyorlarsa da, Filistinlilerden yana tutum alan herkes taciz edilecek.
 
Bu gittikçe de daha zor bir hal aldı ve bence problem bizim hükümetlerimizin –ABD, İngiltere ve Avrupa'nın genelinde- kolektif bir biçimde İsrail'le yaptıkları anlaşmalarla Filistinlilerin üzerinde baskı oluşturma konusunda anlaşmaş olması. Elbette ki en büyük mesele ticaret anlaşmaları. Kültürel ve sportif meseleler de cabası. İsrail Avrupa futbol turnuvalarında bile oynuyor. Bu tuhaf. Mısır, Lübnan, Cezayir, Fas oynamıyor. İsrail Ortadoğu'da. Avrupa şarkı yarışması şöyle dursun, Avrupa futbol turnuvasında ne işi var? Bir sürü ülke bu yarışmada olmamak  için çok fazla para dökerdi. Ama işin sırrı isminde; Avrupalı. Neden İsrail burada? Biz yanıtı biliyoruz: Bu İsrail gerçek bir Batı demokrasisi dir demek için yapılan kültürel saldırının bir parçası.
 
Elbette ki biz; İsrail'in uluslararası yasaları ve Cenevre Anlaşmasını çiğnediğini, insanların topraklarını çalarak Filistinlilerin yaşamlarını katlanılmaz hale getirdiğini biliyoruz. Fakat İsrail'in hukuksuzluğuna karşı kampanya güç topladığı ve boykot hareketi de aynısını yaptığı için İsrail ve onun Batı'daki destekçilerinin boykotun yasadışı olduğuna dair tartışmalarla, Filistinliler için ayağa kalkan herkesi kötüleyen bir saldırısı mevcut. Yani evet gittikçe zorlaşıyor.
 
 
Şu anda, BDS aktivistleri boykotu destekledikleri için cezalandırılmış, Moshe Machover gibi insanlar anti-Siyonizme dair yazdıkları için İşçi Partisi'nden atılmış, siz ve Roger Waters anti-semitist olmakla suçlanmış durumda ve Tony Blair İslamcılarla sol arasındaki ittifak hakkında konuşuyor. Burada bir model görüyor musunuz? Noktaları birleştirebilir misiniz?
 
Sanırım hepsi İsrail'i eleştirmeyi kabul edilemez kılmak için düzenlenen kampanyanın bir parçası. İsrail'in uluslararası hukuku ihlal etmesinin üzerine bir perde çekmek ve İsrail ve Siyonizm eleştirilerini anti-semitik görmek gibi. Moshe Machover gibi dürüstlük timsali bir akademisyeni anti-semitik olduğu fikriyle İşçi Partisi'nden atmak garip.
 
Burada bir model de var. Sıklıkla liberal bir gazetenin oldukça ılımlı bir dille ilk hamleyi yaptığını ve ardından aşırılık yanlılarına anti-semitik terimini kullanmanın kapılarını açtığını görürsünüz. Bu vakada, The Guardian'daki Jonathan Freedland tarafından Holokost inkarına “sahte meşruiyet” vermekle suçlandım. Tabi ki de böyle bir şey yapmadım. Biri, bir başkasının yaptığı başka bir röportajdan alıntı yaptı. Ne söylendiğini bilmiyordum, savunmam gereken veya kınamam istenen şeyleri bilmiyordum ve sadece genelleme yaptım. Ve bu sözler Holokost inkarını hoşgörmeyi önerdiğime yorulmuş. Tabii ki de etmiyorum. Holokost İkinci Dünya Savaşı'nın gerçek tarihi bir olayıdır. Ama tarih tartışılamaz fikrini yanlış buluyorum. Holokost müzeler, filmler, gazeteler, kitaplar aracılığıyla tartışılagelmiştir ve tartışılmaktadır da. Savaş da böyle, faşizmin yükselişi de böyle, faşizmi kimin desteklediği de böyle; ancak bu ucu büyük şirketlere dokunacağı için bu daha az tartışılıyor.
 
Yani ilk hamlede ılımlı bir dil vardı ve daha sonrasında siz de benim de henüz bugün keşfettiğim New York Times'ta yazan İngiliz yazar Howard Jacobson'ın Brighton'daki İşçi Partisi konferansında bile “nefret kanı akıyor” sözleriyle nasibinizi aldınız. Kan akıtmak gibi ifadeler kışkırtıcı, tahrik edici ve bu saldırılarda hedef gösterilen herkese karşı öfke uyandırtır. En ciddi kısmı ise yazının sonundaki şu sözler: “Israr edilmesi gereken şey Siyonizm'in – sebep olduğu politik olaylar değil, fikri bakımından – Yahudi düşünce ve hayal gücünün ayrılmaz bir parçası olduğudur. Siyonizme karşıyım Yahudilere değil diyenler ise bilmece gibi konuşuyorlar. Başka bir deyişle: Eğer Siyonizmi eleştiriyorsanız Yahudileri eleştiriyorsunuzdur ve anti-semitiksinizdir.” Bu hepsi içinde en tehlikeli düşüncedir ve ürkütücüdür. Bildiğim kadarıyla Siyonizm 19. yüzyıl ideolojisiydi. Ama Yahudiler bundan önce de Siyonizm'den önce de vardı.
 
Bunların hepsi çok tehlikeli çünkü Siyonizm'e İsrail yol açıyor ve İsrail'i eleştirmek – sadece mevcut politikalarını değil kuruluşunu da- anti-semitik hale geliyor. Ama elbette ki İsrail'de ve İsrail'in dışındaki birçok Yahudi aslında Siyonizm'e karşı, İsrail'in yaptıklarına karşı Filistinlileri destekliyor. Jacobson, İsrail için kritik bir ortamda “anti-Siyonist bir İsrailli bir kahramandır” diye yazıyor. Tabii ki de bunu ironi olarak söylüyor. O, aslında Yahudi kökenli ve ne düşündüğünü açıkça söyleyecek cesareti olan İsrail ve İsrail dışındaki cesur insanların da kınananması için ayaklarının altına karpuz kabuğu atmaya çalışıyor. Bu iş böyle ilerler: Önce ılımlı bir saldırı ve sonra şiddetli bir saldırı.
 
 
Bütün bu olanlara nasıl karşılık verebiliriz? Eğer bu dayanışmaya dönük bir saldırı ise dayanışmayı nasıl yeniden inşa edebilir ve ilerletebiliriz?
 
Sadece gerçekleri anlatmalısınız. Sadece gerçekleri anlatın. Sizin de arkadaşınız olan ve benim büyük sevgi duyduğum bir isim olan İsrailli tarihçi Ilan Pappé, akademik bir titizlikle yüzbinlerce Filistinlinin topraklarından edilmesini tüm detaylarıyla anlatıyor ve bunu Filistinlilere yönelik etnik temizlik olarak tarif ediyor. Bu tarihi bir olaydır. Kanıtlara baktığınızda bu sorgulanamazdır. Önümüzdeki yıl İsrail'in kuruluşunun 70. yılı. Biz şu gerçeği belirtmek zorundayız: İsrail etnik temizlikle kuruldu. İsrail'in nasıl kurulduğunu ve kurulduğundan beri yürüttüğü politikaların sonuçlarını açıklamak zorundayız. Cenevre Anlaşması'ndaki uluslararası hukuk kurallarına uyulmasını talep etmemiz gerekir. Sadece gerçekleri anlatın.
 
İnsanlar eninde sonunda Filistinlileri desteklemenin adaleti ve insan haklarını desteklemek olduğunun farkına varacak. Örgütlemek, kendini insanların bir arada barış için yaşamasını destekleyen insanlar olarak tarifleyenlerin bunu da desteklemesini talep etmek zorundayız. Onlara artık gerçekleri bildiklerine göre Filistinlileri nasıl desteklemiyor olduklarını sormamız lazım.
 
 
Frank Barat
roarmag.org
Çeviri:Tuğçe Özçelik
sendika.org
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler