344078-trump-a-kotu-haber-basi-simdi-dertte-5b7c8e1bb5c94.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Amerikan derin devleti karşısında Trump'tan geri adım, Neo-con'lar geri geliyor

Amerikan derin devleti karşısında Trump'tan geri adım, Neo-con'lar geri geliyor

Amerikan derin devleti karşısında geri adım atan Trump, başkanlığını kurtarmak karşılığında seçim vaatlerinden vazgeçiyor. "Amerikan müesses nizamı" ve ana hatlarını belirlediği politikaların uygulayıcısı olarak Neo-con'lar ipleri ele geçiriyor. Bu en azından Amerika'nın dış politikalarının geleceğini öngörmek noktasında bu güne ait bir bağlam olarak değerlendirilebilir.

29 Ocak 2019 Salı
İNTİZAR - ABD Başkanı Donald Trump, başkan seçilmeden önce seçim vaatleri ile oldukça dikkat çekmişti. O dönemde bilinen Amerikan politikaları ile tezat oluşturan bu vaatler üzerinden yapılan değerlendirmelerde Trump'ın kazanması halinde ABD'nin politikalarının temelden değişme ihtimaline dair vurgular dikkat çekmekteydi.
 
Donald Trump, biraz da beklenmedik bir şekilde seçimi kazandıktan sonra yine en çok üzerinde konuşulan "Amerikan müesses nizamı" ile yeni seçilen Başkanın politikaları arasındaki tezat ve bu sebeple meydana gelen kavga belirgin bir şekilde dikkat çekti.  Elbette Donald Trump bir iyilik meleği olmadığı gibi, belki de "Amerikan müesses nizamı"nın politikalarından daha sevimli bir siyasetin de sahibi değildi ama Trump'ın siyasetindeki öncelikler Amerikan politikalarında hatırı sayılır değişime işaret ediyordu.
 
Seçimi kazandıktan sonra Trump vaatlerini hayata geçirme gayreti gösterdikçe "Amerikan müesses nizamı" tarafından sürekli engellendi, devamlı bir şekilde tabiri caiz ise "Amerikan derin devleti" tarafından önceden şekillendirilen temel Amerikan politikaları ana hattına doğru çekildi.
 
Bu süreçte Amerikan devlet yönetiminde ortaya çıkan eşgüdümsüzlük daha önce görülmedik bir şekilde çıplak gözle tespit edilebilir hale geldi. Amerikan başkanlarının dünyanın geri kalanında şeytanilikleri bilinen bir şeydi belik ama bu kez Trump kendi ülkesinde şetanlaştırıldı. Bir başkan olarak muazzam bir algı operasyonuna maruz kaldı. Onunla ilgili ne kadar kirli çamaşır varsa ortaya döküldü.
 
Bütün bunlara rağmen Turmp seçim vaatlerinin, en azından İsrail ile birlikte onun güvenliği ve en büyük düşmanı olan İslami İran ile birlikte Direniş unsurları hakkında olanlarını hayata geçirmek noktasında sorun yaşamadı. Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması anlamına gelen Amerikan büyükelçiliği Kudüs'e taşıdı, Filistin davasının yok edilmesi anlamına gelecek bir şekilde Arap ülkelerini İsrail'in yanında yer alacak şekilde zorladı, İran ile yapılan nükleer anlaşmayı yırtıp attı, İran'ı yalnızlaştırma politikalarına ağırlık verdi, hatta saldırabilmek için İran karşıtı bir cephe oluşturmak noktasında büyük enerji sarfetti... vs. 
 
Trump'ın seçim sloganı olan "önce Amerika" ile ifade ettiği Amerika'nın dünya jandarmalığından ayrılıp kendi içine dönmesi noktasındaki vaatlerine gelince bu kez büyük bir dirnçle karşılaştı. Zira bu noktada "Amerikan müesses nizamı" farklı düşünüyordu. Öncelikleri farklıydı.
 
Aşağıya yazısını alıntıladığımız Thierry Meyssan ta başından beri bu farklılığa vurgu yapan yazılar kaleme aldı. Hatta yazılarında Amerikan derin devletinin dünyayı ikiye ayıran, içerisinde ABD'nin de olduğu Avrupa ülkeler ile birlikte, dünyanın geri kalan kısmını istikrarsızlaştırılmasına dayanan planlarına dikkat çekti. Bahse konu yazar Donald Trump'ın gelişi ile birlikte bu planların rafa kalkabileceğine vurgu yaptı. Fakat anlaşılan o ki Trump başkanlığını kurtarabilmek için "Amerikan müesses nizamı" ile uzlaşmak durumunda kalmış, sürtüşmekten -en azından bir süreliğine- vazgeçmiş görünüyor. Bu ise Amerikan derin yapısının dünyanın geri kalanı üzerinde kaos rüzgarlarının yeniden estirilmesi ile ilgili bir sürecin başladığına, istikrarsızlaştırıcı politikaların daha yaygın bir şekilde tekraren uygulamaya konulacağına işaret ediyor. Bu çerçevede Neo-con'ların yeniden ipleri ele geçireceğine dair işaretler söz konusu. Bu ise nispeten Amerikan politikaları ile ilgili bir ton farkının ortaya çıkacağına işaret ediyor. 
 
Donald Trump vazgeçmek zorunda mı bırakıldı?
 
Başkan Donald Trump, ABD siyasetini değiştirmekten vaz mı geçti? Ülkesinin eski egemen sınıfına boyun mu eğdi? Yönetim son iki ay boyunca, AfriCom, CentCom ve SouthCom'un çerçevesini yeniden belirledi. Pentagon'un birinci askeri komutanlığına, Afrika kıtası üzerinde Çin projelerine karşı mücadele etme izni verildiği; ikincisinin Genişletilmiş Ortadoğu'nun Araplar ve Acemler arasında bölünmesi ve üçüncüsünün ise Karayipler Havzasındaki devlet yapılarının imhası sürecine yöneldiği anlaşılıyor. Bu yeni misyonlara Neo-con'ların geri dönüşü eşlik etmektedir.
 
 
Başkan Trump, 6 Kasım 2018'deki ara seçimlerden beri, çok güçlü baskılara maruz kalmaktadır. Federal yönetimler, Meksika sınırındaki duvar yapımının finansmanını da içeren bütçe tasarısına parlamentonun karşı çıkmasından dolayı, 22 Aralık'ta kapatıldı (shutdown). Kriz, ancak 35 gün sonra, 25 Ocak 2019'da çözüme kavuşabildi. Başkan Trump, Demokrat Parti'nin talepleri karşısında, geçici olarak boyun eğmek zorunda kaldı. S&P Global Ratings'e göre, shutdown 6 milyar dolara, yani uğruna para arttırıldığı iddia edilen duvarın maliyetinden daha pahallıya mal oldu [1].
 
Bu dönem boyunca Trump yönetimi, savunma ve dış siyasetini terk ettiği ve ABD emperyalizmine yeniden bağlandığına ilişkin verdiği işaretleri arttırdı. Gayrimenkul girişimcisinin yönetişim yöntemi dikkate alındığında, bu topyekun U dönüşünün sadece göstermelik olması ve bütçe üzerinde varılan mutabakatın sona ereceği tarih olan 15 Şubat'ta yeniden sorgulanması muhtemeldir. Ne olursa olsun, şimdilik birçok veri Donald Trump'ın söz verdiği değişimi gerçekleştirmekten vazgeçtiğini düşünmemize neden olmaktadır.
 
- Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, 13 Aralık 2018'de Heritage Foundation'da, ABD'nin Afrika'daki yeni stratejisinin sunumunu yapıyordu [2]: 
* (1) Ticaretin geliştirilmesi, 
* (2) İslami terörle mücadele, 
* (3) ABD yardımının kullanımının kontrol edilmesi.
 
Bunlardan hiçbiri çok yeni olmamakla birlikte, ticari hedefler, artık eski sömürgeci güçlerle (Fransa ve Birleşik Krallık) bir rekabet mantığı içerisinde değil, uzun uzadıya Çin ve Rusya'ya karşı şiddetli bir mücadele şeklinde sunulmuştur.
 
- 20 Aralık'ta Savunma Bakanı General James Mattis, Başkan Trump'a kamuoyuna da açıkladığı istifa mektubunu sundu [3]. Basında yazılanların aksine, ABD'nin Suriye'den birliklerini geri çekmesi fikrine katılıyor, ancak IŞİD ile mücadele Koalisyonunun müttefiklerine verdiği olumsuz mesaj konusunda kaygılarını dile getiriyor ve buradan hareketle ABD liderliğinin sona erebileceğine dikkat çekiyordu [4]. Kamuoyu önünde alacağı ders olmadığını düşünen Trump, yerine yeni biri bulununcaya kadar görevini sürdürmesine imkan bırakmadan, Mattis'i hemen görevden alır.
 
Bununla birlikte, onun eleştirilerine boyun eğen Başkan Trump geri adım atıyor ve ABD birliklerinin geri çekilmesi sürecinin öngörüldüğünden daha uzun süreceğini kabul ediyordu.
 
- 3 Ocak 2019'da, Kongrenin 116. çalışma döneminin açılışında, Demokrat temsilci Eliot Engels ve Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubbio, birinde Suriye'nin yeniden inşasını engellemeyi hedefleyen benzeri görülmemiş bir bölüm olan iki yasa tasarısı (H.R. 31 [5] ve S. 1 [6]) sundu. Ardından Engels (daha önce 2003 yılında Syria Accountability Act'ı kaleme alan) Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı, James Rich ise aynı komisyonun Senato'da eşdeğerinin başkanlığına seçildi. Senato'daki komisyon da zaman kaybetmeden Suriye'ye karşı yasa tasarısından yana tavır aldı.
 
İki metin, cihatçıların değil ama Suriye Arap Cumhuriyetinin, « Sezar Raporu »nda fotoğraflanan kurbanlara işkence yaptığını iddia ediyor ki, bu da ülkenin yeniden inşasının engellenmesini meşrulaştıracaktır. Senatonun metni, Yahudi devleti Suriye'ye yönelik yoğun bir bombardıman kampanyası yürütmeyi kabul ettiği bir sırada, İsrail'e askeri yardımı destekleyerek daha da ileriye gitmektedir.
 
- 10 Ocak 2019'da, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kahire Amerikan Üniversitesi'ndeki bir konferans sırasında, Genişletilmiş Ortadoğu'ya yönelik yeni stratejisini açıklıyordu [7]. Buna göre: 
* (1) İslami terörle mücadele, 
* (2) İran ve müttefikleriyle mücadele, 
* (3) Bir İsrail-Arap « NATO »su yararına, bölgeden askeri olarak geri çekilmek söz konusuydu.
 
Öte yandan, bölgeyi Araplar ve Acemler arasında bölmenin bugünkü mevcut durumundan daha da tehlikeli sonuçlar yaratacağı gerçeği dışında, her ne kadar daha şimdiden gizlice işbirliği yapan hükümetlere dayanarak bu mümkün olsa da, halkların iradesi çiğnenerek, bir İsrail-Arap askeri ittifakının kurulması olanaksız görünmektedir. Eş zamanlı olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, IŞİD'in Sünni Arap ve Halkın Mücahitleri'nin Acem Şii unsurlarını içeren, İran karşıtı bir terörist enternasyonalini uygulamaya sokuyordu [8].
 
- Aynı gün, 10 Ocak'ta Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Juan Guaido'ya kendi kendini geçici Devlet Başkanı ilan etmesi için işaret veren, Venezuela'ya karşı bir bildiriyi kamuoyuna açıklıyordu [9]. Bunun ardından da tanık olduğumuz anayasal kriz yaşanıyordu.
 
Batı basını ve Venezuelalılar anlaşmazlığı Bolivarcı hükümetin sorgulanması olarak yorumlarken, olaylardan kısa süre önce Pentagon'un, bir zamanlar Afrika Büyük Göller bölgesinde, ardından da Genişletilmiş Ortadoğu'da uyguladığı stratejinin aynısını Karayipler Havzasında yürürlüğe sokacağını duyuruyorduk [10]. Kendi bünyesinde yaşanan uzun tartışmalardan sonra, Rus Dışişleri Bakanlığı da bizimle aynı tavrı benimsiyordu [11]. Moskova, açıklamasında « Venezuela'da kasten ve açıkça tasarlanarak ikili bir iktidarın ve alternatif bir karar alma merkezinin oluşturulması, kaos ve Venezuela devletinin yıpratılmasına yol açmaktadır » diyordu.
 
- 22 Ocak'ta Demokrat Parti, Başkan Trump'a NATO'dan çıkmasını yasaklayan bir yasayı Temsilciler Meclisinde kabul ettirdi [12]. Metin, Eliot Engels'in katkısıyla yazıldı.
 
Bu yasa ara seçim kampanyası sırasında tartışılmamış olsa da, Demokrat Parti tarafından, Obamacare'e ilişkin taahhütlerine göre öncelikli olarak değerlendirildi. Eliot Engels, Temmuz 2018'de, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ile birlikte, İttifak lehinde ortak bir makale kaleme almıştı [13].
 
- 26 Ocak'ta, Mike Pompeo, Neo-con Elliott Abrams'ın Venezüella'ya özel temsilci olarak gönderileceğini açıklıyordu. Oysa Abrams, bundan iki yıl önce, emperyalistlerin dışişleri bakanı adayıydı. Adı, ABD'nin Soğuk Savaş süresince Latin Amerika'da gerçekleştirdiği en kirli gizli faaliyetleriyle birlikte anılmaktadır.
 
Reagan yönetimi sırasında ABD devlet aygıtına dahil edilen Yeni Muhafazakarlık (Neo-con'culuk - ç.n.) Troçkizmin bir biçimidir, dolayısıyla da ideolojik olarak aşırı soldadır. Taraftarları, her siyasi münavebede sürekli olarak soldan sağa ve tersine savrulmuşlardır. Aynı şekilde bugün birlikte hareket ettikleri Donald Trump'ın seçilmesine de karşı çıkmışlardır.
 
Dolayısıyla, her üçüne de ABD halkının değil, ama ulusötesi şirketlerin ve İsrail'in çıkarlarını savunmalarına izin verilerek AfriCom, CentCom ve SouthCom'un çerçevesinin yeniden belirlenmesi söz konusudur. Bu siyasete her zaman ortak olan Neo-con'lar, en azından aralarında en çok öne çıkan biriyle birlikte, geri dönmektedirler.
 
Bu unsurlar, Cumhuriyetçi Parti ve Trump yönetiminin radikal olarak siyaset değiştirdikleri ve terörist örgütlerin devlet yönetmesine izin verilmesinin reddedilmesi haricinde, Demokrat Parti, Başkan Barack Obama ve Hillary Clinton'un, ulusötesi şirketlerin hizmetindeki askeri emperyalizm siyasetine geri döndüklerini doğrulamaktadır.
 
Bu vazgeçişin, Cumhuriyetçi Parti'nin başlıca bağışçıları tarafından not edildiği görülmektedir. Koch Kardeşler, Donald Trump'ın yeniden seçilmesini desteklemeyeceklerini açıkladılar [14].
 
Thierry Meyssan
Çeviri: Osman Soysal
Voltairenet
--------------------------------------------------------------------------------------
[1] “US economy lost at least $6 billion to government shutdown: S&P”, Reuters, January 26, 2019.
 
[2] “Remarks by John R. Bolton on the The Trump Administration's New Africa Strategy”, by John Bolton, Voltaire Network, 13 December 2018.
 
[3] “Resignation letter from James Mattis”, by James Mattis, Voltaire Network, 20 December 2018.
 
[4] “ABD ulusötesi sermaye adına savaşmayı reddediyor”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 25 Aralık 2018.
 
[5] “Caesar Syria Civilian Protection Act of 2019”, Eliot Engels, US House of Representatives, January 3, 2019.
 
[6] “Strengthening America's Security in the Middle East Act of 2019”, Marco Rubio, US Senate, January 3, 2019.
 
[7] “Mike Pompeo's Remarks at the American University in Cairo”, by Mike Pompeo, Voltaire Network, 10 January 2019. .
 
[8] “John Bolton'a göre terörizmin kullanımı”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 22 Ocak 2019.
 
[9] “US Actions Against Venezuela's Corrupt Regime”, by Mike Pompeo, Voltaire Network, 10 January 2019.
 
[10] “ABD, Latin Amerikalılar arasında savaş çıkarma hazırlığında”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 18 Aralık 2018.
 
[11] “Russian Foreign Ministry statement on the developments in Venezuela”, Voltaire Network, 24 January 2019.
 
[12] “House aims to prevent Trump from withdrawing from NATO”, Karoun Demirjian, Washington Post, January 22, 2019.
 
[13] “President Trump, you need NATO more than ever”, Eliot L. Engel & Anders Fogh Rasmussen, CNN, July 10, 2018.
 
[14] “Koch network tells donors it plans to stay out of 2020 race, once again declining to back Trump”, Josh Dawsey and Michelle Ye Hee Lee, The Washington Post, January 24, 2019
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler